Kumar Ve Içki Ile Ilgili Ayetler?

Kumar Ve Içki Ile Ilgili Ayetler
Kumar ayetleri oku, kuran meali dinle

Bakara Suresi, 219. ayet: Sana içkiyi ve kumarı sorarlar. De ki: “Onlarda hem büyük günah, hem insanlar için (bazı) yararlar vardır. Ama günahları yararlarından daha büyüktür.” Ve sana neyi infak edeceklerini sorarlar. De ki: “İhtiyaçtan artakalanı.” Böylece Allah, size ayetlerini açıklar; umulur ki düşünürsünüz; Maide Suresi, 90. ayet: Ey iman edenler, içki, kumar, dikili taşlar ve fal okları ancak şeytanın işlerinden olan pisliklerdir. Öyleyse bun(lar)dan kaçının; umulur ki kurtuluşa erersiniz. Maide Suresi, 91. ayet: Gerçekten şeytan, içki ve kumarla aranıza düşmanlık ve kin düşürmek, sizi, Allah’ı anmaktan ve namazdan alıkoymak ister. Artık vazgeçtiniz değil mi?

Kumar ayeti hangi sure?

Mâide / 91. Ayet Hiç şüphesiz şeytan içki ve kumar yoluyla sizin aranıza ancak düşmanlık ve kin bırakmak, sizi Allah’ı zikretmekten ve namaz kılmaktan alıkoymak ister.

Kuranda içki içmenin cezası nedir?

Ömer zamanında içki içenler çoğalınca o, arkadaşlarıyla istişare etti. Haddin en az miktarı olan 80 değnek vurulmasını kararlaştırdılar (bk. Dârimî, Hudûd,10; A.b. Hanbel, IV, 389). Içki içme cezası uygulanabilmesi için içen kimsenin akıllı, ergin müslüman ve konuşabilen bir kimse olması lâzımdır.

İçki ile ilgili ayetler nelerdir?

15 yıl sonra –

  • Uhud Savaşı’ndan sonraYani, İslam’ın doğuşundan 15 yıl sonra
  • Maide Suresi’nin 90. ayeti geldi:
  • Bilinir ki; Allah yanılmazdır.
  • Bu konu hâlâ tartışmalıdır.
  • “Ne yani Allah’ın hükümleri uhrevi değil, dünyevi midir?”
  • Ramazan ayı gecelerinde sevişme konusunda da ilk ayetlerde yasak varken, sonra bu yasak kaldırıldı.
  • Sonuçta, önceki gece bir arkadaş ramazan ayı boyunca ağzına koymadığı rakısını içti.

“Ey iman edenler! (aklı örten) içki (ve benzeri şeyler), kumar, dikili taşlar ve fal okları ancak, şeytan işi birer pisliktir. Onlardan kaçının ki kurtuluşa eresiniz.”NihayetKur’an bu ayetiyle içkiyi kesin olarak tamamen yasakladı.PekiNeden ilk ayetlerde bu kadar keskin bir ifade yoktu?Madem içki “şeytan işi pislik” ise neden ilk başta yasaklanmadı?Kimine göre, İslam öncesi Arap toplumunda yaygın şarap içme geleneği vardı.

  1. Dinin gayesi de bu değil mi; güzel bir dünya yaratarak hoşgörü içinde kardeşçe yaşamak.
  2. İçiyorsanız da ayarında- az içiniz lütfen

Ve kuşkusuz içki zararlıdır. : İçki yasağı

Islamda içki içmenin hükmü nedir?

Vikipedi, özgür ansiklopedi İslam dünyasında sarhoşluk verici özelliği sebebiyle alkollü içecek kullanımı dinen meşru (caiz, helal) görülmemektedir. İslam mezheplerinin günümüzdeki çoğunluğu alkolün azı veya damlasının kullanımını dahi meşru görmemekteyken tarih içinde farklı mezhepler konuya farklı yaklaşmışlardır.

Kumar Kuranda nasıl geçiyor?

Kumarın haram kılındığını net olarak bildiren şu ayetlerde ise ‘ey iman edenler! Şarap, meysir, dikili taşlar, fal ve şans okları birer şeytan işi pisliktir. Onlardan uzak durun ki kurtuluşa eresiniz. Şey- tan; şarap ve kumar ile aranıza düşmanlık ve kin sokmak, sizi Al- lah’ı anmaktan ve namazdan alıkoymak ister.

Ne istersen Allah’tan iste ayet?

Meallerdeki sıralama bir tercih sıralaması değil alfabetik sıralamadır. Ziyaretçilerimiz takip etmek istedikleri mealleri sol sütundan seçerek ilerleyebilirler. Tercihlerinin hatırlanması için “Tercihimi Hatırla” tıklanmalıdır. Lehu da’vetu-l h a kk (i) (s) velleżîne yed’ûne min dûnihi lâ yestecîbûne lehum bişey-in illâ kebâsi t i keffeyhi ilâ-lmâ-i liyebluġa fâhu vemâ huve bibâliġih (i) (c) vemâ du’âu-lkâfirîne illâ fî d alâl (in) Gerçek dua, ancak onadır.

  1. Ondan başkalarına dua edenlerin duaları kabul edilmez.
  2. Bu çeşit adam, ağzına gelsin diye suya ellerini uzatmış, bekleyip duran adama benzer, su ağzına gelmez onun ve kafirlerin duası, sapıklıkta kalmadan başka bir şey değildir.
  3. Hakk olan çağrı (dua ve ibadet) yalnızca O’na (olan) dır.
  4. Onların (Allah’tan) başka yalvarıp çağırdıkları ise, kendilerine hiçbir şeyle cevap veremez konumdadır.

(Gafillerin ve kâfirlerin durumu) Sadece, ağzına gelsin diye, iki avucunu suya uzatan (ın boşuna beklemesi) gibidir. Oysa (avucunu daldırıp doldurmadıkça) o su ona gelmez. (İşte bunun gibi) İnkâr edenlerin duası da, sapkınlık (ve şaşkınlık) içinde olmaktan başkası değildir (ve boşa gidecektir),

  1. Bütün dua, çağrı ve arayışlar sadece O’na yöneltilmelidir veya gerçek davet yalnız O’nun için yapılır.
  2. Çünkü insanların O’nu bırakıp da yakardıkları öteki varlıklar ve güçler bu yakarışlarına hiçbir şekilde karşılık veremezler.
  3. Öyle ki, onlara yakarıp duran kimsenin durumu, ellerini suya doğru uzatıp, suyun kendisine ulaşmasını bekleyen birinin durumuna benzer.

Halbuki bu durumda su asla ona ulaşamayacaktır. Bunun içindir ki, Allah’tan gelen gerçekleri örtbas edenlerin yakarması, kendilerini sapıklık içinde tüketmekten başka bir sonuç getirmez. Hak davet yalnız O’nun adına, gerçek kulluk, ibadet ve dua yalnız O’na yapılır.

  • O’nun dışında kulları durumundakilerden müşriklerin yalvarıp yakardıkları putlar, hiçbir şekilde onların isteklerini yerine getiremez.
  • Onlar, ağzına su gelsin diye, iki avucunu suya doğru açarak işaret eden kimse gibidir.
  • Onların suya ulaşması mümkün değildir.
  • Ulluk sözleşmesindeki ortak taahhütlerini, Allah’a iman, kulluk ve sorumluluk bilincini şuur altına iterek örtbas edip inkârda ısrar eden kâfirlerin ibadetleri ve duaları, ancak bâtılla oyalanıp durmaktan, boşuna bir gayretten ibarettir.

Gerçek dua ancak O’nadır. O’ndan başka çağırdıkları (dua ettikleri) ise kendilerine hiçbir şeyle karşılık veremezler. Onlar, ağzına ulaşması için suya doğru iki avucunu açan kimse gibidirler. Oysa (böyle yapmakla su) ona ulaşmaz. Kâfirlerin duaları sapıklık içinde kalmaktan başka bir şey değildir.3.Bir başka açıklamaya göre: “Kâfirlerin duaları işte böyle boşa gitmektedir.” Hak olan çağrı (dua, ibadet) yalnızca O’na (olan)dır.

  • Allah’tan başka çağırdıkları ise, onlara hiç bir şeyle cevab veremezler.
  • Onların durumu) yalnızca, ağzına gelsin diye, iki avucunu suya uzatan(ın boşuna beklemesi) gibidir.
  • Oysa ona gelmez.
  • İnkâr edenlerin duası, sapıklık içinde olmaktan başkası değildir.
  • Makbul olan dua, ancak Allah’a olan duadır.
  • O’ndan başka (müşriklerin) yalvarıp durduklaı putlar ise, kendilerine hiç bir şeyle karşılık vermezler.

O kâfirlerin hali, kuyu başında, su, ağzına gelsin diye, suya doğru iki avucunu açıp uzatana benzer ki, su ona yükselip gelmez (çünkü his ve idraki yoktur. İşte putlar da böyledir. Asla fayda veya zarar veremezler.) kâfirlerin dua ve ibadetleri, sapıklıkta ve boşuna yerde olmaktan başka bir şey değildir.

  • Doğru, faydalı, gerçek bir çağrı ve yalvarış, ancak Allah’a yapılan çağrıdır.
  • Allah’tan başka şeyleri çağıranlar, kendileri için hiçbir cevap alamazlar.
  • Onların durumu ancak şuna benzer: Bir adam elini suya uzatır ki, ağzına suyu versin.
  • Fakat asla suya ulaşacak gibi olamıyor.
  • Şüphesiz kâfirlerin dua ve çağrısı, sapıklık içinde bocalamaktan başka bir şey değildir.

Gerçek dua Allah’a yapılır. O’ndan başka yalvardıkları, kendilerine hiçbir cevap veremezler. Bunlar, suyun ağzına gelmesi için avuçlarını suya açan, ancak hiçbir zaman su ağzına ulaşmayan kimseye benzerler. İnkârcıların duası da aynı şekilde boşa gitmektedir.

Hak çağırış Allahındır, ondan başkasına dua edenler, hiçbir cevap alamazlar, ancak onlar iki avucunu suya uzatarak, ağzına götürmek isteyip de götüremiyen kimselere benzerler, kâfirlerin duaları ancak sapkınlıktadır Gerçek dua yalnız O’nadır. (Müşriklerin) Allah’ın dışında yalvarıp durdukları putlar onların hiçbir dileklerine cevap veremezler.

(Onların durumu) tıpkı ellerini suya doğru açıp da ağzına suyun ulaşmasını bekleyen kimse (gibidir). Hâlbuki (suyu ağzına götürmedikçe) su onun ağzına girecek değildir. İşte ayetleri görmezlikten gelenlerin duası/duruşu sapıklık içinde olmaktan başka bir şey değildir.

Eğer dua-duruş Allah’a değil de O’nun dışındaki varlıklara yapılırsa ki bunlar peygamberler de olsa hedef şaşırmış demektir. Zira peygamberlerin geliş, Devamı. Hak’la du’â Allâh te’âlâ içündir. Başka ma’bûdlardan isti’âne idenler beyhûde yalvarırlar. Suyu eliyle ağzına götürmek içün iki elini uzatub da hiç bir vakit muvaffak olamıyanlara benzerler.

Kâfirlerin du’âları dalâletde gâib olur. Gerçek dua ve ibadet ancak O’nadır. O’ndan başka çağırdıkları putlar kendilerine hiçbir cevap vermezler. Durumları, suyun ağzına gelmesi için avuçlarını ona açmış bekleyen adamın durumu gibidir. Hiçbir zaman suya kavuşamaz.

İşte kafirlerin yalvarışıda böyle, boşunadır. Gerçek dua ancak O’nadır. O’ndan başka yalvardıkları ise onların isteklerine ancak, ağzına ulaşmayacağı hâlde, ulaşsın diye avuçlarını suya uzatan kimsenin isteğine suyun cevap verdiği kadar cevap verirler. Kâfirlerin duası daima boşa çıkar. Bu âyette puta tapanlar, kuyu başındaki susamış insana benzetilmektedir.

Elini uzatıp suyun gelmesini isteyen bu kimsenin isteğini, cansız, şuursuz su, Devamı. Dua edilmeye lâyık olan O’dur. O’nun dışında el açıp dua ettikleri şeyler, onların hiçbir isteğini karşılayamazlar. Onlar ancak, ağzına gelsin diye iki avucunu suya doğru açıp yalvaran kimse gibidir.

Halbuki bu yoldan su asla onun ağzına gelecek değildir. Kâfirlerin duası hep boşa gider. El açıp yalvarmaya lâyık olan ancak O’dur. O’nun dışında el açıp dua ettikleri onların isteklerini hiçbir şeyle karşılamazlar. Onlar ancak ağzına gelsin diye suya doğru iki avucunu açan kimse gibidir. Halbuki (suyu ağzına götürmedikçe) su onun ağzına girecek değildir.

Kâfirlerin duası kuşkusuz hedefini şaşırmıştır. Gerçek dua O’na yöneltilendir. O’nun dışında çağırdıkları ise onlara hiç bir şekilde karşılık veremezler. Tıpkı suya avuçlarını uzatan; ancak ağzına hiç bir şey ulaşmıyan kimse gibi. İnkarcıların duası boşunadır.

  • Gerçek dua O’nadır.
  • O’nun dışında yalvarıp durdukları ise onlara hiçbir şeyle cevap veremezler.
  • Onlar olsa olsa ağzına su gelsin diye iki avucunu açana benzer ki, o, ona gelmez.
  • Âfirlerin duası hep bir sapıklık içindedir.
  • Hak duâ ancak onadır, ondan başka yalvarıp durdukları ise onları hiç bir şeyle icabet etmezler, onlar ancak ağzına gelsin diye suya doğru iki avucuna açana benzer ki o, ona gelmez, kâfirlerin duâsı hep bir dalâl içindedir Gerçek olan dua ancak O’na yapılandır.

Onların, O’nun yanı sıra istekte bulundukları varlıklar¹, hiçbir şekilde onlara karşılık veremezler. Onlar, elleri suya ulaşmadığı halde, ağızlarına su kendiliğinden gelsin diye iki avucunu açanlar gibidir. Gerçeği yalanlayan nankörlerin duası sapkıncadır.1- Hangi kişi, mevki, güç, otorite olursa olsun; Allah\tan başka bir varlıktan – bu varlık nebiler de olsa- istekte bulunmak, istekte bulunanı müşrik,

  1. Devamı. Hak (olan) da’vet (ve düâ) ancak Onadır.
  2. Onu bırakıb çağırdıkları (düâ etdikleri putlar) ise kendilerine hiç bir şeyle icabet etmezler.
  3. Onlar ancak ağzına gelsin diye suya doğru iki avucunu açan (adam) gibidir ki o, buna asla ulaşıcı değildir.
  4. Âfirlerin düâsı sapıklık içinde kalmakdan başka (bir mahiyyetde) değildir.

Hak duâ (ve da’vet) ancak O’nadır. O’ndan başka (kendilerine) duâ etmekte oldukları şeyler (putlar) ise, kendilerine hiçbir şekilde cevab veremezler; (onlar) ancak ağzına erişsin diye suya doğru iki avucunu açan kimse gibidir; hâlbuki (elini suya doğru açmakla) o (su, onun ihtiyâcını anlayıp da) ona ulaşıcı değildir.

Âfirlerin (kendi putlarına olan) duâsı da (böyle) sapıklık içinde kalmaktan başka bir şey değildir.(1) (1)”Herşeyin Hâlıkı (yaratıcısı) olan Rabbini unuttun, mevhum (hayâli) bir tabîata isnâd ettin(dayandırdın), Hâlıkın âsârını (eserlerini) esbâba (sebe, Devamı. En doğru çağrı, Allah’a yapılan çağrıdır.

Allah’dan başka dua edilenler, dua edenlere hiçbir şekilde cevap veremezler. Ancak Allah’dan başkasına dua edenlerin durumu, suyun ağzına gelmesi için yalnızca ellerini suya uzatan gibidir. Ama (el uzatmakla) su ağıza ulaşmaz. Doğruları inkâr edenlerin duaları da, böylece boşa gitmiştir.

  • Ne istersen Allah’tan iste.
  • Allah’tan başkasından istediklerinizi yerine gelmez.
  • Onlar iki elinin ayasını suya uzatıp da suyun ağzına değmesini bekliyen kimse gibidir.
  • Su onun ağzına değmez.
  • Tanımazların yalvarması da böyledir.
  • Ancak boşa gider.
  • Hak davet O/na mahsustur.
  • O/ndan başkasına ibadet edenlerin hiçbir ibadetleri kabul olunmaz,

Onların hâli ağzına su yükselsin diye suya doğru avuçlarını uzatıp da bir türlü ağzına su yükselemeyen kimsenin hâli gibidir. Kâfirlerin duaları ziyandan başka bir şey değildir. Kelîme-i Tevhit, doğru ibadet veya hak dualara Bârigâhtan cevap vermek. Veya Allah’tan başkasına dua edenlerin duası kabul olunmaz.

  1. Veya kâf, Devamı.
  2. Gerçek dua/ibadet ancak O’nadır.
  3. O’ndan başka çağırdıkları kendilerine hiçbir cevap vermezler.
  4. Onların durumu tıpkı suyun ağzına gelmesi için avuçlarını suya açmış bekleyen adamın durumu gibidir.
  5. Hiçbir zaman suya kavuşamaz.
  6. İşte inkârcıların duası da böyle boşunadır,
  7. Hak olan çağrı (dua ve ibadet) yalnızca O’na olandır.

Onların Allah’tan başka çağırdıkları ise, onlara hiç bir şeyle cevap veremezler. (Onların durumu) yalnızca, ağzına gelsin diye, iki avucunu suya uzatan (kimsenin boşuna beklemesi) gibidir. Oysa ona gelmez. Küfre sapanların duası, sapıklık içinde olmaktan başkası değildir.

Kabul edilip karşılık görecek olan gerçek duâ, ancak Allah’a yapılan duâ ve yakarışlar dır ve huzurunda el açıp kendisine yalvarılmaya lâyık olan kudret, yalnızca O’dur.İnkârcıların, Allah’ın yanı sıra kendilerine yakardıkları sözde tanrılar ve yüceltip ilâhlaştırdıkları liderler ise, onlar ın duâ ve yakarışların a hiçbir şekilde karşılık veremezler; Allah’tan başkasına yalvaranların durumu, tıpkı sular gelip ağzına dökülsün diye avuçlarını açıp suya doğru uzatan susamış bir kimsenin hâline benzer ki, zavallı adam bu durumda ne kadar beklerse beklesin, suyu avuçlayıp ağzına götürmedikçe, su kendiliğinden gelip onun ağzına asla girmeyecektir.

İşte kâfirlerin duâsı da,aynen böyle hedef ve amacını şaşırarak boşa gitmeye mahkûmdur. Hâlbuki: Gerçek dua O’nadır. O’ndan başka dua ettikleri onlara cevap vermezler. Onların durumu, ulaşamayacağı halde ağzına su gelsin diye iki avucunu Su’ya uzatanlar gibidir.

  • Âfirler’in duası ancak sapkınlık içindedir / boşunadır.
  • Dua sadece Allah’a yapılır.
  • Onun dışındaki tanrılar, duaya karşılık veremezler, putlara el açanların durumu, Ağzına su gelsin diye avucunu çeşmeye doğru uzatıp bekleyen adama benzer ki asla suya kavuşamaz, inkarcıların duası da böyledir, hep boşa akar gider.
See also:  Kumar Bağımlılığı Için Hangi Doktora Gidilir?

Gerçek dua Allah’a yapılan duadır. Allah’tan başkasına yapılan dualar tıpkı; pınardan akan suya uzaktan bakan, suyun ağzına gelmesini bekleyenin hayaline benzer. Nasıl ki; su, suyu içmeye niyet edip de, avuçlarını suya uzatmayana gelmeyecekse; Allah’tan başkasına yapılan duaların neticesi de, dua edene gelmez.

  1. Dualara cevap veren yalnızca Allah’tır.
  2. Allah’tan başka dua ettiklerinizin cevap verme güçleri, hakları, yetkileri yoktur.
  3. Onun için inkârcıların duası daima boşa çıkar.
  4. Hâlbuki Allah’ın gücü sınırlı değildir.
  5. Allah; samimiyetle içten dua edene sınırsızca yardım eder.
  6. Gerçek dua yalnızca O’na (Allah’a)dır.

O’nun peşi sıra dua ettikleri varlıklar onlara asla cevap veremezler. (Onların durumu, kendisi) ona ulaşamamışken ağzına ulaşsın diye iki avucunu suya uzatan kimse gibidir. kâfirlerin yalvarması şaşkınlıkta olmaktan başka bir şey değildir. Bu cümle “Gerçek duaya layık olan ancak O’dur” şeklinde de tercüme edilebilir.,Bu cümle “(Onların durumu, kendisi) ona (suya) ulaşamamışken ağzına (ge,

Devamı. Mutlak doğru olan duâ, yalnız Ona (yapılan duâ)dır.¹ Onların Allah’ı bırakıp da yalvardıkları kimseler ise onlara hiç bir şekilde cevap veremezler.² Onlar (tıpkı) suyun ağzına gelmesi için, suya doğru (ağzını değil de) iki avucunu uzatan kimse gibidir. Oysa (böyle yaptığı müddetçe) o (kimse) o (su)ya asla ulaşamaz ki! İşte o kâfirlerin duâsı böyle boşuna uğraşmaktan başka (bir şey) değildir.1 Âyetin bu bölümü: “.hak dine olan davet, ancak Ona olan davettir.” şeklinde de tercüme edilebilir.

Bk. (Bakara: 186)2 Yani, onların Allah’tan başk, Devamı. Nihaî Gerçek’e varmak amacıyla yapılan bütün dualar, bütün çağrı ve arayışlar ancak O’na yöneltilmelidir; ³⁰ çünkü insanların O’nu bırakıp ³¹ da yakardıkları bu yakarışlarına hiçbir şekilde karşılık veremezler.

Öyle ki, ellerini ³² suya doğru uzatıp, suyun kendisine ulaşmasını bekleyen birinin durumuna benzer; oysa bu durumda su asla ona ulaşmayacaktır. Bunun içindir ki, hakkı inkar edenlerin yakarması kendilerini sapıklık içinde tüketmekten başka bir sonuç getirmez.30 Lafzen, “Hakkın çağrısı O’nundur/O’na aittir” ya da, ayetin lafzına daha yakın bir aktarımla, “Bütün gerçek dualar O’ndan başka yalvarıp yakardıkları varlıklar, hiçbir şekilde taleplerine karşılık veremezler.

Kuran-ı Kerim’de geçen İÇKİ ile ilgili ayetler.

(Onların durumu), tıpkı ellerini suya doğru açıp da ağzına (suyun) ulaşmasını bekleyen kimse (gibidir); bu durumda o asla suya kavuşamayacaktır. Kâfirlerin duası, başka değil, sadece tarifsiz bir sapıştan ibarettir. Dua kulun Allah karşısındaki klas duruşudur.

  • Âyetteki el-Hakk hem bâtılın zıddı olan hakikate hem de hakikatin kaynağı olan Allah’a delâlet ede, Devamı.
  • Hak olan davet, Allah içindir.
  • Ve o kimseler ki, Allah’tan başkalarına duada bulunurlar, kendileri için hiçbir şey ile icabet etmezler.
  • Ancak ağzına erişsin diye suya karşı iki avucunu açan kimse gibidir.

Halbuki, o su ona ulaşıcı değildir. Kâfirlerin duaları ise ancak bir sapıklık içindedir. Geçerli dua O’na yapılan duadır. Müşriklerin O’ndan başka yöneldikleri putlar ise, kendilerine hiçbir surette icabet edemezler. Onların durumu tıpkı, ağzına su ulaşsın diye iki elini önündeki kuyuya doğru uzatan adamın durumuna benzer.

  1. Oysa bu durumda su, hiçbir zaman ona ulaşamaz.
  2. İşte kâfirlerin duası öyle boşa gider.
  3. Gerçek du’a, ancak O’na yapılır.
  4. O’ndan başka du’a ettikleri ise, kendilerinin hiçbir isteklerini karşılayamazlar.
  5. Onların durumu) tıpkı ağzına gelsin diye suya avuçlarını uzatan kimse gibidir.
  6. Oysa (uzanıp suyu avuçlamadıkça su) on(un ağzın)a gelmez.

İşte kafirlerin du’ası, öyle boşa gider. Ona du’â itmek hakdır. O’ndan başkasına du’â idenlere hiç bir şeyde icâbet olunmaz. Onlar ağzına su götürmek içün kuyuya ellerini uzadan ve suya yetişemeyen gibidirler. Kâfirlerin du’âsı ancak dalâletdedir. Doğru çağrı, Allah’a yapılan çağrıdır.

  • Allah ile aralarına koyup yardıma çağırdıkları bunlara hiçbir şekilde karşılık veremezler.
  • Onlar, ağzına su ulaşsın diye iki elini suyun üstüne yayan kimseye benzerler; su, bu şekilde ağza ulaşmaz.
  • Ayetleri görmezlikten gelenlerin (kafirlerin) çağrısı boş bir çağrıdır.
  • Gerçek dua yalnızca O’nadır.
  • O’ndan başka dua ettikleri, kendilerine hiçbir cevap veremezler.

Durumları, suyun ağzına gelmesi için avuçlarını ona açmış bekleyen adama benzer. Hiçbir zaman suya kavuşamaz. İşte kafirlerin duası sapıklıktan başka bir şey değildir. Hak olan dua Ona yapılandır. Onların Allah’tan başka yalvardıkları ise kendilerine cevap veremez.

Onların hali, ağzına su gelsin diye ellerini suya doğru açan, ancak bir türlü su kendisine ulaşmayan kimsenin hali gibidir. Kâfirlerin duası işte böyle boşa çıkmaya mahkûmdur. Gerçek dua yalnız O’na/hak davet yalnız O’nun için yapılır. O’nun dışında yalvarıp davet ettikleri ise onlara hiçbir şekilde cevap veremezler.

Onlar, ağzına ulaşsın diye iki avucunu suya doğru açan ama suya ulaşamayan birinden başkasına benzemiyorlar. Küfre sapanların dua ve davetleri, şaşkınlığa dalmaktan başka bir işe yaramaz. anuñdur ḥaķ oķımaġı daħı anlar kim oķırlar andan ayruġı cevāb virmezler anlara nesene-y-ile illā döşeyici gibi iki ayasın śu yā tā ire aġzinā daħı degül ol irici aña daħı degül kāfirler du’āsı illā azġunlıķ içinde.

Anuñdur ḥaḳ oḳumaḳ. Daḫı anlar kim oḳurlar andan ayruḳ, cevāb virmez‐ler anlara nesne‐y‐ile. İllā döşeyici gibi iki elin ṣudan yaña tā ireaġzına. Daḫı degül ol irici aña. Daḫı degül kāfirlerüñ du‘āsı illā azġunluḳiçinde. Haqq olan (qəbul edilən) dua yalnız Ona (Allaha) olan duadır. Ondan başqasına edilən dualar (Ondan qeyrisinə ibadət edənlərin duaları) qəbul olunmaz (bütlər, tanrılar onların dualarını əsla eşitməzlər).

(Müşriklərin vəziyyəti quyu üstündə duraraq) ağzına su gəlmək üçün iki ovcunu açan (dili və əlləri ilə quyuya işarə edərək ovcunun su ilə dolmasını gözləyən), lakin (quyu heç bir şey anlamadığı üçün) suyun ona yetişmədiyi adamın vəziyyətinə bənzəyir.

  • Bütlər də belədir, çünki onlar görməz, eşitməz və dərk etməzlər).
  • Afirlərin duası zəlalətdən (puç, mə’nasız sözlərdən) başqa bir şey deyildir! Unto Him is the real prayer.
  • Those unto whom they pray beside Allah respond to them not at all, save as (if the response to) one who stretcheth forth his hands toward water (asking) that it may come unto his mouth, and it will never reach it.

The prayer of disbelievers goeth (far) astray. For Him (alone) is prayer in Truth:(1822) any others that they call upon besides Him hear them no more than if they were to stretch forth their hands for water to reach their mouths but it reaches them not: for the prayer of those without Faith is nothing but (futile) wandering (in the mind).(1823) 1822 Haqq= truth; right; what is due, befitting, proper.

İçki içen 40 gün imansız mı?

İbn Ömer’den (ra) rivayete göre, şöyle demiştir: “Kim, sarhoş olmasa bile içki içerse, midesine ve damarlarında şaraptan bir damla bulunduğu sürece namazı kabul olunmaz. O halde ölürse kâfir olarak ölür. İçki içip sarhoş olan kimsenin kırk gün namazı kabul olunmaz o durumda ölürse de kâfir olarak ölür.” (Nesai) – “İçki bütün kötülüklerin anasıdır.

İçki içenin kırk gün namazı kabul olunmaz. Eğer içkili olarak ölürse, cahiliyye ölüsü hâlinde göçmüş olur.” (Camiu’s-sağir) Ebû Hüreyre’den (ra) rivayet edildiğine göre; Resulullah (asm) şöyle buyurmuştur: “Kim dünyada içki içer (de tevbe etmeden ölür)se, o kimse ahirette içki içmeyecektir.” Hadise göre dünyada içki içen bir kimse bunu bırakıp tevbe etmeden ölürse, ahirette cennet şarabını içmeyecektir.

Âlimler bu hadisi çeşitli şekillerde yorumlamışlardır. Nevevi: “Bu hadisin manası şudur; Yani böyle bir kimse cennete girse bile cennetin şarabından mahrum bırakılır. Çünkü cennetin meşrubatının en üstünü cennet şarabıdır. İçki içme günahını işleyen kimse bu suçundan dolayı cennetin bu nimetinden mahrum kalır.

  1. Cennete giren bir kimsenin arzu ettiği her şeyin cennette bulunduğu Kur’an-ı Kerim’in ayetiyle sabittir.
  2. Durum bu olunca, böyle olan bir kimsenin cennette şarabı hatırlamayacağını söyleyenler olmuştur.
  3. Bazı ilim adamları ise demişler ki, böyleleri, şarabı hatırlasalar bile içme arzusunu duymayacaklar.

Böylece diğer Müslümanlardan farklı olarak bu nimetten mahrum kalmış olacaklar,” diye bilgi vermiştir. ” Bir kavle göre bu hadis, dünyada içki içip tevbe etmeden ölen kimsenin cennete giremeyeceğinden kinayedir. Çünkü cennete giren kimseler orada cennet şarabını içeceklerdir.

İbn’ül-Arabî şöyle demiştir: İçki içen kimse ya tevbe etmeden ölür veya tevbe ettikten sonra ölür. Eğer tevbe ettikten sonra, yani içkiyi bırakıp Allah’a yönelerek durumunu düzelttikten sonra ölürse, günahlardan tevbe eden kimse günah işlememiş gibi olur. Şayet içki içmekten dönüş ve tevbe etmeden ölürse, Ehl-i Sünnet mezhebine göre o kimsenin işi Allah’a kalır.

Allah dilerse bağışlar, dilerse tazib eder. Eğer tazib ve muahaza ederse, o kimse mümin olarak öldüğü için ebedi biçimde cehennemde kalmayacak, imanlı olduğundan dolayı netice itibariyle ateşten çıkıp cennete girecektir. Böyle bir kimsenin azabını ve cezasını çektikten sonra cennete girince, cennet şarabını içip içmeyeceği meselesi hakkındaki ilmi görüşe gelince, bazı sahabilerin ve Ehl-i Sünnet mezhebi mensubu ilim adamlarının görüşüne göre, cennet şarabı içmeyecektir.

  • Çünkü o kimse, içkiyi cennette içeceğine, acele edip dünyada içmiştir.
  • Böylece bu nimetten mahrum edilecektir.
  • Eğer hadîsi yorumlamaya ihtiyaç varsa en uygun yorum şudur; Dünyada içki içip bundan dönüş yapmadan, tevbe etmeden ölürse, cennete ilk girenlerle beraber giremeyecektir, yani buna liyakati olmayacaktır.

Suyûti: ‘Bence başka bir yorumla da yorumlanabilir. O da âlimlerin işaret ettikleri ve anlattıkları şu durumdur; içki içip bundan dönüş yapmadan ve tevbe etmeden ölen bir Müslüman’ın imansız ölmesi tehlikesine işarettir. Yani içki, imansız olarak ölmeye sebep olabilen günahlardandır.

İçki içen 40 gün cünüp olur mu?

Böyle bir söz olsa bile, bu bizim bildiğimiz anlamda bir cenabet olamaz. İçki içen bir insanın, bir müddet bu içikinin tesiriyle bedenen ve ruhen rahatsız olacağı ve ibadetlerinden alacağı sevabın azalacağı anlamında olabilir. Nasılki cünüp olan bir insanın su ile temzilenmesi gerekir.

Allah içkiyi neden haram kılmıştır?

Kur’an da içki yasağının hikmetini ve gerekçesini özlü bir şekilde ifade etmiştir: ‘İnsanlar arasında kin ve düşmanlığı arttırması, Allah’ı anmaktan ue namazdan alıkoyması.’ Ancak insan, Kur’an’ın da ifade ettiği gibi, bir yönüyle en üstün, bir yönüyle de zayıf, bilgisiz ve kötülüğe eğilimli bir varlıktır.

İçki kuranda var mi?

Ya ‘Ey iman edenler! (Aklı örten) içki (ve benzeri şeyler), kumar, dikili taşlar ve fal okları ancak, şeytan işi birer pisliktir. Onlardan kaçının ki kurtuluşa eresiniz.’ Diye geçer Kuran’da.Bu ayetten içkinin günah olduğunu anlayabiliriz.

Kuranda alkol neden yasak?

Müslümanlıkta içki neden yasak Geçtiğimiz iki hafta semavi dinlerin yeme-içme dünyamıza nasıl yön verdiğini anlatan yazılar kaleme almıştım. Önce Yahudilik, sonra Hristiyanlık derken bu haftaki konumuz Müslümanlık ve müslümanlığın yeme-içme biçimlerini nasıl etkilediği.

  1. ORUÇ İçinde bulunduğumuz ay Ramazan.
  2. Bu ay kelimenin tam anlamıyla Müslümanların gastronomi ayı.
  3. Hiç şüphesiz iftar ve sahur sofraları çok iyi planlanıp organize edilir ve bu aya özel yemekler, yiyecekler sofralara çıkartılır.
  4. İftarda tüketilmesi tavsiye edilen yiyecekler için “iftariyelik” diye bir kelime vardır mesela.

Oruç İslam dininin beş şartından biridir. Oruçun Arapça karşılığı “Savm” yani “Tutmak” anlamına gelir. Kendini en tabii beşeri ihtiyaçlarından (nefs) tutmak, sakınmak demektir. Böylece beden üzerinde irade tesis edilmiş olur. Müslümanlar Ramazan ayı boyunca gün doğumundan gün batımına kadar bir şey yiyip içmez ve cinsel ilişkiye girmezler.

  • Akşam iftar menüsü planlanırken vücudun gün boyunca eksilen değerlerine göre su, tuz ve diğer mineraller, kan şekerini yükseltecek yemekler hazırlanır.
  • Hurma ve hoşaf şekeri, çorba, zeytin, peynir, pastırma, sucuk ve turşu tuz eksikliğini giderecektir.
  • Özellikle bazı yiyeceklerin Ramazan ayında tüketimi çok artar.
See also:  Kumar Oynama Cezası Sicile Işler Mi?

Türkiye’de tüm yıl boyunca tüketilen güllaçın %70’i sadece Ramazan ayında satılmaktadır. Pastırma ve hurma da aynı şekilde bilhassa Ramazan ayında satış grafiği yükselen yiyeceklerdendir. Türklerde ayrıca “Ramazan Pidesi” çok meşhurdur. Sahurda ise gün batımına kadar aç kalacak bedenin yoksunluğu üzerine planlama yapılarak yemek yenir.

Mesela sahurda çok tuzlu yemeklerden uzak durulur ve uzun süre tokluk hissi verecek yemekler tercih edilir. YEMEK YASAKLARI Müslümanlıkta sadece leş, kan, domuz eti ve Allah adına kesilmeyen hayvanlar ve içki haram kılınmıştır. Bunun haricinde yeme-içmekten zevk almak asla yasaklanmaz. İslamiyetteki yemek yasakları Yahudiliğe göre daha esnektir.

Hatta Müslümanlıktaki yeme-içme ile ilgili yasaklar İslamiyet gelmeden önceki putperestliğe kıyaslandığında büyük bir rahatlama ve özgürlüğü de beraberinde getirmiştir. Çünkü İslamiyetten önce Arap Yarımadası’nda putlara çocukların kurban edilmesi, kimi yiyeceklere din adamları dışında kimsenin el sürememesi, hatta birçok yiyeceği sadece erkeklerin yiyip, kadınların asla yiyememesi gibi durumlar da söz konusuydu.

  1. Uran-ı Kerim’de beş ayrı surenin ayetlerinde yemek yasakları birbirini tekrar ederek açıklanmıştır.
  2. Bunlardan iniş sırasına göre lk ayet En’am Suresi’nden 6/145’tir.
  3. De ki: bana vahiy olunanda leş, akıtılmış kan, domuz eti ki pistir ve yoldan çıkarak Allah’tan başkası için kesilen hayvandan başkasını yemenin haram olduğuna dair bir emir bulamıyorum; fakat darda kalan, başkasının payına el uzatmamak ve zaruret miktarını aşmamak üzere bunlardan da yiyebilir.

Doğrusu Rab çokça bağışlar ve merhamet eder.” Nahl Suresi 16/114-116: “Yalnız Allah’a kulluk ediyorsanız, Allah’ın size helal ve temiz olarak verdiği rızıklardan yiyin, O’nun nimetine şükredin. Allah size ancak, leşi, kanı, domuz etini ve Allah’tan başkasının adına kesilenleri haram etmiştir.

Darda kalan, aşırı gitmemek ve başkasının hakkına el uzatmamak üzere bunun dışındadır. Allah şüphesiz bağışlar, merhamet eder. Diliniz yalana alışmış olduğu için, her şeye ‘şu haram bu helaldir’ demeyin ki Allah’a karşı yalan uydurmuş olursunuz. Allah’a karşı yalan uyduranlar ise saadete şüphesiz erişemezler.” Bakara Suresi 2/173 ayetinde benzer koşullar tekrar edilir.

Maide Suresi 5/3’te konu biraz daha açılır: “Leş, kan, domuz eti, Allah’tan başkası anılarak kesilenler, boğulmuş, bir yerine vurarak öldürülmüş, düşüp yuvarlanmış, başka bir hayvan tarafından süsülmüş, yırtıcı hayvan tarafından yenmiş olanları canları çıkmadan evvel kesmemişseniz, dikili taşlar üzerinde boğazlananlar ve fal oklarıyla kısmet aramanız size haram kılındı; bunlar fasıklıktır.

  1. Açlıktan darda kalan yiyebilir.
  2. Doğrusu Allah bağışlayandır, merhametli olandır.
  3. Maide Suresi 5/5’inci ayette ise Müslümanların diğeri semavi dinlerin mensupları ile (Hristiyan ve Yahudi) bir araya gelmesini ve birlikte yemek yemelerini tasvip eder niteliktedir: “Bugün size temiz olanlar helal kılındı.

Kitap verilenlerin yemeği size helal, sizin yemeğiniz de onlara helaldir.” der. İÇKİ YASAKLARI Yedinci yüzyılda Medine ve çevresinde hurma şarabı içilirdi. Buna “temr” ya da “büsr” derlerdi. Farslılar üzümden yapılan şarap içer, Habeşliler pirinç ve darıdan yapılan şarabı içer, Yemenliler ise baldan yapılan bir içkiyi tüketirlerdi.

Uran’da içki ilk kez Nahl suresinde geçer ve faydalarından bahsedilerek “güzel rızık” olarak nitelendirilir. Bu ayet daha savaşlar başlamadan önce Hz.Muhammed Mekke’deyken erken dönem ayetleri arasındadır. Nahl Suresi (16/67) şöyle der: “Hurma ağaçlarının meyvelerinden ve üzümlerinden içkiler yapıyor, güzel rızık ediniyorsunuz.

Bunda akıl erenler için ibret vardır.” Fakat zamanla içkinin müslümanlar içindeki bazı vukuatlarda zararları açıkça ortaya çıkmaya başlamıştır. Mesela iyi bir iman sahibi olan Hz.Hamza bir parça ciğer için Hz.Ali’nin iki devesini öldürmüş. Birçok müslümanın öldüğü Uhud Savaşı’ndaki kayıpların nedeni birtakım ashabın sabahlara kadar içki içmesi olarak kayıtlara geçmiştir.

  • Ayrıca içkili bir halde namaza gelen imamın yaptığı yanlışlar ile ardı ardına gelen üç ayetle içki İslam dininde tamamen yasaklanmıştır.
  • Bakara Suresi (2/119): “Sana şarap ve kumarı sorarlar.
  • De ki ikisinde de bazı faydalar vardır.
  • Ama ikisinde de büyük günah vardır.
  • Ama onların kötülüğü yararlarından daha büyüktür.” Nisa Suresi (4/43): “Ey inananlar! Sarhoşken ne söylediğinizi bilinceye kadar namaza yaklaşmayın.” Maide Suresi (5/90-91): “Ey inananlar, şarap, kumar, putlar ve fal okları şeytan işidir.

Bunlar pistir. Bunlardan kaçının ki, mutluluğa eresiniz. Şeytan hile ile, şarap ve kumar yoluyla aranıza nifak ve düşmanlık sokmak ister. Sizi Allah’ı anmaktan, namaz kılmaktan vazgeçirmeye çalışır. Artık bunları bırakıyorsunuz, değil mi?” Tabii bu ayetlere göre Hz.Peygamber sonrası gelen mezhepler farklı yorumlar getirmiştir.

  • Mesela Hanefi mezhebi kurucusu Ebu Hanife cemaatine bazı cins şarapları içme izni vermiştir.
  • Ebu Hanife; “Meşrubat kükreyip, kükremesi istidad ile üzerindeki kaymağı ve tortuyu atmadıkça tahammür etmez.” diye buyurmuş.
  • Böylece hoşaf, şıra, boza, sirke gibi içkilere sarhoş olunmaması kaydıyla izin vermiştir.

Şafiiler, Malikiler ve Hanbeliler için se alkollü içki içmek sarhoşluk versin ya da vermesin tamamen yasaktır. Ayetlerle gelen anlayışla beraber İslam dini içki içenlere herhangi bir ceza koymamıştır. KURBAN Tarihte semavi dinlere kadar Putperestlikte ve Paganizmde insan kurban edilişine sıkça rastlanır.

Semavi dinlerin kurucusu olan Hz.İbrahim, bunu oğlunu kurban etmek yerine bir koç kurbanı ile ikame ederek değiştirir. Sümer metinlerinde Hz.İbrahim’in zamanında en büyük erkek çocuklarını diri diri yakarak kurban etmenin bir gelenek olduğunu görüyoruz. İşte İbrahim asıl bu geleceği bozmuştur. Hz. İbrahim’in kurban alegorisinin bir benzeri de Truva’ya sefere çıkmakta olan Agamemnon’un hikayesine benzer.

Agamemnon tanrıların kızını kurban etmesini istemesi üzerine tam da bu emri yerine getirecekken Tanrıça Artemis’in kızına ikame bir hayvan göndererek kızını kurban etmesinden kurtarması, İbrahim’in hikayesi ile neredeyse birebir örtüşmektedir. Kurban kelimesi dilimize İbranice “Korban” dan geliyor.

Eski Ahit’te Hz.Nuh’un tufandan sonra kurban kesişi aktarıldığı için kurban sadece İslamiyet’te değil Yahudilik ve Hıristiyanlık’ta da var. İslamiyet’te kurban da aslında o dönemde “Cahiliye Dönemi”sadece putlara ve diğer tanrılara adanan, ayrıca etleri asla yenmeyen hayvanların, insanlar tarafından da paylaşılıp yenilebilir olmasını sağlayan bir yenilik/anlayış getirmiştir.

Özetle; Kuran’da kurban kesmek vardır ve Kevser suresi ikinci ayeti “Rabbin için namaz kıl ve kurban kes.” ile sabitlenmiştir. Lakin Kuran’da “Kurban Bayramı” yoktur. Muhtemelen bu, yoksullara yılda bir kere et yedirmek amacıyla sonradan bayramlaştırılmıştır.

— Evet. Böylece üç hafta boyunca elimden geldiğince ve kendi okuyup öğrendiklerimden derleyerek “Semavi Dinler”in inananlarına yeme-içme bağlamında nasıl etki ettiklerini dilim döndüğünce yazıp anlatmaya çalıştım. Öyle ya da böyle yiyip içtiklerimiz inanç sistemleri ile çok alakalı. Bugün diyetetiğin başlangıcının inanç sistemleri olduğunu söylersem, sanırım yanılmış olmam.

Böylece Ramazan ayı da bitti sayılır. Bayrama eriştik. İyi bayramlar.

Afiyetle kalın Salih Seçkin Sevinç Odatv.com

: Müslümanlıkta içki neden yasak

İçki içenler için Peygamberimiz ne dedi?

Peygamberimiz ‘in (s.a.v.) bu konuda sahih hadisleri vardır: ‘ İçki bütün kötülüklerin anasıdır’ (ümmül habais). ‘Sarhoşluk veren her içkinin azı da çoğu da haramdır’ hadisleri bunlardan sadece ikisidir.

Nihat Hatipoğlu alkol haram mı?

Sabah yazarı Nihat Hatipoğlu: İçkinin haram olduğunu bilmeyen yok, gençler aferin devam edin mi demeliydim? Gaziantep İslam Bilim ve Teknoloji Üniversitesi Rektörü ve Sabah gazetesi yazarı ilahiyatçı Nihat Hatipoğlu, içkinin haram olduğunu ve bundan rahatsız olduğunu söylemesinin yadırganmaması gerektiğini belirterek, ” Gençler aferin.

  • Devam edin.
  • Bir de ben de sizinle beraber oturayım bari mi demeliydim? ” diye yazdı.
  • Gençlerle güçlü bir diyaloğu olduğunu savunan Nihat Hatipoğlu, ” Bunlara dini sevdirdik.
  • Onları dışlamadık.
  • Ulağında küpesi, kollarında dövmesi, piercingi, halhalı ve daha farklı aksesuarı ile genç veya kızlarımız gördükleri yerlerde beni durdurup soru soruyor, fotoğraf çekiyor ve dinle bağlantılarındaki rolümden bahsediyorlar.

Ben de bunu iyi biliyorum. Ama öyle görülüyor ki, bu gençlerimizin dinden uzaklaşması için bazı merkezler büyük bir gayret ile kendilerine uygun inançlar oluşturup gençleri tuzağa çekerek İslam’dan, ailelerinden koparmaya çalışmaktalar. Gençlerimiz çok nezih ve temiz yürekli oldukları için bazen bu tezgahın farkına varamıyorlar.

İçki içen bir insan dinden çıkar mı?

İhsan Eliaçık’ın “Kur’an’da içki içmenin cezası yok” çıkışına Cübbeli Ahmet’ten cevap: Kamçı cezası var İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun katıldığı yemekte şarap içtiği iddia edilerek buna dair görüntüler, eski Ankara Büyükşehir Belediyesi Başkanı Melih Gökçek de dahil olmak üzere kimi kişilerce sosyal medyada paylaşılarak eleştirildi.

  • Tam da bu iddianın gündemde olduğu süreçte ilahiyatçı İhsan Eliaçık, Twitter hesabından yaptığı paylaşımda Kur’an’da içki içmenin cezası olmadığını öne sürdü ve bir de çağrıda bulundu: İçkinin Kur’an’da cezası yok.
  • Ur’an’da 4 hakikî, 1 mecazî ceza var; Öldürmek (Bakara; 178), Çalmak (Maide; 38), Zina (Nur; 2) İftira (Nur; 4) ve mecazi olan Kenz-kendine servet yapmak- (Tövbe; 34-35).

İçki cezası nerede geçiyor, hadi onu da siz gösterin?! İçkinin Kur’an’da cezası yok. Kur’an’da 4 hakikî, 1 mecazî ceza var; Öldürmek (Bakara; 178), Çalmak (Maide; 38), Zina (Nur; 2) İftira (Nur; 4) ve mecazi olan Kenz-kendine servet yapmak- (Tövbe; 34-35). “Kur’an’a göre sarhoş olmak haram ama buna ceza getirmiyor” Eliaçık’ın bu yorumuna sosyal medyada pek çok destek ve eleştiri cevabı geldi. Konuyla ilgili olarak Independent Türkçe’nin sorularını yanıtlayan Eliaçık, İslam’a göre içkinin değil, sarhoş olmak haram.

Bu yöndeki iddiasını Kur’an’dan ayet örnekleri veren destekleyen Eliaçık, sözlerini şöyle sürdürdü: Kur’an’da insanın insana karşı işlediği suçlara hukuksal olarak ceza var. Ama içki içmek gibi Allah ile kul arasındaki konularda dünyevi ve hukuksal bir ceza getirmiyor. İçki de sonuçta bir içecektir. Bir kadeh içmişsin buna bir şey demiyor ama sarhoş olmayı haram kılıyor.

Fakat bunun da Kur’an’da karşılığı olarak dünyevi bir cezası yok. Sarhoşlukla ilgili bugün çağdaş dünyada da kısıtlamalar vardır. Sarhoşken araba kullanamazsın, silah taşıyamazsın. Kur’an’da da sarhoşlukla ilgili ‘Ne dediğinizi bilmez haldeyken Meclis’e gelmeyin’, ‘Sarhoşken yaklaşmayın’ deniyor ama dünyevi bir ceza öngörülmüyor.

Cübbeli Ahmet: Kuran’ı Kerim’de cezası belirtilmiyor ancak Eliaçık’ın açıklamalarına kamuoyunda Cübbbeli Ahmet Hoca olarak bilinen İsmailağa Cemaati’nin ileri gelenlerinden Ahmet Mahmut Ünlü’den itiraz geldi.Independent Türkçe’ye konuşan Ünlü, “İhsan Eliaçık’ın “Kur’an’da içkinin cezası yok” şeklindeki beyanı doğrudur” diye başladığını açıklamasına şöyle devam etti:

Kur’an-ı Kerim’de bu hususta bir ceza belirtilmiyor, ancak tabi o da haram değil demiyor, eğer haram değil dese zaten Kur’an-ı Kerîm’deki Mâide Sûresi’nin; ‘Ey iman etmiş olan kimseler! Şarap (gibi sarhoş edici tüm içkiler), kumar, (tapınılmak için) dikili taşlar ve fal okları ancak şeytanın amelinden olan (ve sadece onun hoş gösterip sebebiyet verdiği) birer pisliktir. “İslam’da içkiye kamçı cezası vardır” Ünlü, Elaçık’ın iddiasının tersine İslam’da içki içme cezası olduğunu savunarak şunları kaydetti: Hal böyle olunca; şu bilinsin ki İslam’da içkiye had cezası vardır. Sahih-i Müslim’de Hazreti Ali Efendimiz’den rivayet edilen bir hadis-i şerifte içkinin cezası olarak kırk celde (kamçı) vurulacağı, Efendimiz Sallellahu ‘Aleyhi ve Sellem ile Hazreti Ebubekr Radıyallahu ‘Anh Efendimiz zamânında bunun uygulandığı, Hazreti Ömer Radıyallahu ‘Anh Efendimiz zamanında ise bunun seksen celdeye (kamçıya) çıkarıldığı, Hazreti ‘Ali Efendimiz’in de Hazreti Osman Radıyallâhu ‘Anh’ın emri ile Velid ibni ‘Ukbe’ye bu cezâyı uygulattığı zikredilmiştir.

(Müslim, es-Sahîh, rakam: 1707, 3/1331) Dolayısıyla bunlar sahih hadis-i şerîflerde rivâyet edilmiş olup ümmetin ameli bu hususta ittifak etmiştir. “Kur’an’da göstersinler demek İslam’ı reddetmenin başka yoludur” Eliaçık’ın Kur’an’da ‘içkinin cezası olduğunu göstersinler’ çıkışına da Ünlü, şu cevabı verdi: Hal böyleyken, ‘Kur’an’da göstersinler’ demek zaten İslam’ı bozmanın ve dini reddetmenin başka bir yoludur.

Yani ‘Kur’an’da olmayan dinde yok’ mantığı bir Müslüman tarafından asla dillendirilemez, çünkü şu anda tatbik ettiğimiz namaz, abdest, oruç, hac ve zekât ile ilgili birçok mesele sünnetle sabit olmuştur. Sünneti devreden çıkaran, zaten Kur’an’ı da devreden çıkarmış olur.

Ceza için ağzında şarap kokusu bulunması şartı Cübbeli Ahmet, kamçı cezasının hangi şartlarda uygulanacağını da şöyle iddia etti.sözlerini şöyle tamamladı. Sonuç olarak; Hanefî mezhebinde içki içene had cezasının uygulanabilesi için içki içenin ağzında şarap kokusu bulunarak yakalanması şartı getirilmiş olup, diğer içkilerde ise sarhoş olarak yakalanması şartı getirilmiştir.

See also:  Kumar Alkol Ve Uyuşturucunun Bireysel Ve Toplumsal Zararları?

Mezhepler arasında bu gibi bazı ihtilaflar bulunmakla beraber had cezası İslam dininde sabittir. “İçki yasaktır. Her yasağın cezası Kur’an’da olmaz” Konuyla ilgili görüşünü aldığımız ilahiyatçı Prof. Dr. Saim Yeprem de içkinin Kur’an’da kesin olarak yasaklandığını öne sürerek şöyle konuştu: “Buna uymayanların cezasını Kur’an topluma bırakmıştır. Her yasağın cezası Kur’an’da olmaz” “Kur’an’a göre içki günah ama hukuki müeyyide öngörmemiş” İlahiyatçı Prof.Dr. Hayri Kırbaşoğlu da Eliaçık’ın sosyal medyadaki yazılı eksiklik olduğunu iddia ederek şunları söyledi: Kur’an’a göre içki içmek hukuka konu olacak suç değil ama ahlaki dini bakımdan günah İhsan’ın açıklamasında bu eksik kalmış.

  • Maide ayetinde ‘içki, kumar şeytan işi iğrenç işlerdir’ der.
  • Ur’an namaz kılmayana, oruç tutmayana, içki içmeyene hukuki bir müeyyide öngörmemiş ancak bu günahtır diyerek dini, uhrevi bir müeyyide öngörmüştür.
  • Bazı rivayetlerde peygamberin ya da sahabelerin ‘İçki içenlere 80 değnek vurun’ dediği söyleniyor ama bu rivayetlerde Kur’an’daki gibi yüzde 100 bir doğruluktan söz etmek mümkün değil.

Kur’an, adam öldürme, zina gibi suçlarda hukuki şeri düzenlemeler yapmıştır ama onun dışındakilerde yapmamıştır. © The Independentturkish Hakkında daha ayrıntılı: Türkçe tüm hakları Media Arabia’ya aittir 2022 © : İhsan Eliaçık’ın “Kur’an’da içki içmenin cezası yok” çıkışına Cübbeli Ahmet’ten cevap: Kamçı cezası var

İçki haddi nedir?

Sual: İslam hukukunda içki içmenin müeyyidesi (cezası) nedir? Cevap: 5 günah için had cezası vardır: Zina, şarap içmek ve alkollü içki ile sarhoş olmak, kazf, sirkat, yol kesicilik. Had cezaları, suç işleyince değil, hakim karar verince vâcib olur. Had, günahın temizlenmesine sebep olmaz. Günahtan kurtulmak için tövbe etmesi de lâzımdır. Had, lügatte men’ demektir. Kapıcıya haddad denir. Çünkü, herkesin içeri girmesine mâni olur. Bir damla şarap içen müslümana had cezası yapılması lazım olur. Yarıdan fazla su katılmış olanı içen ve başka içkileri içen, sarhoş olursa had lazım olur. İspirtonun, şarap gibi kaba necaset olduğu söz birliği ile bildirildi. Fakat, buna şarabın veya başka içkilerin haddinin yapılmasında ihtilaf olundu. (Müslim)deki hadis-i şerifte, “Sarhoş eden her içki şarap gibi haramdır” buyuruldu. Her içkinin damlasını içmek haramdır. Sarhoş olarak görülen veya ağzı şarap kokan bir kimsenin içki içtiği 2 şahidin haber vermesi ile veya kendinin ayık iken bir kere söylemesi ile anlaşılırsa, buna, ayıldıktan sonra had vurulur. İçki haddi, 80 sopa vurmaktır. Benc, yani ban otu mubahtır. Çünkü ottur. Fakat bununla sarhoş olmak haramdır. Çoğu sarhoş edenin, azı haram olması, mâyi yani akıcı, sıvı cisimler içindir. Fazlası sarhoş eden safran, anber gibi katı cisimlerin az miktarına haram diyen bir âlim yoktur. Bunlara ve benc otuna necis, habis diyen de olmamıştır. Fazlası zehirli otların azını kullanmak câiz, çok miktarını kullanmak haramdır. İçki ve zina hadleri yapıldıktan sonra, suçun tekerrürü ile tekrar yapılır. Vaktinde haber vermesi mümkün olan, bir aydan fazla eski bir suçun ihbarı, yalnız kazf haddi için ise, kabul edilir. Suçlunun ikrarı her zaman kabul edilir. Tavsiye Yazı –> Ukubat İlmi Nedir?

Kuran’a göre kumar nedir?

İslam – İslam dininde kumarın her türlüsü yasaklanmıştır ve içerisinde kumar olan her türlü oyun haramdır, Muhammed bin Abdullah, insanları Allah’a inanmaktan alıkoyan her şeyi kumar olarak tanımlamıştır ve içerisinde kumar bulunmayan oyunlar ise genelde mübah kabul edilmektedir.

  • İnsanın eğlenceye ihtiyaç duyduğu; ancak eğlenirken meşruiyet çizgisini aşmaması ve kumara bulaşmaması gerektiği belirtilmektedir.
  • Ur’an ‘da, “Ey iman edenler! (Aklı örten) içki (ve benzeri şeyler), kumar, dikili taşlar ve fal okları ancak, şeytan işi birer pisliktir.
  • Onlardan kaçının ki kurtuluşa eresiniz.

Şeytan, içki ve kumarla, ancak aranıza düşmanlık ve kin sokmak; sizi Allah’ı anmaktan ve namazdan alıkoymak ister. Artık vazgeçiyor musunuz?” denilmektedir.

Bir insan neden kumar oynar?

İnsanlar sadece kazanma umuduyla kumar oynamaz. Kumar alışkanlığı olanlar kaybetse de kumar masasına geri döner ve bundan zevk alırlar. Öyle ki Wall Street finans merkezinde bir yönetici, kumar için aile ve arkadaş çevresini 100 milyon dolar dolandırmıştı.

  • Peki nasıl oluyor da bu insanlar bu alışkanlıkları için parasını, işini, evini kaybetmeyi göze alıyor? Öncelikle şunu belirtmek gerekir: İnsanlar sadece kazanma umuduyla kumar oynamaz.
  • Psikolog Mark Griffiths kumarbazların bu alışkanlıklarının arkasında çok çeşitli motivasyonlar olduğunu söylüyor.
  • PARA, EĞLENCE, HEYECAN 5500 kumarbaz ile yapılan bir araştırmada en büyük motivasyonun “çok para kazanmak” olduğu görülmüştü.

Ancak bunun hemen ardından “eğlence” ve “heyecan” faktörleri dile getiriliyordu. Kumarbazların bu alışkanlıklarının arkasında para kazanmak, eğlence ve heyecan gibi motivasyonlar vardır. Griffiths, “Kumarda kaybederken bile vücudunuz hala adrenalin ve endorfin hormonlarını üreterek” heyecan yaşamanızı sağladığını, insanların bir tür “parayla eğlence satın aldığını” söylüyor.2009’da Stanford Üniversitesi’nin yaptığı bir araştırmada, insanların yüzde 92’sinin “kaybetme eşiği” olduğunu ve bunun ötesine geçmeyeceği, ancak kumarda para kaybetmelerinin eğlenmeleri üzerinde fazla bir etkisi olmadığı görüldü.

Kumar günah midir?

Kumar, insana yaratıcısını unutturan, namaz kılmaktan alıkoyan, tembelliğe sürükleyen, çalışma gücünü yokedip insanlar arasına kin ve düşmanlık saçan haksız bir kazanç yoludur. Fert ve toplum hayatında unutulmaz yaralar açan kumarın her türlüsü islâm dininde haram kılınmıştır.

Allah kulunu görür mü?

Nedense bizim en büyük hatamız, Allah’ın duymadığını ve işitmediğini düşünmemiz. Hâlbuki O, her yerde her şeyi görüyor ve işitiyor. Dolayısıyla konuştuğumuz her şey, yani illâ korktuğumuz, hürmet ettiğimiz birinin yanında değil, normal herkesle ilgili yaptığımız konuşma, öfkelenmelerimiz, kızgınlıklarımız doğrudan Yaratıcımıza ulaşıyor.

  • Cîlî Hazretleri “Senin dilenciye verdiğin para önce Allah’ın eline düşer” hadisini yorumlarken; senin birine söylediğin kötü sözler de önce Allah’a ulaşıyor, onun için dikkat et diye buyurmuştur.
  • Bizi duyan, işiten, her şeyden konuşan yalnız Allah’tır.
  • Dua inanç düyamızın en önemli ibadetlerinden ve kültüründen biridir.

İnsan dualarla dünyaya gelir, dualarla yaşar ve ömür sürer, dualarla ruhunu Allah’a teslim eder. Aslında yaşamın özeti duadır. Biz neyiz ki; bizi yaratan, bizi bizden daha iyi bilen, bilmediklerimizi sonsuz ilmiyle bilen, her şeyi işiten ve gören bir Rabbimiz var.

  • Buna karşılık karşısında aciz bir kul; elaçmış, gözyaşı dökmüş, nedamet duymuş, af ve mağfiret dileyen aciz bir kul.
  • İşte biz böyle bir kuluz.
  • İbadet ederiz, tövbe ederiz, dualarla yeniden üzerimizdeki kirli yüklerden arınır ve hafifleriz.
  • Allah’ın basar sıfatı da var.
  • Yani Allah her şeyi görür, görmesi mahlûkata benzemez.

Allah insanın algılayabileceği kelime ve kavramlar kullanılır ki, insanın aklına ve idrakine hitap etsin. Çünkü insan aklı bunca sonsuz bir yükü çekemez. Bildiğimiz gibi Kuran-ı Azimüşşan kaldıramayacağımız hiç bir yükü bizim üzerimize yüklemez. Öbür yandan dünyâ sebep üzere yaratılmıştır.

  • Allah, her şeyi bir sebebe bağlar ki, bizim küçücük beyinlerimiz anlayabilsin diye.
  • Bu yüzden de bizle konuşur, gerek bizi işitir, gerek görür ve bize cevap verir.
  • Hakikat şudur ki; Her nereye baksan Allah’ın veçhi oradadır.
  • Onun veçhinden başka her şey yok olmaya mahkûmdur.
  • Böyle bir idrake sahip olursak, her yer bizim için kıble kesilir.

Görmek deyince, beş duyu organımızdan göz gibi algılamayacağımıza göre, Allah’ın görmesi bizim halimizden, olan bitenden, olacak olanlardan evvelinde ve ahirinde her şeyi görebilmeye muktedir olması demektir. Bu sadece bir cismi ya da camid olmayan her hangi bir şeyi, hangi boyutta olursa olsun onun varlığı gereği zuhur eden herşeyden Allah’ın haberdar olması demektir.

  • Basiret de basar kökünden geliyor.
  • Bir taraftan görmek, her yaratılmışta onun varlığını idrak etmek demektir.
  • Hiçbir yaratılmışı kınamamak demektir.
  • İşte insan bu seviyeye ulaştığı zaman basiret sahibi olur, yani hakikatleri idrak etmeye başlar, kalp gözü açılır.
  • Alp gözünün açılmasına da basiret gözü denir.

Dolayısıyla kalp gözüyle Allah’ı gören bir insan, tamamen Allah’ın varlığından emin olur. Geri dönüşümsüz mutmainne mesabesine erer ve insanlık makamına yükselir. Bu makama yükselmek kolay değildir. Elbette biz Allah’ın kuluyuz. Emirlerine uyduğumuz sürece has kullarından oluruz.

Kim Allah’a karşı gelmekten sakınırsa?

Kim Allah’a karşı gelmekten sakınırsa, Allah ona bir çıkış yolu açar. Sürelerinin sonuna ulaştıklarında onları ya uygun biçimde tutun yahut onlardan uygun biçimde ayrılın; içinizden adaletli iki kişiyi şahit tutun ve şahitliği Allah için özenle yerine getirin. İşte Allah’a ve âhiret gününe inananlara öğütlenen budur.

165 ayet hangisi?

165 : Buna rağmen öyle insanlar var ki, Allah’tan başka varlıkları O’na denk tutar da, Allah’ı sever gibi onları severler. Gerçek mü’minlerin Allah’a olan sevgileri ise, her şeyden daha sağlam ve daha kuvvetlidir.

Kurana göre kumar nedir?

İslam – İslam dininde kumarın her türlüsü yasaklanmıştır ve içerisinde kumar olan her türlü oyun haramdır, Muhammed bin Abdullah, insanları Allah’a inanmaktan alıkoyan her şeyi kumar olarak tanımlamıştır ve içerisinde kumar bulunmayan oyunlar ise genelde mübah kabul edilmektedir.

İnsanın eğlenceye ihtiyaç duyduğu; ancak eğlenirken meşruiyet çizgisini aşmaması ve kumara bulaşmaması gerektiği belirtilmektedir. Kur’an ‘da, “Ey iman edenler! (Aklı örten) içki (ve benzeri şeyler), kumar, dikili taşlar ve fal okları ancak, şeytan işi birer pisliktir. Onlardan kaçının ki kurtuluşa eresiniz.

Şeytan, içki ve kumarla, ancak aranıza düşmanlık ve kin sokmak; sizi Allah’ı anmaktan ve namazdan alıkoymak ister. Artık vazgeçiyor musunuz?” denilmektedir.

Maide Suresi 91 âyette ne anlatılıyor?

91 : Hiç şüphesiz şeytan içki ve kumar yoluyla sizin aranıza ancak düşmanlık ve kin bırakmak, sizi Allah’ı zikretmekten ve namaz kılmaktan alıkoymak ister. Artık bunlardan vazgeçtiniz, değil mi? 92: Allah’a itaat edin, Peygamber’e itaat edin ve onlara itaatsizlikten sakının.

En son inen âyet hangi sure?

3. Son inen sûre ‘İza cae Nasrullahi Vel-feth’ Nasr süresidir.

Kumar oynamak günah mı haram mı?

Kumar oyunlarını telefonda ya da bilgisayarda oynamak günah mı? Şans oyunlarını telefonda ya da bilgisayarda oynamanın hükmü nedir? Para karşılığı değil de zevkine kumar oynanır mı? Para karşılığı değil de zevkine oynanan kumar günah mı? İşte kumar oynamaya ilişkin haberin detayları.

  1. Yasak ve günah olması bakımından içki ile kumar arasında hiç bir fark yoktur.
  2. Allah Teala her ikisini de, aynı âyet-i kerime ile haram kılmıştır.
  3. Yüce Allah Kur’an-ı Kerimde kumar konusunda şöyle buyurulur.
  4. Aranızda mallarınızı haksız sebeplerle ve batıl yollarla yemeyin” (el-Bakara, 2/188; en-Nisâ, 4/29).

“Ey inananlar, içki, kumar, putlar ve fal okları şüphesiz şeytan işi pisliklerdir. Bunlardan kaçının ki kurtuluşa eresiniz. Şüphesiz şeytan içki ve kumar yüzünden aranıza düşmanlık ve kin sokmak ve sizi Allah’ı anmaktan, namazdan alıkoymak ister (el-Mâide, 5/90, 91; İbn Abidin Reddû’l Muhtar, İstanbul 1307, V, s.355; Hamdi Yazır, Hak Dini Kur’an Dini, İstanbul 1960, II, s.766).

Aslı kumar olarak bilinen oyunları telefonda ya da bilgisayarda oynamak günah mı? Sorusuna cevap Fatih Kalendar Hoca’dan geldi. Fatih Kalendar Hoca, “Bir oyun hangi mahiyette olursa olsun maddi anlamda kazanan ve kaybeden varsa velev ki meşru çerçevede yapılsa bile bu klasik kumardır. Örneğin musabaka İslam’da var olan bir yarışmadır ve caizdir.

Ama tarafların ortaya para koyması ve kazanan hepsini alacak şeklinde olması velev ki meşru oyunda bile olsa bu kumardır ve caiz değildir. Bir de şans oyunları vardır ki kazanma ve kaybetme şeklinde olsa caiz olmayacağı aşikardır. Böyle olmasa bile zevkine zararlı bir oyun veya kumar oynayalım kaybetmek ve kazanmak olmasın şeklinde bile kumar aleti olması hasebiyle oynamak fıkhen caiz değildir.

  • Fiziksel oynamak caiz olmadığı gibi ekran üzerinden oynamak da caiz değildir ve aralarında hiçbir fark yoktur.
  • Netice itibariyle kumar aletleriyle oynanan bir oyundur.
  • Hanefi mezhebi oyun konusunda ciddi anlamda meseleyi daraltıyor.
  • Dolasıyla bu gibi şeylerden mutlak anlamda kaçınmak en güzel olanıdır.

Özellikle kumar için vazedilmişse bundan kaçınmak elzemdir.” dedi. : Kumar oyunlarını telefonda ya da bilgisayarda oynamak günah mı?

Adblock
detector