Kumar Parası Ile Borç Ödenir Mi?

Kumar Parası Ile Borç Ödenir Mi
Bundan sevap da beklenmez, sadece mesuliyetinden kurtulma esas alınır. Buna göre şans oyunlarından çıkan para fakirlere verilmelidir. Borç ödemek için başkasından borç alınabilir.

Haram para ile ödenen borcu almak caiz midir?

Gelirinin tamamı haram olan bir kimseden borç para almak kesinlikle caiz değildir. Gelirinin çoğu haram olan kimseden borç para almak, onunla alışveriş etmek, İmam Gazali’ye göre haramdır.

Borcu olan kişi cennete girebilir mi?

Dünyevi Cezası Ümmetin Duasından Mahrumiyet Olan Günah; Aldığı Borçları Ödememek İnsan hayatının genişlik alanını boş bırakmayan Yüce Allah, borçların ödenmesi, şahitliği ve kâtipliği ile ilgili ayrıntılara kadar Kur’an’dan kullarına açıklama yapıp onları en doğru olan davranışlara sevk etmiştir.

  • Senetleşmenin ve noter huzurunda alacak-verecek davalarının detaylarına kadar bahsedilen ayete, “müdayene” ayeti denilmiştir.
  • Ur’an-ı Kerim’in en uzun ayeti diye bilinen bu ayet, Bakara Suresinin 282. ayetidir.
  • Allah Teâlâ, Müdayene ayetinde kullarının birbirlerine haklarının geçmemesini, alacakların zaman aşımına bağlı değer kaybetmemesini, vade sürelerinin kayda bağlanmaması neticesinde kavga çıkmamasını ve unutmaya bağlı borcun inkâr edilmemesi gibi maslahatları gözetmiştir.

“Her hak sahibine hakkını ödemek” dinin ilkesi olduğu için evvela Allah Teâlâ’ya karşı sorumluluklarımızı yerine getiririz. İbadetlerde tembel davranarak fevt eder ve O’na karşı borçlu kalırsak, onları da kaza etmek suretiyle geç de olsa öderiz. Kılınmayan namazın kazası, verilmeyen zekâtın ölümden sonra tâdiyesi, tutulmayan orucun fidyesi de verilmek suretiyle borçlar geç de olsa ödenmelidir.

Fakat borcun her türlüsünü geciktirmek doğru bir davranış değildir. Peygamber Efendimiz borçların geciktirilmesini hoş karşılamamış ve kullara olan borçla ilgili şu uyarıyı yapmıştır: “Varlıklı kimse(ler)in borcunu vaktinde ödemeyip uzatması zulümdür.”(Beyhaki) Hele de borca karşılık faiz almak; “Allah’tan ve Rasulünden açılacak bir savaşa” (Bakara, 279) taraf olmaktır.

Bu bağlamda, borcun vaktinde ödenmesini isteyen Allah Teâlâ, “Eğer borçlu zorluk içerisinde ise onun maddi olarak genişleyebileceği bir zamana kadar süre verin. Şayet (zor durumdaki kimselere alacaklarınızı) sadaka olarak verirseniz, bilesiniz ki bu sizin için daha hayırlıdır.” (Bakara, 280) buyurmuş ve kullarını gerekli biçimde yönlendirmiştir.

İslam dini fakirliğin, dağıtımdaki ehliyetsizlik, kabiliyetsizlik ve adaletsizlikten kaynaklandığını bildiği için siyasetin ehil eller tarafından Rabbani bir yöntemle işlemesini istemiştir. Hal böyle iken fakirlik problemini fatalitik bir sorun olarak görüp kadere yüklemek doğru bir yaklaşım değildir.

Buna rağmen fakirlik sorununu tek kaleme indirgemek yerine, siyasetten ve kişiden kaynaklanan nedenlerini bilip çözüm aramak gerekir ki doğru olan da budur. İşsizlik, emeğinin karşılığını alamamak, ücret politikalarının kurbanı olup hak aramayıp verilene razı olmak, sakatlık, hastalık, doğal afetler, tembellik, umudunu kumar ve şans oyunlarına bağlamak, iş tercihindeki bilinçsizlik, alışveriş ve tüketimdeki dengesizlik, lüzumsuz harcama alanları açmak, iflas, bereketsizlik ve israf fakirliğin bazı bireysel nedenleridir.

  • İsraf, borçlanmalara da kapı araladığı için belki de fakirliğin en önemli sebeplerindendir.
  • İnsana tükettiği kadar değer veren” liberal siyasalarda israfın olmaması mümkün değildir.
  • Hâlbuki Resulullah (s.), Müslümanları israf konusunda şöyle uyarmıştır: “Kim iktisatlı davranırsa fakirleşmez.” (Süyuti).

Bizzat kendisi de hayatının standartlarını bütün zamanlarda hiç değiştirmemiş ve ümmetine iktisatlı yaşama hususunda örnek olmuştur. Mekke’de nasıl yaşadı ise Medine’de devlet başkanı olduktan sonra da aynı yaşamıştır. Hayat standartlarını sabit tutan Rasulullah(s.), israftan da borçtan da uzak durmuştur.

İsrafla borç arasında doğru orantı olmakla beraber borcun bizatihi kendisini hoş karşılamayan Hz. Peygamber (s.): “Sizleri borçlu yaşamaya karşı uyarırım. Çünkü borcun evveli gam ve keder, sonu da savaştır.” (Beyhaki) Buyurmuştur. Vaktinde ödenmeyen borçlar yüzünden çıkan kavgalar nedeniyle nice ocakların söndüğü herkesin malumudur.

Borç yüzünden alacaklıya karşı mahcup olmak veya şahsiyetinden ödün vermek, Müslümanın izzetine yaraşan bir durum değildir. Peygamberimiz (s.), “Kendinizi küçük düşürmeyin” buyurduğunda, sahabiler: “Bunun nasıl olacağını sormuşlar”, Rasulullah (s.) da; “borçla”(Hakim) karşılığını vermiştir.

  1. Borç geceleri keder gündüzleri de zillettir.” (Acluni).
  2. Açıklamasını yaparken de aynı noktaya değinmiştir.
  3. İnsanı zillete düşürmesi dâhil birçok iktisadi, sosyal, ahlaki ve hatta itikadi endişelerinden dolayı Hz.
  4. Muhammed (s.), günaha ve borca batmaktan defalarca Allah’a (c.), sığınmıştır.
  5. Bunun sebebini sorduklarında; “Borçlanan kimse konuştuğunda yalan söyler; sonra da verdiği sözden cayar.” (Nesai) demiştir.

Konuşunca yalan söylemek ve sözünden caymak münafıklık alameti olması hasebiyle, borçlu yaşamak insanı böyle kötü bir konuma sürükleyebilir. Yüce Allah da, aldığında ödememeyi hedefleyen bir kimsenin huzuruna borçlu olarak çıkmasını en büyük günahlardan saymıştır.(Ahmed) Borçlu kimse; “Aldıklarını hak sahibine ödemezse, kendisi velev ki Allah yolunda öldürülse bile o borçlarını ödemedikçe cennete giremez.” (Hakim) tembihatını yapan Hz.

  1. Peygamber: “Allah yolunda öldürülmek borcun dışındaki bütün günahlara kefarettir/onların affına vesile olur.” (Beyhaki) Buyurmuştur.
  2. Bir başka rivayette ise şu açıklamayı yaparak meseleyi daha da netleştirmiştir: “Şehidin toprağa düşen kanının ilk damlası (hürmetine) bütün günahları bağışlanır ancak kul hakları (borçlar) hariç.” (Heysemi).

Nesai’deki rivayette ise: “Canımı elinde tutan Allah’a yemin ederim ki bir insan Allah yolunda öldürülse sonra diriltilse, yine öldürülse sonra diriltilse, öldürülse ve sonra yeniden diriltilse, üzerinde de borç olursa o borcunu ödemedikçe cennete giremez.” anlamlı uyarısında bulunmuştur.

  1. Hz. Muhammed (s.), borca ve borçluya olan bakış tarzını değişik biçimlerde ifade etmiştir.
  2. Bu konulardaki nebevi uyarıların amacı Müslümanları borçsuz yaşamaya alıştırabilmektir.
  3. Özellikle hiç kimsenin, başkasının ömrünün karşılığı olan emeğini gasp etmesini istememiştir.
  4. Şehidin bile üzerinde kul hakkı varken cennete giremeyeceğini söyleyen Allah Resulü, insanlar aldıkları borçları mülklerine geçirmesinler diye bir ara borçluların cenaze namazlarını bile kılmamıştır.(Hakim) Bu münasebetle de kişi öldüğünde İslam fıkhında vasiyet ve (miras’dan) önce borçlarının ödenmesine hükmedilmiştir (Beyhaki).

Hz. Ali’nin rivayet ettiği bir uygulamada, Rasulullah’ın huzuruna bir cenaze getirildiğinde, onun borcunun olup olmadığını sorarmış. Şayet; “ödenmemiş borcu vardır” denilirse o kişinin cenaze namazını kılmazmış (Beyhaki). Yine bir defasında musallaya cenaze getirildiğinde; “Üzerinde borç var mı?” diye sormuş.

“Evet” cevabını alınca; “peki geride bu borcu ödeyecek mal bıraktı mı?” sorusunu yöneltince; “Evet” demişlerdir. Hz. Peygamber de (s.) bunun üzerine o kimsenin cenaze namazını kılmıştır. Başka bir günde getirilen cenazenin, borçlu olup geride de bu borcu ödeyecek mal bırakmadığı için Rasulullah cenaze namazını kılmamış ve sahabilere: “Siz arkadaşınızın cenazesini kılabilirsiniz.” demiştir.

Ebu Katade: “Ben bu kişinin borcunu üstleniyorum” deyince Hz. Peygamber, yeniden cenaze namazını kıldırmıştır (Beyhaki). Borçlu kimsenin cenazesini kılmayışını da Peygamber Efendimiz şöyle gerekçelendirmiştir: “Kabrinde borcuna karşılık rehin tutulan ve kıyamet gününde de (önce borçlarından dolayı) hesaba çekilecek adam için cenaze namazı kılmamın size ne yararı dokunacaktır.” (Beyhaki).

“Mümin vefat ettiğinde borcuna mahsuben cennetten alıkonulacaktır. Bu durumda kardeşinizin ister borcunu ödeyin, isterseniz Allah’ın azabına terk edin” (Hakim). Nebevî buyruğu da borçlu ölmenin uhrevi durumunu bizlere hatırlatmaktadır. İslam devletinin genişleyip maliyesinin güçlenmesiyle beraber Resulullah (s.), borçluların borçlarını devletin kasasından ödemiştir.

Velisi olmayanın velisi olan Resululah (s.), bu uygulamasıyla kendi sağlığında kimseyi Allah Teâlâ’nın huzuruna borçlu göndermemeye çalışmıştır. Günümüzde ne böyle bir devlet ne de Müslümanların yardım kurumları vardır. Bu kurumlar yoktur diye boşluğa razı olmak yerine ilgili kurumları oluşturmak Müslümanların üzerine vecibedir.

  • Bu sayede Müslümanlar ütopik konuşmaktan da kurtulmuş olacaklardır.
  • Öyle ki kardeşliği kendisine temel argüman olarak seçen tasavvufi kurumların bile “ihvan”a yönelik böyle ciddi bir çalışması yoktur.
  • Bu durumda yapılması gereken; iktisatlı yaşamak ve borç batağına düşmemektir.
  • Lüzumsuz harcamalar ve borçlanmalar nedeniyle kendinden sonrakilerin hayatını da ipotek altına almamaktır.

Daha küçük yaşlardan itibaren iktisatlı yaşamasını bilen bir nesil yetiştirmektir. İktisat ahlak ilişkisine dair dersler vermek ve bu dersleri tabana yayabilmektir. Dere kenarında abdest alırken bile iktisatlı olmayı öneren (Ahmed b. Hanbel) İslam kültürünün kültürel zenginlikleri böyle dersler vermeye çok müsaittir.

  • Aynaklarımız bu bilgilerle doludur; fakat bunların tamamı eğitime bağlı bireysel önlemlerdir.
  • İnsanları, sürekli tüketime teşvik eden reklamların etkisinden kurtarmak da borca dalmamak hususunda bireysel bir tedbir olarak önerilebilir.
  • Günümüzde kredi kartlarıyla bilinçsiz alışveriş yapmak da ülkemizde halkın borç limitini artırmaktadır.

Neticede, alacaklı taraf mağdur edildiği gibi; borçlu da borcunu ödeyemeyince bunalımlara girmekte ve büyük aile faciaları meydana gelmektedir. Yine bu bağlamda gerekli telkin ve teşvik yapılabilir; ikna edilebilirse alacaklı dilerse alacağından vazgeçebilir.

  • Alacaklının dilerse alacağından vazgeçmesine “karz-ı hasen” denilir (Dini Ter.
  • Söz).Yüce Allah, güzel borç verme diye ifade edilen karz-ı haseni Kur’an-ı Kerim’de şöyle teşvik etmiştir: ” Sadaka veren erkekler ve sadaka veren kadınlar ve Allah rızası için karz-ı hasen yapanlar var ya, işte onlara(verdikleri) kat kat ödenir.

Onlar için( Allah katında ) çok değerli bir ödül vardır.” (Hadid, 18). Allah yolunda savaşan mücahitleri teçhiz etmek anlamına da gelen karz-ı hasen, karşılıksız olduğu gibi daha sonra almak üzere verilen borca da ad olarak verilmiştir. Kur’an, ilk gelen surelerden itibaren sevabını Allah’tan beklemeyi içeren karşılıksız borç vermeyi teşvik etmiştir (Müzzemmil, 20).

Yalnız, borçlanmanın karz-ı hasen olabilmesi için bilinmesi gereken şartları vardır. Şartlarını taşımayan her borç karz-ı hasen değildir. Bu şartlar şunlardır: Borçlanmanın helal sermayeden yapılması, harcamaların meşru alanlarda olması, alınan miktarın netlikle kaydedilmesi, borcun ödenme tarihinin belirtilmesi, ödeme tarihlerine riayet edilmesi ve verilen borca karşılık bir fazlalık istenmemesidir.

Borca karşılık istemeyi ve bu niyetle borç vermeyi Hz. Peygamber(s.) şu hadislerinde yasaklamıştır: ” Menfaat karşılığı verilen her borç faizdir (Acluni). Karşılıksız borç verme konusuyla ilgili Hz. Peygamber (s.) de şu müjde verici teşviki yapmıştır: “Her kim ki Yüce Allah’ın mutlak koruması altına girmek istiyorsa, borçluya/darda kalana genişlik tanısın veya alacağından tamamen vazgeçsin.” (İbn-i Mace).

  • Vazgeçilen değil de vazgeçen olmak istiyorsak varlıklı olup iktisatlı yaşamalıyız ve borcun azından da çoğundan da uzak durmalıyız.
  • Bu anlayışa göre “borç yiğidin kamçısı” değil; özgürlüğüne vurulan prangadır.
  • Borçsuz yaşayan özgürdür.
  • Bu hakikati Hz.
  • Peygamber(s.), kendine has veciz üslubuyla şöyle ifade etmiştir: ” Az günah işle ki Allah(c.), sana ölümü kolaylaştırsın; az borç yap ki özgür olarak yaşayasın.” (Acluni).

Peygamber Efendimizin bu uyarısı yeterince anlaşılsaydı bugün birçok insan tefecilerin, bankaların, çok uluslu şirketlerin sigortalarının ve dünya ticaret merkezinin kölesi haline gelmezdi. Gerek bireysel gerekse toplumsal alanda yapılan borçlanmalar bireyi ve toplumu köleleştirmektedir.

Borç para ile hayır yapılır mı?

CEVAP Ödünç alınan ve acil verilmesi gereken borçlar ise sadaka vermek caiz olmaz. Fakat taksitli borçlar ise mahzuru olmaz. Sual: Taksitli borçlarım var. Muntazaman ödüyorum. Borçlunun önce borcunu ödemesi lazım olduğu için, cüzi miktarda da olsa sadaka versem olur mu? CEVAP Evet, kabul olur.

Sual: Hediye mi, sadaka mı daha sevaptır? CEVAP Önce aileye nafaka, sonra sadaka, sonra hediye. Sual: Sadaka niyetiyle yapılan para yardımları vekaleten de olur mu? CEVAP Olur. Sual: Sadaka verirken sevabını Peygamber efendimize göndermeye de niyet etmek caiz mi? CEVAP Sadaka verenin, sadaka sevabını Resulullah efendimize ve bütün müminlere göndermeye niyet etmesi iyi olur.

Çünkü, kendi sevabından bir eksilme olmadığı gibi, hepsine de ayrı ayrı, hep o kadar sevap verilir. (Redd-ül Muhtar) Sigara istemek Sual: Dilenmek haram olduğuna göre, birinden bir tek sigara veya ateş istemek caiz midir? CEVAP Caizdir. O kadarcık şey dilenmeye girmez.

  • Sadaka ve kibir Sual: Bir arkadaş, şeker, gofret gibi bir hediye verirken (Yakala!) diyerek uzaktan atıyor.
  • Bu, kibir alameti değil midir? CEVAP Belki, samimi olduğu için veya hediyeye önem vermediği için olabilir, çünkü İslam Ahlakı kitabında, (Sadaka verenin kibirli görünmesi, fakire karşı değildir.

Verdiği malı küçültmektir. Mala kıymet vermediğini gösterir) deniyor. Hediye veren de, hediyesine önem vermediği için öyle yapmış olabilir, ama aralarında samimiyet yoksa, öyle yapmak doğru değildir. Hayır kurumu Sual: Cami için verilen parayı, daha önemli bir hayır kurumuna vermek caiz midir? CEVAP Daha önemliyse, daha iyi olur.

  1. Hayvan beslemek Sual: Evdeki kedilere veya sokaktaki köpeklere verdiğimiz yiyecekler sadaka hükmüne girer mi? CEVAP Elbette girer.
  2. Hattâ kedi, köpek, domuz gibi hayvanlar, evimizdeki, bahçemizdeki buldukları şeyleri yeseler, mesela kurt koyunumuzu, tilki tavuğumuzu, kartal civcivlerimizi yese hepsi sadaka olur.

Bir hadis-i şerif: (Müslümanın diktiği ağaçtan yenilen şey sadakadır. O ağaçtan çalınanlar, vahşi hayvanların ve kuşların yedikleri sadaka olur.) Paraya kıymet vermemek Sual: Mendil serip dilenenin önüne parayı, eğilmeden ayakta iken atmak uygun mudur? CEVAP Paraya önem vermemek maksadıyla yapılırsa mahzuru olmaz.

Çünkü İslam Ahlakı kitabında, (Sadaka verirken, neşe ve sevinçle karışık tekebbür etmeli. Sadaka verenin tekebbürü, fakire karşı değildir. Verdiği malı küçülttüğünü ve mala kıymet vermediğini gösterir) deniyor. Dilenciye niye kibirlensin ki? Dilenci de o hareketten alınmaz. Atılan parayı havada kapar. Muhtaç olanın sadaka vermesi Sual: Bir kimsenin, bakmakla sorumlu oldukları muhtaç iken, başka muhtaçlara yardım etmesi uygun olur mu? Cevap: Bu konuda İbni Âbidînde buyuruluyor ki: “Kendisine ve bakması vacib olanlara lazım olandan fazla malı bulunan kimsenin sadaka vermesi müstehabdır.

Bakması vacib olan kimsesi muhtaç iken, bunun sadaka vermesi günahtır. Sıkıntıya sabredemeyecek kimsenin, kendi muhtaç olduğu malı, parayı sadaka vermesi caiz değildir, tahrimen mekruhtur. Sadaka veren kimsenin, sadaka sevabını, Resulullah Efendimize ve bütün müminin ve müminâta göndermeye niyet etmesi iyi olur.

Kumarda kazanılan para ne yapılmalı?

Kumardan kazanılan para ne yapılmalıdır? 436) Kumardan Kazanılan Para Ne Yapılmalıdır? Bismillah Elhamdülillah, vessalatu vesselamu alâ Resûlillah Kumar bütün çeşitleriyle, piyango biletleri de kumar olmak üzere Allah’ın en büyük haramlarındandır. Ateştir olduğu gibi, olduğu gibi ateştir.

Dolayısıyla kumar günahına bulaşan tövbe edecek, istiğfar edecek. Elindeki kumardan elde ettiği şeyleri de sahipleri varsa onlara iade edecek. Piyango gibi vesaire gibi karma bir sahibi var veya sahibini bulamıyorsa o parayı elinden çıkaracak. Bir vakfa, bir fakire götürüp verecek; tövbe edecek. Çünkü kumar haramdır, kumarla yenen bir lokma da ateştir.

Velhamdülillahi Rabb’il âlemîn. : Kumardan kazanılan para ne yapılmalıdır?

Altından para kazanmak haram mı?

Altına yatırım hangi şartlarda 11.07.2014 – 09:29 | Son Güncelleme : 14.07.2014 – 10:58 Ramazan ayında hangi davranışların dinen uygun olmadığı daha çok merak edilir. Yatırım da bunlardan farklı değil Ramazan ayında hangi davranışların dinen uygun olmadığı daha çok merak edilir.

Yatırım da bunlardan farklı değil. Bigpara olarak özellikle yorum yapan okurlarımızın da isteğiyle, Türkiye Cumhuriyeti Diyanet işleri Başkanlığı’na çok merak edilen “Altına yatırım yapmak caiz midir?” sorusunu sorduk. Diyanet Başkanlığı ise hangi hallerde altına yatırımın caiz olduğunu detaylı açıkladı.

Fercan Yalınkılıçbigpara.hurriyet.com.tr Diyanet İşleri Başkanlığı “Altına yatırım yapmak haram değildir,” dedi. Nedenlerini ise şöyle açıkladı: ” Kural olarak bedeli peşin olarak ödenerek ve herhangi bir faiz uygulanmadan, bir kuruluştan altın veya döviz alım-satımı yapmak caizdir.” Bigpara’nın sorusuna cevap olarak bankalarla işlemlerin de nasıl dine uygun yapılabileceğinin yanıtı verildi: “Buna göre bankalarının satışa sunduğu altını o günkü altın kuru üzerinden satın almak suretiyle paranın altına endekslenmesinden sonra bu altının bankaya emanet olarak bırakılması, daha sonra istenildiği vakit yeni kur üzerinden tekrar bankaya satılması caizdir.” ##$HABER_943262$## VADELİ İŞLEMLER DİNEN UYGUN DEĞİL “Altın, TL, döviz vd.

paraları alıp-satmada vazgeçilmez temel iki kuraldan birisi alınan ve satılan para cinsi malların farklı olması, diğeri ise yapılan işlemin veresiye ve vadeli olmamasıdır,” diyen Diyanet, bigpara.hurriyet.com.tr’a detaylı bilgiler verdi: “Buna göre alınan ve satılan para cinsi malların bedeli peşin (elden ele) taraflarca birbirine takdim edilirse, yapılan işlem sahih olur.

On-line satış işleminde bedeller karşılıklı hesaplara otomatik geçiyorsa bu da caizdir. Ancak ilgili kuruluş, bu işlemi kaydi olarak yaptığı gibi, emanet bırakan kişinin her istediği anda bu altınları fiziki olarak kasadan çıkartıp müşteriye teslim edebilmelidir.

Haram parayla cami yapılır mı?

Haram maldan zekât, sadaka verilir mi? Sual: Haramdan sadaka verilse ne olur? CEVAP Haramdan sadaka verilse, alan fakir de haramdan olduğunu bilerek, verene, Allah razı olsun dese veya Allah kabul etsin dese ve veren de, âmin dese, ikisi de küfre girer.

  • Bir kimsenin elindeki malın haram mal olduğu bilinmedikçe, çalınmış veya kumardan almış olsa bile, elindeki bu malın onun helal mülkü olduğu kabul edilir.
  • Bunu verince, mülk-i habis ise de, almak caiz olur.
  • Verilenin haram mal olduğu kesin bilinirse, bunu almak caiz olmaz.
  • Haram malı, hediye vermek caiz olmaz.

Haram olduğunu bilenin de, bunu alması caiz olmaz. Eline, haram mal, mesela para geçen, bunu sahibine vermeli, sahibi bilinmiyorsa, fakire sadaka vermelidir. Başka yere vermesi günah olur. Bu malı almak, fakirlerden başka kimseye caiz olmaz. Yalnız vârisin, haram mal olduğunu bildiği halde, mirası alması caiz olur.

Sadaka olarak verdiği fakir, haram malı kendisine hediye ederse, bunu kendisi de kullanabilir. Malının çoğunun helal olduğu sanılanın verdiği hediyeyi almak caiz olur. Malı haram ise caiz olmaz. Bulanık suyun temiz olduğu kabul edilir. Çünkü, suyun aslı temizdir. Necis olması ise, şüphelidir. Kazancının çoğu haramdan olan kimsenin verdiği malın haramdan olduğu kesin olarak bilinmedikçe, bu malını almak haram olmaz, mekruh olur.

Malının çoğu helal olanın hediyesi alınır. Çoğu haram ise, helal diyerek verdiği alınır. Verirken söylemedi ise, araştırıp zannına göre amel eder. Sual: Benden düştüğü şüpheli bir para var. Haram olan bir şeyi sadaka olarak vermek haram olduğunu biliyorum.

  • Bu parayı ne yapmam lazım? CEVAP Fakirsen kendin kullanabilirsin, zenginsen bir fakire ver.
  • Bulunan para sizin olmasa da haram para değildir.
  • Bir fakire vermekte mahzur yoktur.
  • Sual: Din kitaplarında, (Haramdan kazanılan bir mal, sadaka olarak verilse, bunu bilerek alan, Allah kabul etsin derse kâfir olur; fakat Allah razı olsun denirse küfür olmaz) deniyor.
See also:  Kumar Sitelerine Yatırılan Parayı Geri Alma?

Niye biri küfür de öteki değil? CEVAP Haram maldan sevab beklenmez. Yani dinimizde haram malın sevabı olmayacağı bildirilirken, Allah kabul etsin diyerek, dinin emri kabul edilmemiş oluyor. Allah razı olsun demek ise, bu halinden, haram işlediğinden dolayı Allah razı olsun demek değildir.

O manada söylenirse, elbette o da küfür olur. Allah seni razı olacağı hale getirsin anlamında bir duadır. Gerektiğinde kâfire böyle dua edilebilir. Yani onun hidayeti için dua ediliyor. Bu caiz olur. Fakat kâfire, Allah sana rahmet etsin diye dua etmek caiz olmaz. Haram parayla hayır yapmak Sual: Toplanan helal ve çeşitli haram paralarla cami yaptırılır mı? Haram para hayra sarf edilir mi? Haram parayı verene, Allah razı olsun denir mi? CEVAP Birgivi vasiyetnamesi şerhi ‘nde, (Bir kimse, elindeki kati haram olan maldan sadaka verse, sevab umsa, alan fakir, haramdan olduğunu bilerek, verene Allah razı olsun dese, veren de veya başka bir kimse de âmin dese, hepsi kâfir olur) deniyor.

İbni Abidin hazretleri burada, (Haram olduğu bilinen belli malla cami yaptırmak ve başka hayır yaptırmak ve bunlara karşılık sevab beklemek de küfürdür) buyuruyor. (S. Ebediyye) Haramdan mal kazanmak, haramdan sadaka vermek ayrı, haramla helali karıştırarak kullanmak ayrıdır.

Ullanmanın caiz olması, haramın caiz olması demek değildir. Haramdan kazanan, elbette cezasını çekecektir. Bu konuda, merhum hocamıza sorduğumuz sualin cevabı şöyleydi: İki veya daha çok farklı haram mallar, birbirleriyle ve helal mallarla karışırsa mülk olur. Her türlü kullanması caiz olur. Yani cami yaptırılır.

Haram parayı verene Allah razı olsun demek caizdir, fakat Allah kabul etsin demek küfür olur. Haramdan sevab beklendiği için küfür oluyor, ama o kimseyi Allahü teala razı olduğu yola çevirebilir. Kâfire bile, imana gelmesi veya razı olacağı hale çevirmesi niyetiyle Allah razı olsun denir.

Borcunu ödemeyen hapse girer mi?

Kredi Borcu Ödenmezse Hapis Cezası Verilir Mi? – İcradan hapis cezası çıkması bazı şartların gerçekleşmesi ve kişinin kötü niyetli olması gerekir. Hapis cezasından kasıt ise tazyik hapsidir. Tazyik hapsi ise en fazla 3 aylıktır. Sadece borcun ödenmemiş olması icradan hapis cezası almak için yeterli değildir.

  • Redi ya da kredi kartı borcunu ödeyemeyen borçlu, ödeyeceğine dair bir taahhütname imzalar ve ödemezse taahhüdü ihlal suçu işlemiş olur.
  • Taahhüdü ihlal suçundan dolayı hapis cezası alır.
  • Bu hapis cezası olarak adlandırılan; tazyik hapsi, en fazla 3 aylığına verilen bir disiplin hapsidir.
  • Bu nedenle ödeme yapılmayacaksa bu suçu işlememek için ödeme taahhüdünde bulunulmamalıdır.

İcra ve İflas Kanunu Md.340 : Alacaklının onayı dahilinde icra dairesinde kararlaştırılan borcu ödeme taahhüdünü, geçerli bir sebebi olmadan ihlal eden borçlu, alacaklının şikâyeti üzerine üç aya kadar tazyik hapis cezası alabilir,

Borcunu ödemeyen adama ne yapmalı?

İcra Hukuku Nedir? – En basit deyim ile anlatacak olursak herhangi bir alacağı yasal yollar kullanarak tahsil edebilmek için başvurulan yönteme icra adı verilir. Türkiye Cumhuriyeti Devleti içerisinde geniş bir uygulama alanına sahip olup aklınıza gelebilecek her türlü borç ve alacak konusunu kapsar.

Allah borçluya yardım eder mı?

ALLAH’A BORÇ VERİR MİSİN? – Sabri SAĞLAM Kıymetli kardeşlerim cumamız mübarek olsun! Bu hayatta Rabbimiz ‘in dışındaki herkes birbiriyle iç içe yaşamak zorundadır. Bizi, bir arada tutan önemli değerlerimiz vardır. Maddi yönden birbirimizle yardımlaştığımız gibi manevi olarak da birbirimizle yardımlaşırız.

  • Düğünlere katılmamız, hastayı ziyaret etmemiz, bir işe girene hayır duada bulunmamız, ahirete göçenlerin ardından yaptıklarımız ve daha birçok davranış, manevi yardımlaşma örneklerindendir.
  • Manevi yardım kısmı en kolay olanıdır.
  • Bir de maddi yardım vardır ki bu da çeşitli şekillerde kendini gösterir.
  • Yetim ve yoksullara yardım etmek, verdiğimiz zekât ve fitrelerimiz, kurban etlerini ihtiyaç sahiplerine dağıtmamız, okuyan öğrencilere burs vermek gibi davranışları maddi yardım kapsamında sayabiliriz.

Bir de borçlu olana yardım etmek dediğimiz bir yardımlaşma çeşidi vardır. Rabbimiz, borçluya yardım etmek hususunda şöyle emretmektedir; “Eğer borçlu darlık içindeyse, ona eli genişleyinceye kadar mühlet verin. Eğer bilirseniz, (borcu) sadaka olarak bağışlamanız, sizin için daha hayırlıdır.” (Bakara Sûresi 280) Eğer alacaklı durumunda isek, borçluya ödeyemediği zaman süre tanımamız, Rabbimiz ‘in bizlere emridir.

Eğer çok zor durumdaysa ve ödemeye de gücü yetmiyorsa, sadaka olarak bağışlamamız da çok yerinde bir davranış olur. Borçlu kimse de kendisine tanınan bu süreyi suiistimal etmemelidir. İmkânı elverdiğince ödemeye çalışmalıdır. Zira Efendimiz (s.a.s.) şöyle buyurmaktadır; “Borcunu ödeyebilecek durumda olan zengin kimsenin ödemeyi geciktirmesi zulümdür.(Buhari, İstikraz 12;Müslim, Müsâkât 33) Efendimiz (s.a.s.)’den bir müjde ile devam edelim; “Sizden önce yaşayanlardan bir tüccar vardı.

Halka borç verirdi. Borçluları arasında fakir görürse hizmetçilerine: “Onun borcundan vazgeçiverin, böylece Allah’ın da bizim günahlarımızdan vazgeçeceğini umarız” derdi. Allah da onun günahlarından vazgeçti.” (Buhari, Sulh 10; Müslim, Müsâkât 19) Rasûlüllâh (s.a.s.), “Kim darda kalmış (borçlu) bir kimseye zaman tanırsa veya alacağını bağışlarsa, Allah onu kendi gölgesinde gölgelendirir.” (Müslim, Zühd, 74) buyurarak, alacaklıları borçluya kolaylık gösterme hususunda teşvik etmiştir.

Borçlulara yardım edenlere Rabbimiz bakın nasıl müjde veriyor; Şüphesiz ki sadaka veren erkeklerle sadaka veren kadınlar ve Allah’a güzel bir borç verenler var ya, (verdikleri) onlara kat kat ödenir. Ayrıca onlara çok değerli bir mükâfat da vardır.” (Hadîd Sûresi 18) ayetin ilk kısmında sadaka verenler iki cinse göre sayılıyor.

Sadakadan dilenciye verilen üç beş kuruşu anlamayalım. İşe yarar şekilde yardımdan bahsediliyor. Tanıdığımız çevrede yardım edersek, kimse de bizi kandırıp paramızı almış olmaz. Rabbimiz Teâla, mümin kardeşine borç verme işlemini sanki kendisine borç verilmiş sayıyor.

  • Im Allah’a borç vermek istemez ki? Şöyle bir örnek verelim, ülkemizin en zenginlerinden birisi bizden biraz borç istese, hemen verilir.
  • Çünkü o kimse hele de cömertse fazla fazla geri öder.
  • Belki de borç verme sayesinde gözüne girilmiş olur.
  • Bir de bu borcun Allah Teâlâ’ya verildiğini düşünelim.
  • Biz kardeşimize borç vereceğiz, bu da Allah’a borç vermek gibi sevap olacak.

Eğer kişinin borçlanması sonucu elinde bulunan mal veya paralar borcunu ödemeye yetmiyorsa o kimse iflas etmiş sayılır. Böyle iflas eden bir hakkında Rasûlüllâh Efendimiz (s.a.s.)’in şu uygulamasına zamanımızda ne kadar da muhtacız; Ebû Saîd el-Hudrî anlatıyor: “Rasûlüllâh (sav) zamanında bir adam, dalındayken satın aldığı meyveler afete uğrayınca zarar etti ve borcu çoğaldı.

  1. Rasûlüllah’ın (sav), “Ona bağışta bulunun.” demesi üzerine insanlar ona sadakalarını verdiler.
  2. Fakat bu yardımlar borcunu ödemeye yeterli gelmedi ve bunun üzerine Rasûlüllah’ın (sav) adamın alacaklılarına şöyle dedi: “Bulduğunuzu alın! Bundan başka yapabileceğiniz bir şey de yoktur!” (Müslim, Müsâkât, 18) İflas eden kişi kimdir? Aklımıza gelen ilk soru malını mülkünü kaybeden kişidir diye gelir.

Bu soruyu Rasûlüllâh Efendimiz de sordu sahabeye. Sahabe ile arasındaki konuşma şöyle cereyan etmiştir; “Bir gün Rasûlüllâh (sav), “Müflis kimdir, biliyor musunuz?” diye sordu. Ashâbı, “Bize göre müflis, parası ve malı olmayan kimsedir.” dediler. Bunun üzerine Hz.

Peygamber, “Şüphesiz ki ümmetimin müflisi, kıyamet günü namaz, oruç ve zekâtla gelir. Aynı zamanda şuna sövmüş, buna iftira etmiş, şunun malını yemiş, bunun kanını dökmüş ve şunu dövmüş bir hâlde gelir. Bunun üzerine iyiliklerinin sevabı şuna buna verilir. Üzerindeki kul hakları bitmeden sevapları biterse, hak sahiplerinin günahları kendisine yüklenir.

Sonra da cehenneme atılır.” buyurdu.(Müslim, Birr, 59) Rabbim, bizleri hem bu dünyada hem de ahirette iflas edenlerden eylemesin! Bu dünyayı rızasına uygun yaşayan kullardan olmak duasıyla Âmin! : ALLAH’A BORÇ VERİR MİSİN? – Sabri SAĞLAM

Bekar kardeş ölünce borcu kime kalır?

Miras hukuku ölen kişinin borcu – Miras hukuku ölen kişinin borcu konusunda mirasçılar borçtan kaçınmak için bir takım işlemlerde bulunabiliyorlar. Ancak kanunlar geriye kalan mirasçıların, ölen kişinin alacaklılarını zarara uğratması kastı ile hareket etmelerini yasaklıyor. Mirasçılar, miras bırakanın borçlarından müteselsilen ve şahsen mesul oluyorlar. Vergi borcu, murisin diğer alacak hak ve borçları ile birlikte mirasçılara geçiyor. Vergi borcu miras bırakanın hak ve alacaklarından fazla da olabilir. Yani, diğer bir ifade ile tereke borca batık durumda olabiliyor.

  1. Borca batıklık, kişinin malvarlığındaki aktif değerler toplamının, pasif değerler toplamını karşılayamaması durumuna deniyor.
  2. Vergi incelemelerinin geç yapılması nedeniyle vergi borcu mirası red süresinden sonra da ortaya çıkabiliyor.
  3. Bazen miras bırakanın ölümü anında kendi şahsi mal varlığından ödeme sorumluluğunda olmayan vergi borçları, daha sonra terekenin bir parçası haline de gelebiliyor.

Örneğin; şirketin kanuni temsilciliğini yapan miras bırakanın şirkete ait vergi borçlarının şirketin mal varlığından tahsil edilemeyeceğinin anlaşılmasından sonra kendi mal varlığından ödeme sorumluluğu ölümden ve mirası red süresinden sonra ortaya çıkabilir.

Borç para ile sadaka verilir mi?

Borcu olan kişinin sadaka vermeyip öncelikle borcunu ödemesi gerekir. Ancak taksit halinde borcu olan kişinin sadaka vermesinde bir mahzur yoktur. Ayrıca nisab miktarından fazla malı olan kişinin borcu varsa, paradan borç miktarı düşürülerek kalanın zekatı ödenmesi gerekir.

Kim Allaha borç verir?

Hayatımız boyunca, ihtiyaç duyup borç aldığımız veya ihtiyaç sahiplerine borç verdiğimiz zamanlar oldu. Aldığımızda bizim için, verdiğimizde başkaları için, “can suyu” gibi geldi. Günümüz Müslümanları arasında, borç almanın da vermenin de giderek daha zor hale geldiğini görüyoruz.

  • Bu yüzden, daha fazla insanın, bankalardan kredi alıp faize bulaştıklarına şahit oluyoruz.
  • Geçtiğimiz günlerde; ömrünü hak ve hakikat mücadelesine adamış birinin, mali yönden çok sıkıntılı bir duruma düştüğünü öğrenip müteessir olduk.
  • Allah’ın emrini, Peygamber ‘in sünnetini hatırlayıp; bir kez daha, sorumluluklarımızı kuşanma gereği duyduk.

İslam kültür ve medeniyetinde, “karz-ı hasen” (güzel borç verme) diye tanımlanan bir gelenek var. Gücü ve imkânı olan Müslümanlar, ihtiyaç sahibi kardeşlerine; ilave bir fayda beklemeksizin, misli ile iade edilmek üzere borç veriyorlar. İşin doğrusu şu ki; konuyla ilgili bütün ayetlerde, “Allah’a borç vermek” ifadesi kullanılıyor.

Ancak, âlimler ve fakihler tarafından, bunun mecâzî bir beyan olduğu belirtilerek; “Allah’ın rızasını gözeterek, kullara borç vermek” şeklinde yorumlanıyor. Ayrıca, Allah(cc); karşılığında “büyük mükâfat” vadediyor. Verilen borcu, “kat kat fazlasıyla” geri ödeyeceğini söylüyor. Mesela, Bakara Suresi Ayet 245’de; “Kim Allah’a güzel bir borç verirse, Allah onu kat kat fazlasıyla geri öder” der.

Hadid Suresi Ayet 11’de ise; aynı manayı ve muhtevayı tekrar ettikten sonra, ilave olarak, “çok büyük bir mükâfatının olduğunu” söyler. Müzemmil Suresi Ayet 20’de; “Namazı kılın, zekâtı ödeyin, Allah’a gönül hoşluğu ile borç verin” ifadesi vardır. Maide Suresi Ayet 12’de; bunu yapanların, “günahlarının bağışlanacağı ve altlarından ırmaklar akan cennetlere sokulacağı” anlatılır.

  1. Allah’ın dinini tebliğ ve temsil konusunda rehberimiz, önderimiz, hayat modelimiz olan Peygamber(sav) Efendimizin de ihtiyaç sahiplerine borç vermeyi teşvik ettiğini biliyoruz.
  2. Im bir Müslümanın dünya sıkıntılarından birini giderirse, Allah da onun ahiret sıkıntılarından birini giderir.
  3. Ul kardeşinin yardımcısı olduğu sürece, Allah da onun yardımcısı olur” mealindeki hadis-i şerifi; hem bize fırsat sunan bir müjde, hem de sorumluluk yükleyen bir vecibe olarak görüyoruz.

Aslında, ihtiyaç sahibine borç vererek elde edilecek sevabın ve mükâfatın daha ötesine işaret ederek; “Ödeme güçlüğü içinde olan borçluya zaman tanıyan ya da alacağından vazgeçip bağışlayan kimseyi, Allah, kendisinden başka hiçbir gölgenin (himayenin) olmadığı kıyamet gününde, arşının gölgesinde gölgelendirecektir (özel olarak himaye edecektir)” diyor.

  • Hatta, meseleyi müşahhas hale getirerek; “Sizden önce yaşayanlardan bir tüccar vardı.
  • İhtiyaç sahiplerine borç verir, borçlular arasında fakir görürse alacağından vazgeçer, ‘umulur ki Allah da benim günahlarımdan vazgeçer’ derdi.
  • Allah Teâlâ Hazretleri, o adama, ‘haydi senin günahlarından vazgeçtim’ dedi” mealindeki bir beyanla örneklendiriyor.

Anlaşılan o ki; borç verenler, ödeme kolaylığı sağlayanlar, gerekirse alacaklarından vazgeçip bağışlayanlar kat kat mükâfat alıyorlar. Böylece; ya “Allah’a borç vermiş” ya da “Allah rızası için kullara borç vermiş” oluyorlar. Şüphesiz, her ikisi de fevkalade güzeldir.

Ancak, sevabın ve mükâfatın derecesi bakımından; birincisi daha çok tercih edilmelidir. Bu noktada, Tevbe Suresi Ayet 111’i de hatırlayalım. “Allah, müminlerden, mallarını ve canlarını; kendilerine (verilecek) cennet karşılığında satın almıştır. Çünkü onlar; Allah yolunda savaşırlar, öldürürler, ölürler.

(Bu) Tevrat’ta, İncil’de ve Kur’an’da Allah üzerine hak bir vaaddir. Allah’tan daha çok sözünü yerine getiren kim vardır. O halde, O’nunla yapmış olduğunuz bu alış verişinizden dolayı sevinin. İşte bu, (gerçekten) büyük bir kazançtır” mealindeki hak beyanını, kaçırılmaması gereken bir fırsat sayalım.

Malum olduğu üzere, aylardan Ramazan. Zaman, her bakımdan, rahmeti ve bereketi bol bir zaman. Dere akarken testisini dolduranlardan olabiliriz. Borçluları, yetimleri, yoksulları sevindirerek; hem dünya, hem de ahiret hayatımız bakımından kazançlı hale gelebiliriz. İster Allah’a, ister Allah için kullara borç verelim.

Yeter ki, iyilik ve güzellik halkasının içine girelim. Unutmayalım ki; sahip olduğumuz her şeyin, gerçek sahibi Allah’tır. Buna rağmen; cömertliğinden, rahmetinden, bereketinden dolayı kat kat karşılık vererek bizden satın alır. Kurban gibi karz-ı hasen de kullar için, Allah ile yakınlaşma vesilesidir.

Biz O’na bir verirsek; O bize on, yüz, bin verir. Bu emsalsiz ticarete, yakından uzağa doğru kendi çevremizden başlama zarureti var. Biz kulların elinden tutarsak, Allah da bizim elimizden tutar. Ne kadar imkânımız varsa, o kadar imtihanımız vardır. Son tahlilde; istif ettiklerimiz değil, infak ettiklerimiz bize kalır.

Zekeriya Erdim Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz. Ayrıntılar için lütfen tıklayın,

Kim Allaha güzel bir borç verirse?

Meallerdeki sıralama bir tercih sıralaması değil alfabetik sıralamadır. Ziyaretçilerimiz takip etmek istedikleri mealleri sol sütundan seçerek ilerleyebilirler. Tercihlerinin hatırlanması için “Tercihimi Hatırla” tıklanmalıdır. Men że-lleżî yu k ri d u (A)llâh e k ar d an h asenen feyu d â’ifehu lehu a d ‘âfen keśîra (ten) (c) va (A)llâh u ya k bi d u veyebsu t u ve-ileyhi turce’ûn (e) Kimdir o ki Allah’a güzel bir surette borç versin de Allah onu, o kimseye fazlasıyla ve kat kat ödemesin? Allah daraltır da, ferahlatır da.

Hepiniz de sonunda ona dönüp ulaşacaksınız. Kim Allah’a (O’nun rızası için muhtaç kullarına) güzel (ve manevi) bir borç verecek olursa (birikimini faizsiz devlet bankasına yatırırsa) ; bu (ahiret hazırlığı olan harcamaları) kat kat fazlasıyla kendisine (bir yatırım olarak) geri ödenecektir! Darlık veren de bolluk veren de Allah’tır.

Siz (elbette) O’na döndürüleceksiniz. Allah’ın kat kat fazlasıyla geri ödeyeceği güzel bir borcu Allah’a verecek olan kimdir? Allah o verileni alır ve dilerse kat kat fazlasıyla geri verir. Allah isterse rızkı bol verir, isterse kısar, hepiniz sonunda O’na döndürüleceksiniz.

Allah’ın ihsan ettiği darlıkta da bollukta da, Allah’a karz-ı hasen olarak borç verecek, mâlî mükellefiyetlerin dışında Allah rızası için, Allah yolunda cihad edenlerin masraflarını karşılayacak, Allah’ın kullarına güzel ödünç verecek yiğit var mı içinizde? Allah da ona, verdiğinin birçok katını ödesin.

Sonunda Allah’ın huzuruna götürülüp hesaba çekileceksiniz. bk. Kur’ân-ı Kerim, 5/12; 57/11, 18; 64/17; 73/20; el-Lübâb, fî Ulûmi’l-kitab, 4/258. Allah’ın kendisine kat kat fazlasıyla ödemesi karşılığında kim Allah’a güzel bir borç verir! Allah daraltır da, genişletir de! Ve O’na döndürüleceksiniz.245.İbnu Hibban, İbnu Ebi Hatim ve İbnu Merdeviye`nin Abdullah bin Ömer (r.a.)`den rivayet ettiklerine göre: “Mallarını Allah yolunda harcayanların ör,

Devamı. Allah’a karşılığını çok arttırma ile kat kat arttıracağı güzel bir borcu verecek olan kimdir? Allah, daraltır ve genişletir ve siz O’na döndürüleceksiniz. Yalnız Allah rızâsı için gönül hoşluğu ile bir ödünç verecek kimdir ki, Allah ona kat kat mükâfatını versin? Allah kimini daraltır (da hayra koşmaz).

Kiminin de kalbini genişletir (de ödünç vermeye koşar) Siz hesap vermek için ona döndürüleceksiniz. Kimdir o adam ki,(*) Allah için iyilikle borç verir, Allah da o borcu onun için kat kat arttırır. (Rızkı) tutan ve yayan Allah’tır Hepiniz O’na döneceksiniz.

  • O zaman sebepler perdesi kalkar.) (*) Yani büyük bir insandır.
  • Allah’ın kat kat fazlasıyla geriye ödeyeceği bir güzel borcu O’na verecek kimdir? Allah alır ve kat kat fazlasıyla geri verir; hepiniz sonunda O’na döndürüleceksiniz.
  • Ard-ı hasen/güzel borç hakkında geniş bilgi için bk.
  • Bayraklı, KUR’ÂN TEFSÎRİ, XIX, 32-33.

Allaha güzel bir ödünç verene, o da kat kat çok verir, Allah genişletir, Allah daraltır, hep ona döneceksiniz Allah’a katlayarak fazlasıyla geri vereceği (güzel) bir borcu ona verecek olan kim var? Kısıtlayan da bolca veren de Allah’tır. Ve (hesap vermek üzere) yalnız ona döndürüleceksiniz.

  • Bkz.5/12, 57/11, 18, 73/20 Allâh’a güzel bir karzda bulunana Allâh o karzı ilâ nihâye taz’îf idecekdir.
  • Çünki Allâh lütuflarını teksîr ider.
  • Hepiniz âna rücû’ ideceksiniz.
  • Allah’a, kat kat karşılığını arttıracağı güzel bir ödünç takdiminde kim bulunur? Allah hem darlaştırır, hem bollaştırır; O’na döneceksiniz.

Kimdir Allah’a güzel bir borç verecek o kimse ki, Allah da o borcu kendisine kat kat ödesin. (Rızkı) Allah daraltır ve genişletir. Ancak O’na döndürüleceksiniz. Kim Allah’a güzel (karşılık beklemeden) bir borç verirse Allah da bunu kat kat fazlasıyla öder.

  • Daraltan da genişleten de Allah’tır ve O’na döndürüleceksiniz.
  • Verdiğinin kat kat fazlasını kendisine ödemesi için Allah’a güzel bir borç (isteyene faizsiz ödünç) verecek yok mu? Darlık veren de bolluk veren de Allah’tır.
  • Sadece O’na döndürüleceksiniz.
  • At kat ödenecek güzel bir ödüncü kim ALLAH’a, sunar? Kısan da açan da ALLAH’tır.

O’na döndürüleceksiniz. Kimdir o adam ki Allah’a güzel bir ödünç versin de Allah da ona birçok katlarını ödesin. Allah darlık da verir, genişlik de verir. Hepiniz de O’na döndürülüp götürüleceksiniz. hani kim var Allaha bir karzı hasen arz edecek ki Allah ona bir çok katlarını katlayıverirsin, Allah hem sıkar hem açar, hep de döndürülüb ona götürüleceksiniz Kim Allah’a, Allah’ın karşılığını kat kat vereceği, karşılıksız bir borç vermek¹ ister? Daraltan da genişleten de Allah’tır.

  1. Ve dönüşünüz yalnızca O’nadır.1- Canını feda ederek.
  2. Imdir o ki Allaha güzel bir ödünc versin de (Allah da) onu katkat, bir çok artırsın? Allah (kimini) daraltır, (kimini) genişletir.
  3. Siz (hepiniz) ancak ona döndürü (lüp götürü) leceksiniz.
  4. Imdir şu kimse ki, Allah’a güzel bir borç versin de (Allah) onu kendisine kat kat fazlasıyla artırsın!(3) Çünki Allah, (rızkı dilediğine) daraltır ve (dilediğine) genişletir.
See also:  Yurt Dışında Kumar Oynamak Yasak Mı?

Hem(sonunda) O’na döndürüleceksiniz. (3)Allah’a güzel bir borç vermek, Allah yolunda harcamak ma‘nâsındadır. (Râzî, c.3/6, 181) Allah’ın ziyadesiyle ödeyeceğine karşılık olmak üzere, O’na güzel bir borç verebilecek olan kimdir. Allah o borcu alır ve O’na döndürüldüğünüzde, verdiklerinizi kat kat artırarak fazlasıyla geri verir.

  • Her kim Allah için iyilik işleyecek olursa Allah onun karşılığını kat kat verir.
  • Darda bırakan da O’dur, bolluğa kavuşturan da O.
  • Imdir? O ki Allah/a güzel bir ödünç ile ödünç verir de Allah ona mükâfatını kat kat artırır, Allah hem sıkar, hem yayar,
  • Ancak ona döneceksiniz.
  • Gönül hatıriyle.
  • Minnet ve eza edilmeksizin ödünç demektir.

Yahut ancak Allah için Allah’a takarrüp niyeti ile, malı helâldan. Ödünç istemek, Devamı. Karşılığını kat kat artıracağı güzel bir ödüncü Allah’a verecek olan kimdir?¹⁵⁵ Allah hem darlaştırır hem bollaştırır. O’na döndürülüyorsunuz.155 Krş. Hadîd, 57/11 Allah’a güzel bir borç verip de Allah’ın da onu kendisine birçok kat katlayıverdiği o kimse kimdir? Allah (rızkı) hem darlaştırır, hem bollaştırır; O’na döndürüleceksiniz.

Allah’ın kat kat fazlasıyla kendisine geri ödeyeceği bir güzel borcu Allah’a verecek olan kimdir? Yani kimcanını, malını ve yeteneklerini İslâm yolunda fedâ ederek Allah’a güzel bir borç verirse, Allah da onu sonsuz cennet nîmetleri ve hoşnutluğu ile ödüllendirerek bu borcu ona âhirette kat kat fazlasıyla geri öder.

Rızkı eksilten de artıran da Allah’tır. Darlık veren de odur, bolluk veren de ve hepiniz sonunda mutlaka döndürülüp O’na götürüleceksiniz. Bu bir imtihandır. Allahû Teâla da imtihanı nasıl isterse öyle yapar. Fakat her imtihan fedâkârlık ve sabır ister! Bunu bilin ki, öncekilerin düştüğü hatâya düşmeyin: Allah’a güzel ödünç verecek olan kim vardır? Bunu çok katlayarak ona artırıyor.

  1. Allah kısıyor da, açıyor da! O’na döndürülüyorsunuz.
  2. Allah, kendisi için yatırım yapanların sermayesini, kat kat fazlasıyla iade edecektir.
  3. Rızkı tutup kısan da, verip saçan de Allah’tır.
  4. Eninde sonunda ona döneceksiniz.
  5. Allah size bazı şeyleri aklınızın ereceği şekilde açıklar.
  6. Mesela soruyoruz.
  7. Allah’a güzel bir borç verecek olan kimdir? Allah’a borç versin ki; Allah da borcunu ona kat kat ödesin!” Allah size rızıklar verir.

Siz de verilen rızıklardan ihtiyaç sahiplerine, yolda kalmışlara, yoksullara, fakirlere verirsiniz. Allah yaptığınız iyilikleri kendine borç verilmiş kabul eder. Verilen borca karşılık, yeryüzünde size daha fazla rızıklar verir. Ahiret hayatında ise mükâfatını hazırlamıştır.

Unutmayın! Allah verdiklerini her zaman daraltmaya, her zaman genişletmeye yetkilidir. İsterse size verilen rızıkları azaltır, isterse çoğaltır. İsterse size verilen rızıklardan ihtiyaç sahiplerine pay ayırır, pay verileceklerin rızkını artırır. Kimse Allah’ın hükmünü engelleyemez. Unutmayın ki; eninde sonunda dünya hayatının hesabını vermek için Allah’ın huzuruna çıkarılacaksınız.

Kim Allah’a güzel bir borç verirse, (Allah) da ona (bunun) pek çok katını verir. Allah dar olarak da verir; bol olarak da verir. Yalnızca O’na döndürüleceksiniz. kavramı, Yüce Allah’a verilen “güzel borç” anlamında “karşılığı sadece Allah’tan beklenen yardım” demektir.

Bu kavram için bkz. Bakara, Devamı. Kim Allah’a karşılıksız güzel bir borç verirse,¹ Allah da onun karşılığını ona kat kat fazlası ile verir. Darlık veren de bolluk veren de Allah’tır. (Sonunda) hepiniz Ona döndürüleceksiniz.² 1 Karz-ı Hasen: Güzel ödünç, dinin emirlerine uygun ödünç verme demektir. Hiçbir maddi çıkar düşüncesi gözetmeksizin sırf Allah’ın rızasını kazanmak i,

Devamı. Allah’ın kat kat fazlasıyla geriye ödeyeceği bir güzel borcu O’na verecek olan ²³⁴ kimdir? Allah alır ve kat kat fazlasıyla geri verir; ve hepiniz sonunda O’na döndürüleceksiniz.234 Yani, kişinin hayatını Allah yolunda feda etmesiyle yahut O’na adamasıyla.

  1. Allah’a güzel bir ödünç verip de, Allah’ın da karşılığını ona kat kat artırarak vereceği hani kim var? Allah hem daraltır hem genişletir.
  2. Siz yalnız Ona döndürüleceksiniz.57/11-12-18 Allah’ın kat kat fazlasıyla geri ödeyeceği bir güzel borcu O’na verecek olan kimdir? Allah hem daraltır hem genişletir; ve hepiniz sonunda O’na döndürüleceksiniz.

Allah’ın kat kat fazlasıyla ödeyeceği sadece mal değil aynı zamanda hayattır da. Çünkü Allah yolunda öldürülenlere verdiği ömrün kat kat fazlası, Devamı. Kimdir o kimse ki, Allah için güzel bir ödünç ile ödünçte bulunur, Allah Teâlâ da ona kat kat emsalini ihsan buyurur.

  1. Ve Allah Teâlâ sıkar ve açar ve O’na döndürüleceksinizdir.
  2. Imdir o yiğit ki Allah’a güzelce ödünç verir, Allah da onun verdiğinin mükâfatını kat kat artırır.
  3. Allah rızkı kısar da, bollaştırır da.
  4. Zaten hepiniz döndürülüp O’na götürüleceksiniz.
  5. Imdir o adam ki, Allah’a güzel bir borç versin de, Allah da ona kat kat fazlasıyla (verdiğini) ödesin! Allah (rızkı) kısar da, açar da.

Hep O’na döndürüleceksiniz. Şunlar ki Allâh Te’âlâya karz-ı hasen olarak ödünç virirler. Onlara bir çok katları ziyâde idilerek i’âde olunur. Kabz ve bast iden (kısan ve yayan) Allâh’dır. Siz nihâyet ona rücû’ idersiniz. Cenâb-ı Hakk’a ödünç virmek hak yolunda infâkdır.

İnfâk ile insân fakîr olmaz. Allâh isterse fakîr isterse zengîn ider. Bil’akis infâk ile mal art, Devamı. Kim Allah’a güzel bir ödünç verirse, Allah ona kat kat fazlasını verir. Daraltan da Allah’tır, genişleten de. Zaten O’nun huzuruna çıkarılacaksınız. Allah’a güzel bir ödünç verip de Allah’ın da onun karşılığını kat kat artırarak vereceği hani kim var? Allah, hem daraltır, hem genişletir, siz yalnız O’na döndürüleceksiniz.

Kim Allah’a güzel bir borç vermek(125) ister ki, Allah da onu kat kat arttırsın? Zaten daraltan da, genişleten de Allah’tır; siz de Ona döneceksiniz. (125) Allah’ın verdiklerini Allah yolunda harcamak, bunun da karşılığını yine Allah’tan kat kat fazlasıyla almak.9:111’de de, bu durum, “mü’minlerin,

  • Devamı. Kim var Allah’a güzel bir şekilde borç verecek? Ve Allah böyle birinin verdiğini birçok kez katlayarak artıracaktır.
  • Allah, kabz haliyle kısar, bast haliyle açıp genişletir.
  • Ve yalnız O’na döndürülürsünüz.
  • Kimdür şol, ol kim ödünç vire Tañrı’ya, ödünç virmek görklü; pes artara anı anuñ içün, artuķlar çoķ.

daħı Tañrı dar eyler ya’nį rūzįyi, daħı döşer. daħı anuñ dapa döndürinilesiz. Kimdür ki Tañrı yolında borç vire yaḫşı ḫayr eylemek. Pes çoḳ artuḳ eyleranı birisine biñ biñ virür. Daḫı Tañrı Ta‘ālā ba‘żı kişileri faḳīr ider ve ba‘żıkişileri bay ider, daḫı Tañrı Ta‘ālāya dönersiz ḳıyāmet güninde.

  1. Allah yolunda (könül xoşluğu ilə halal maldan) yaxşı borc verən kimdir ki, (Allah da) onun mükafatını (əvəzini) qat-qat artırsın?! Allah (kimisini) sıxıntıya salar (ruzisini azaldar), (kimisinin də) ürəyini açar (bol ruzi verər).
  2. Siz (dünyada gördüyünüz işlərin əvəzini almaq üçün) Onun hüzuruna qaytarılacaqsınız.

Who is it that will lend unto Allah a goodly loan, so that He may give it increase manifold? Allah straiteneth and enlargeth. Unto Him ye will return. Who is he that will loan to Allah a beautiful loan,(276) which Allah will double unto his credit and multiply many times? It is Allah that giveth (you) Want or plenty, and to Him shall be your return.276 Spending in the cause of Allah is called metaphorically “a beautiful loan”.

Kumar parasından hayır gelir mi?

Türkiye’de internet üzerinden bahis ve kumar her geçen gün yaygınlaşırken, ‘Milli haram’ piyango da bu ‘haram çarkı’na su taşımaya devam ediyor. Yılbaşı öncesi vatandaşları bir kez daha uyaran İlahiyatçı Mehmet Bayraktutar, ‘Allah’ın yasakladığı haram bir işin kazananı olmaz. Haramdan hayır gelmez.

Kumar parası helal mi?

Piyango, oyun ve kumar – Dinimiz İslam Sual: Piyango şeklinde yapılanlar veya yarış şeklinde ortaya para koyarak kazanan alsın diyerek yapılan yarışlara da kumar karışmış olur mu? CEVAP Bu konuda İslâm Ahlâkı kitabının ”Yardım dernekleri, kumar, sigorta” bahsinde deniyor ki: Birkaç kimse, aralarında para, mal toplayarak piyango çekip, isabet etmeyenlerin, isabet edenlere mal, para vermelerini sözleşmelerine (Kumar) denir.

  • Oyun, yarış, torbadan isim, numara çekmek, içinde kendi ismi yazılı bir şeye kavuşmak veya bir zarara, felakete yakalanmak, bir sualin cevabını bulabilmek gibi şartların hasıl olması şekillerinde piyangolar vardır.
  • Satıcıların yaptıkları piyangolar ve ziyan ve felaket sigortaları, milletleri, fakirleri, işçileri sömürme vasıtalarıdır.

Çünkü, ziyan ve felaket sigortaları, kumarhaneler ve bankerler, birçok kimsenin malını elinden alarak, bunu kumar ve fâiz ile başkalarına vermekte, başkalarından aldıkları haram paranın arslan payı da piyangocunun, bankacının, ceplerine girmektedir. İşçi sigortaları yukarıdakiler gibi düşünülmemelidir.

  1. Bu sigortalarda ve emanetçide toplanan ve maaşlardan kesilen malların, paraların (Lukata) hükmünde olduklarını, büyük âlim Abdülhakim efendi, vaazlarında bildirmiştir.
  2. Lukata, yerde bulunan mal demektir.
  3. Bunlar ve mal-ı habis, sahiplerine geri verilir.
  4. Sahipleri bulunamazsa, fakirlere verilir.
  5. Eline geçen fakirin mülkü olurlar.

İbni Âbidin “rahime-hullahü teâlâ” beşinci ciltte diyor ki, ok atmak ile, at koşusu ile yarışmak caizdir. Yarışan iki kimseden yalnız birinin, (Beni geçersen, sana şunu vereceğim. Ben geçersem, senden bir şey istemem) demesi veya yarışmaya karışmayan birinin, (İkinizden kazanana şunu vereceğim.

  • Azanmayan bir şey vermeyecek) demesi caizdir.
  • Azanamayan, kazanana şunu verecek) denirse, kumar olur.
  • Haram olur.
  • Umar sözü, kamerden gelmektedir.
  • Umarcılardan her birinin malının artmak ve azalmak ihtimali vardır.
  • Birinin malının yalnız artması, ötekinin yalnız azalması ihtimali varsa, kumar olmaz.

Eğer, üçüncü bir kimse, ikisinin atlarını geçmesi şüpheli olan bir at ile yarışa katılıp, (Sizi geçersem, ikinizden de alırım. Siz beni geçerseniz, size bir şey vermem, hanginiz ötekini geçerse, ondan alır) demesi de câiz olur. İki ilim adamı, bir suale farklı cevap verdiklerinde, mal üzerinde sözleşmeleri de böyledir.

Sual: Dünyadaki müslümanlara gönderilen Kumar Oyunları hakkındaki bildiriye cevap verir misiniz? CEVAP Dinimizde bir şeyin haram ve küfür olduğu dört delil ile bilinir. Bunlar Kitab, Sünnet, İcma ve Kıyastır. Bundan başka delil yoktur. Gönderilen bildiride çeşitli kumar oyunlarının kağıt sayısından dolayı haram veya küfür olduğu bildiriliyor.

Halbuki İbni Âbidin hazretleri buyuruyor ki: (Oyun ile vakit geçirmek, tavla, 14 taş ve benzeri oyunlar tahrimen mekruhtur. Bunlar, para ile, mal ile yapılırsa kumar olur, haram olur.) Demek ki, ne çeşit oyun olursa olsun, çayına bile olsa, oynanınca haram, parasız oynanırsa tahrimen mekruhtur.

  1. Hiçbir kitapta, kumar oynayan dinden çıkar diye yazmaz.
  2. Bildiride, (Pişpirik oynarsan 54 farzla oynarsın, tavla oynarsan İslam’ın 32 şartı ile oynarsın) gibi indi görüşler vardır.
  3. Dinimizde rakamlar üzerinden manalar çıkarmak doğru değildir.
  4. Amerika’da peygamber olduğunu söyleyen R.
  5. Halife isimli bir din düşmanı da, 19 rakamının kutsallığından bahsetmiştir.19 rakamı üzerine başka numara döndürenler de olmuştur.

İslam’ın şartı 32 değil, beştir. Dominodaki sayılar farsçadır. Yahudilikle, Hristiyanlıkla bir ilgisi yoktur. Abdestin farzı Hanefi’de dört ise de, diğer mezheplerde farklıdır. Böyle bildiriler, ya yabancıların bir oyunu veya cahil kimselerin bir düzmesidir.

Kumarın haram olduğu edille-i şeriyye ile de sabittir. Rakamlara göre haram olduğunu söylemek çok yanlıştır. Kumar oyunları, bildiride açıklanan rakamlarla değil de, başka rakamlarla oynansa haram olmaktan çıkacak mıdır? Elbette çıkmaz. Hurafelerden uzak durmak gerekir. Sual: Top yarışı yaptırmak, topu en ileri atana hediye vermek caiz mi, kumar mı? Hangi şans oyunları, hangi yarışlar, kumardır, hangileri kumara girmez? Kur’a çekmek, piyangoya girer mi? CEVAP Bir şeyin kumar olabilmesi için bahse giren iki veya daha fazla kişinin zarar veya kâr etme ihtimalinin bulunması şarttır.

Mesela (Sen kazanırsan ben sana vereceğim, ben kazanırsam sen bana vereceksin) şeklinde bahse girmek kumar olur. (Sen kazansan da, ben kazansam da ben vereceğim veya sen vereceksin) şeklinde olursa kumar olmaz. Yahut, biri, iştirakçilerden para almadan (Hanginiz kazanırsa ona para veya araba vereceğim) dese kumar olmaz.

Kazanma olmadan, (Kur’a çekeceğim. Kim kur’ada çıkarsa ona vereceğim) demek de kumar olmaz. Mubah olan herhangi bir şey ile yarışmak caizdir. Yarışan iki kimseden yalnız birinin, (Beni geçersen, sana şunu vereceğim. Ben geçersem, senden bir şey istemem) demesi veya yarışmaya karışmayan birinin, (İkinizden kazanana şunu vereceğim.

Kazanmayan bir şey vermeyecek) demesi caizdir. (Kazanamayan, kazanana şunu verecek) denirse, kumar olur. Kumarcılardan herbirinin malının artmak ve azalmak ihtimali vardır. Eğer, üçüncü bir kimse, ikisinin atlarını geçmesi şüpheli olan bir at ile yarışa katılıp, (Sizi geçersem, ikinizden de alırım.

Siz beni geçerseniz, size bir şey vermem, hanginiz ötekini geçerse, ondan alır) demesi de caiz olur. (Redd-ül Muhtar) TV’deki çekilişler Sual: TV’lerdeki programlarda, fazla puan alana, kapıyı önce açana, mayını patlatmayana çeşitli hediyeler veriyorlar. İştirakçilerden hiç para almıyorlar. Bu kumara giriyor mu? CEVAP Girmiyor.

İştirak eden herkesten az da olsa para alsa, kumara girer. Bu hususta, muteber eserlerden aldığımız yazı aşağıdadır: Her şey ile yarış etmek ve bulmaca çözmek helaldir. Bunları kumar ile yapmak haramdır. Koşarak veya at ile ve silah ile, ok ile hedefe atmak gibi harbde kullanılan şeylerle yapılan yarışlarda, bir taraftan mal şart etmek de caiz olur.

  1. Yani iki kişiden yalnız biri, (Sen kazanırsan, ben sana vereceğim.
  2. Ben kazanırsam, sen bana vermeyeceksin) derse veya bir üçüncü kimse, yarışa katılanlar arasından kazanana ben vereceğim) derse caiz olur.
  3. İki tarafın da mal vermesi şart edilirse, kumar olur.
  4. Bir üçüncü kimse de yarışa katılıp, ikisini de geçerse, ikisinden de alması, ikisini de geçemezse, ondan bir şey alınmaması şartı ile, ikisinden geride kalanın, geçene mal vermesini şart etmek caiz olur.

Kur’a çekmek caiz ve sünnettir. Mülk sahiplerinin haklarının miktarlarını değiştirmek veya ortaklardan birinin hakkını yok etmek yahut hakkı olmayana pay vermek için yapılan kur’a, piyango olur, haram olur. Kumar, yarışlarda olduğu gibi, tavla ile, dama taşları ile, iskambil kağıtları ile yapılan her oyunda, futbol oyunlarında da olur.

Bunların hepsinde ve ilim adamları arasındaki kumarda, sözleri, tahminleri yanlış çıkanlar, tahminleri doğru çıkanlara mal, para vermektedir. Kumara katılanların herbirinde, hem almak hem de vermek ihtimali vardır. Kumar oynatmak, yarışmak demek değil, tahminde yanılıp yanılmamak demektir. Kumarla sömürenler Kumarda, sonu tahmin edilen işin oyun olması, kazançlı, başarılı olması veya zararlı olması arasında fark yoktur.

Canbazın düşüp düşmeyeceğini, geminin batıp batmayacağını tahmin edenlerin, birbirlerine para vermek için sözleşmeleri de kumar olur. Bunun içindir ki, oyun, yarış yapılmaksızın, kumarcıların isimleri veya para ile aldıkları biletlerin numaraları arasında piyango çekerek, çekilen numara sahiplerine biletlerden toplanan paraların hepsini veya bir miktarını dağıtmak kumar olur.

Çünkü, piyangoya katılanların hepsi kendi numarasının çekileceğini ümit etmektedir. Bu tahminleri doğru çıkanlar, yanlış çıkanların önceden vermiş oldukları paralardan almaktadır. Aldıkları para ile, önceden bilete verdikleri paranın farkını, tahminleri yanlış çıkanlardan almış olmaktadır. Tahminleri yanlış çıkacaklardan para toplamak güç olacağı için ve bunlar önceden belli olmadıkları için, piyangoya katılanların hepsinden, önceden bilet ücreti ismi altında para toplanmakta, tahmini doğru çıkanların vermiş oldukları, sonra kendilerine iade edilmektedir.

Önceden toplanan paraların hepsini piyango sahibi almakta, bundan “aslanpayı”nı kendine ayırıp, geri kalanını tahminleri doğru çıkanlara vermektedir. Piyango sahibi, kumara iştirak etmese bile, harama sebep olduğu için, büyük günah işlemekte iştirak edenleri sömürmektedir.

(Redd-ül Muhtar, S. Ebediyye, İ. Ahlakı) Sual: Gazetenin, çekiliş yaparak araba vermesiyle piyango arasında fark var mıdır? CEVAP Piyango bileti alınınca verilen paraya karşılık bir mal alınmıyor. Kuponsuz olarak Gazetenin vereceği çekilişe katılan kimse, verdiği para ile gazetenin yanında ayrıca ansiklopedi ve kaset de alıyor.

Okuyucuların gazeteden bir alacakları kalmıyor. Gazete fazla olarak kur’a ile araba vs. veriyor. Gazete bunu da sorulan sualleri bilene veriyor. Bunun piyango ile hiç alakası yoktur. Üç çeşit kur’a, yani çekiliş vardır: 1- Haram olan kur’a. (İştirakçilerinden birkaçı hariç, hepsi zarar eder.

  1. Her çeşit piyango çekilişleri böyledir.) 2- Caiz olan kur’a.
  2. İştirakçilerden hiç birinin zarar etmediği kur’a.
  3. Gazetenin verdiği arabalar, buzdolapları ve çamaşır makineleri böyledir.) 3- Müstehap olan kur’a.
  4. Müşterek hakka sahip olanlar arasında çekilen kur’a.
  5. Urban etini tarttıktan sonra ortakların kur’a ile hisselerini almaları böyledir.) Sual: Haram bir şeyi sevmek, “Kumar haram ama seviyorum” demek küfür olur mu? CEVAP İnsanın nefsi haramlardan hoşlanır.

Haramlardan hoşlanmak insanın elinde olmadığı için küfür ve günah olmaz. Haram işlemek günah olur. “Haram ama seviyorum” demek suretiyle günahı duyurmak, ilan etmek, teşvik etmek de günahtır. (Hadika) Sual: Bir kilo baklavayı yiyebilirsen fiyatını ben ödeyeceğim.

Yiyemezsen kendin ödersin diyerek bahse girmek kumar sayılır mı? CEVAP Karşılıklı zarar etme olduğundan kumar sayılır. Kendi getirdiği baklavayı arkadaşına (Hepsini yiyebilirsen sana şu kadar para vereceğim. Yiyemezsen bir şey yok) dese, kumar olmaz. İki taraftan birinin zarar etme ihtimali varsa, karşılıklı bahisler kumar olur.

Sual: Büyük ikramiyeli yarışmalara katılıp oradan kazanılacak parayı yemek caiz midir? CEVAP Para vermeden yarışmaya katılma imkanı varsa mahzuru yok. Az da olsa para veriliyorsa kumar olur, haram olur. Sual: Okey, kağıt vs. gibi oyunlar, çayına veya vakit geçmesi için oynandığında günah olur mu? CEVAP Çayına oynamak da kumardır ve haramdır.

Bu oyunları oynamak tahrimen mekruhtur. Devamlı oynanırsa haram olur. Oyun oynamak malayanidir, boş iştir. İnsan, dünyaya oyun ve eğlence için gelmemiştir. Dünya iş ve kazanç yeridir. Dünya ahiretin tarlasıdır. Burada ne ekilirse, ahirette o biçilecektir. Boş vakit fırsat ve ganimettir. Faydalı iş yapmadan vakit geçirmek vakti öldürmek olur.

See also:  Kumar Için Yer Ve Imkan Sağlama?

Dünyada yapılan her işin, her nefesin hesabı kıyamette sorulacaktır. Hadis-i şerifte buyuruldu ki: (Kıyamet günü, herkes ömrünü ve gençliğini nerelerde geçirdiğinden, malını nereden kazanıp nerelere harcadığından ve ilmi ile amel edip etmediğinden sorguya çekilecektir.) Ömür, ilim, mal ve beden, Allahü teâlânın kullarına verdiği bir sermayedir.

Bu sermayeyi Allahü teâlânın bildirdiği yerlerde harcamalıdır. Vakit geçtikten sonra pişmanlığın faydası olmaz. Onun için gençliğin, malın, sağlığın kıymetini bilmeli, dünyada ahireti kazanacak işler yapmalıdır. Hadis-i şerifte buyuruldu ki: (Beş şeyden önce beş şeyin kıymetini bil! İhtiyarlıktan önce gençliğin, hastalıktan önce sağlığın, meşguliyetten önce boş vaktin, fakirlikten önce zenginliğin ve ölümden önce hayatın kıymetini bil!) Peygamber efendimiz, tavla oynayan bir grup insana buyurdu ki: (Oyunla meşgul olan el ve kalblere, boş ve bâtıl sözlere yazıklar olsun!) Böyle oyunları parasız, eğlence için oynamak da uygun değildir.

Çünkü hadis-i şeriflerde buyuruldu ki: (Satranç ve dama oynayan, ellerini domuz kanına bulaştırmış gibi olur.) (Tavla oynadıktan sonra kalkıp namaz kılan, irin ve domuz kanı ile abdest alıp namaz kılana benzer.) (Satranç, tavla ve benzeri haram olan oyunları oynayanlara rastladığınız zaman, selam vermeyin! Selamlarını da almayın!) Yukarıdaki hadis-i şeriflerin açıklaması olan fıkhi hüküm ise şöyledir: (Tavla, satranç, 14 taş gibi oyunları oynamak tahrimen mekruhtur.

Devamlı oynanırsa haram olur. Eğer bir farzı yapmaya mani olursa yahut para için oynanırsa yine haram olur.) Görüldüğü gibi, parasız olarak ara sıra oynamak harama yakın mekruh, devamlı oynanırsa haramdır. Çayına da oynamak kumar olduğu için yine haramdır. Hadis-i şerifte buyuruldu ki: (Bir kimsenin boş şeylerle vakit geçirmesi, Allahü teâlânın onu sevmediğinin alametidir.) İmam-ı Malik hazretleri buyurdu ki: (Satranç ve dama oynayan Allah ve Resulüne asi olmuş sayılır.) İmam-ı Gazali hazretleri ile İmam-ı Şafii hazretleri, ara sıra satranç oynamanın mubah, devamlı oynamanın ise tenzihi mekruh olduğunu bildirdiler.

Nitekim, İmam-ı Şafii hazretleri, (Satranç oynamak, din ve mürüvvet sahiplerinin âdeti değildir) buyurdu. Bu yazılardan anlaşıldığına göre, Hanefilerin satranç dahil bütün oyunları oynamaları doğru değildir. Şafiilerin ise, ara sıra yalnız satranç oynamaları caizdir.

Sual: İctihad kapısı kapalı deniyor. Mesela günümüzde ortaya çıkan bazı oyunlar, at yarışı, loto ve diğer konular hakkında dinimizin bildirdikleri söylenirken kıyas ya da icma mı yapılmış oluyor yoksa İslam âlimlerinin bildirdikleri vasıtasıyla mı hüküm veriliyor? CEVAP Kumarı tarif etmişler, adına loto de, toto de, piyango de, at yarışı de, fark etmez yani yeni bir şey yok.

Kıyas falan yapılmıyor. İçki, kumar ve diğer haramlar isim değiştirse de yine haramdır. Bunlar için yeni ictihada ihtiyaç yoktur. Şans oyunu Sual: Bazı şans oyunları, tamamen rastlantıya dayanmıyor, bilgi ve yetenek de, gerektiriyor. Kendi bilgimizi kullandığımız için, acaba bu tip şans oyunları caiz olur mu? CEVAP Hayır, caiz olmaz.

Ölçü, bilginin kullanılıp kullanılmaması değil, oyunda para verilip verilmemesidir. Bilgi yarışması da yapılsa, katılmak için para verilirse, yine kumar olur, caiz olmaz. Sual: Bir şeyine lades tutuşmak caiz olur mu? CEVAP Hayır, caiz olmaz, kumar olur. Sual: Futbol veya başka oyunları, spor gayesiyle oynamak günah mıdır? CEVAP Avret yeri açık olursa veya namaza mani olursa, her oyun haram olur.

Oyunla vakit geçirmek, tavla, 14 taş ve benzeri oyunlar tahrimen mekruhtur. Bunlar, parayla, malla yapılırsa kumar olur, haram olur. (Redd-ül-muhtar) Demek ki, ne çeşit oyun olursa olsun, çayına bile olsa, parayla oynanınca haram, parasız oynanırsa tahrimen mekruhtur.

  • Spor olarak başka faydalı işler yapmak, mesela, yürümek, koşmak, denizde yüzmek, evde çeşitli jimnastik aletleriyle spor yapmak tercih edilebilir.
  • Çeşitli oyunlara bağlanıp, kitap okumaktan mahrum kalanlar, hattâ yemek yemeyi bile unutanlar oluyor.
  • Okuldaki derslerine bile çalışamıyorlar.
  • Piyango bileti bulmak Sual: Yolda bir milli piyango bileti bulunsa, bu bilete bir miktar para çıksa, bu parayı alıp harcamak caiz olur mu? CEVAP Kendi satın almadığı için, lukata yani, yerde bulunan para, mal hükmündedir.

Müslüman bir fakire verilebilir veya fakirse kendisi kullanabilir. Piyangodan çıkan araba Sual: Piyangodan çıkan bir arabayı satın almam caiz midir? CEVAP Kendisine piyangodan araba çıkan kimse, dinen araba onun mülkü olmadığı için satamaz, bir fakire hediye eder.

  • Fakir, teslim aldıktan sonra, kendi malı olduğu için, size veya dilediğine satabilir.
  • Bahse girmek Sual: Bir arkadaşıma, (Satın aldığım şu bir kilo baklavayı yiyebilirsen senden para istemem, yiyemezsen, sen bana yüz lira ver!) dedim.
  • Böyle bir şartla yapılan anlaşma kumar hükmüne girer mi, yani haram mıdır? CEVAP Kumardır, haramdır.

Böyle bahislerde, iki taraftan birinin kâr veya zarar etme ihtimali varsa kumar olur. Burada, arkadaşınız kazanırsa, yediği baklavanın parasını vermeyecek, baklava ona kâr olarak kalacak, kaybederse, 100 lira zarara girecektir. O yerse, siz satın aldığınız baklavayı kaybetmiş olacaksınız, kazanırsanız 100 lirayı alacaksınız.

Tam kumardır. Toplantıya geç kalan Sual: (Toplantıya kim geç kalırsa, on lira para verecek veya bir kilo tatlı getirecektir) gibi bir anlaşma yapmak caiz midir? CEVAP Evet, caizdir, kumara girmez. İkili opsiyon Sual: İkili opsiyon isminde bir yatırım şekli var. Dövizlerin, hisse senetlerinin, altın veya gümüşün fiyatının, önümüzdeki 5 dakika, 1 saat veya 1 gün sonra gibi zaman aralıklarında, yükseleceği veya düşeceği yönünde tahmin yapılıyor.

Mesela (Altının fiyatı, yarım saat sonra, şu anki fiyattan düşük olacak) denilerek 100 lira yatırılıyor. Tahmin tutmazsa, yani fiyatı yükselirse 100 lira gidiyor, kaybedilmiş oluyor. Tutarsa da 180 lira geri alınıyor, yani 80 lira kâr edilmiş oluyor. Böyle bir işlem caiz olur mu? CEVAP Böyle bir işlem, tam kumardır.

  1. Eğer, altın veya döviz satın alınırsa, o zaman yatırım olur.
  2. Bunların fiyatı yükselirse kâr, düşerse zarar edilmiş olur.
  3. Bir malın ticaretini yapmak gibi olur, bunun mahzuru olmaz.
  4. Ama yükselecek veya düşecek diye tahminde bulunup para yatırmak, iki taraftan birini zarara uğratacağı veya kâr ettireceği için kumar olur.

Zar atmak veya piyango çekmek gibi kumardır. Çayına da oynansa, tavla, domino, dama ve kağıt oyunları da kumardır. Güreşçinin kazandığı Sual: Oğlum güreşçi olacak. Komşular, (Güreşçinin, müsabakalarda alacağı para kumara girer, haram olur) diyorlar. Avret yeri kapalı olarak müsabakalara katılıp ikramiye almak günah mıdır? CEVAP Hayır, kumara girmez, haram olmaz.

  1. Sen yenersen, ben sana vereceğim, ben yenersem, sen bana vereceksin) şeklinde olan anlaşma kumardır.
  2. Bunun dışında, her çeşit müsabakada, kazananlara ikramiye vermenin mahzuru olmaz.
  3. Avret yeri açık olursa, o ayrı bir günahtır.
  4. Azancı haram olmaz.
  5. Sual: Çocukların veya büyüklerin, kendi aralarında bilmece çözerek yahut başka şekilde yarış yapmalarının dinen bir mahzuru var mıdır? Cevap: Her şey ile yarış etmek ve bilmece çözmek helaldir.

Bunları kumar ile yapmak haramdır. Çeşitli şekillerde yarış tertip etmek Sual: Çocuklar, gençler arasında bulmaca çözerek, bilmece sorarak çeşitli yarışlar yapmanın, tertip etmenin, dinimiz açısından bir mahzuru var mıdır? Cevap: Konu ile alakalı olarak İbni Âbidînde deniyor ki: “Her şeyle yarış etmek ve bilmece çözmek helaldir.

Bunları kumarla yapmak haramdır. Koşarak veya atla, silahla, okla hedefe atmak gibi harpte kullanılan şeylerle yapılan yarışlarda, bir taraftan mal şart etmek de caiz olur. Yani iki kişiden yalnız biri, sen kazanırsan, ben sana vereceğim, ben kazanırsam, sen bana vermeyeceksin derse veya bir üçüncü kimse, yarışa katılan cemaat arasından kazanana ben vereceğim derse, caiz olur.

Fakat harbe hazırlık için yapılmaları lazımdır. Oyun, gösteriş, övünmek için yapılan her yarış mekruh olur. Namaza mani olacak kadar devam ederse, haram olurlar. Harpte kullanılan şeyleri öğrenmek mendubdur. İki tarafın da mal vermesi şart edilirse, kumar olur.

  1. Umar oynamak ise haramdır.
  2. Bir üçüncü kimse de yarışa katılıp, ikisini de geçerse, ikisinden de alması, ikisini de geçemezse, ondan bir şey alınmaması şartı ile, ikisinden geride kalanın, geçene mal vermesini şart etmek caiz olur.
  3. Ibleye karşı atış mekruhtur.
  4. İki ilim adamının bir konuda münakaşa edip, tek taraflı mal şart etmeleri de caizdir.

Birçok ilim adamından sözü doğru olana, hariçten birinin mal vermesi de caizdir. Fakat münakaşaya katılanların birbirlerine mal vermeleri kumar olur. Hadis-i şerifte; (Her türlü lehv haramdır. Yalnız, hanımı ile oynamak, at ve silah ile talim, yarış yapmak caizdir) buyuruldu.” Sual: Kumarsız olarak satranç oynamanın dinimiz açısından mahzuru var mıdır? Cevap: Fetâvâ-yı Hindiyyede; “Satranç, kumar ile olursa haram, kumarsız olursa mekruhtur” buyuruluyor.

Kumar, bir yarış değildir Sual: Kumar, bir yarış değil midir, niçin yasak edilmiştir? Cevap:

Kumar, yarışlarda olduğu gibi, tavla, dama taşları, iskambil kâğıtları ile yapılan her oyunda, futbol oyunlarında da olur. Bunların hepsinde ve ilim adamları arasındaki kumarda, sözleri, tahminleri yanlış çıkanlar, tahminleri doğru çıkanlara mal, para vermektedir.

Umara katılanların her birinde, hem almak hem de vermek ihtimali vardır. Kumar oynatmak, yarışmak değil, tahminde yanılıp yanılmamak demektir. Bunun için, oynayanlar arasında olduğu gibi, oynamayıp, yarışmayıp, yarışanlardan kazanacakları önceden tahmin edenler arasında da kumar olur. Hatta yalnız bir kişinin yaptığı işin başarılı olup olmayacağını, tahmin edenler arasında da olur.

Kumarda, sonu tahmin edilen işin oyun olması, kazançlı, başarılı olması veya zararlı olması arasında fark yoktur. Cambazın düşüp düşmeyeceğini, geminin batıp batmayacağını tahmin edenlerin, birbirlerine para vermek için sözleşmeleri de kumar olur. Bunun içindir ki, oyun, yarış yapılmaksızın, kumarcıların isimleri veya para ile aldıkları biletlerin numaraları arasında piyango çekerek, çekilen numara sahiplerine, biletlerden toplanan paraların hepsini veya bir miktarını dağıtmak kumar olur.

  • Çünkü, piyangoya katılanların hepsi kendi numarasının çekileceğini ümit etmektedir.
  • Tahminleri doğru çıkanlar, yanlış çıkanların önceden verdikleri paraları almaktadırlar.
  • Aldıkları para ile, önceden bilete verdikleri paranın farkını, tahminleri yanlış çıkanlardan almış olmaktadırlar.
  • Tahminleri yanlış çıkacaklardan para toplamak güç olacağı ve bunlar önceden belli olmadıkları için, piyangoya katılanların hepsinden, önceden bilet ücreti ismi altında para toplanmakta, tahmini doğru çıkanların vermiş oldukları, sonra kendilerine iade edilmektedir.

Toplanan paraların hepsini piyango sahibi almakta, aslan payını kendine ayırıp, geri kalanını tahminleri doğru çıkanlara vermektedir. Piyango sahibi, kumara iştirak etmese bile, harama sebep olduğu için, büyük günah işlemekte ve piyangoya iştirak edenleri, soymakta, sömürmektedir.

  1. Harbe ve ilme yarayan mubah yarışların, hayır, yardım işlerinin ve diğer mekruh oyunların çoğu, kumar veya başka haramların karışmaları sebebi ile haram olmaktadır.
  2. Sual: Dinine ve dünyasına faydalı olmayan, lüzumsuz şeylerle vakit geçirmek de günah olur mu? Cevap: Bu konuda Hadîkada buyuruluyor ki: “Nefsin hoşuna giden faydasız şeylere lehiv ve la’b denir ki, boş yere vakit geçirmektir.

Yalnız zevcesi, hanımı ile oynamak ve harp oyunları helal olup başkaları haramdır.” Harbe hazırlanmak için, at yarışları, atış, güreş, ok talimleri, lüzumlu teknik tecrübeleri yapmak caiz, hatta lazımdır ve çok sevaptır.

Kumar parası haram mı?

İslâm, birçok oyun ve eğlence çeşidini helâl, bunun yanında kumar bulaşığı olan her türlü oyunu da haram kılmıştır. Kur’ân-ı Kerîm’de, ‘Ey iman edenler! Şarap, kumar, dikili taşlar (putlar) ve şans okları birer şeytan işi pisliktir. Onlardan uzak durun ki, kurtuluşa eresiniz.

Borçlarımdan kurtulmak için ne yapmalıyım?

Borçlarınızdan hızlıca kurtulmanın 10 yolu

  • 1. Minimumdan Fazla
  • Kredi kartı borçlarınızı en kısa sürede bitirmenin yolu asgari tutardan daha fazlasını ödemektir.
  • 2. Kartopu Metodu
  • Asgari tutardan daha fazla ödeme yapıyorsanız, kartopu yöntemini kullanabilirsiniz.

-Borçlarınızın küçükten büyüğe listeleyin. -En küçük borcunuz için ekstra bütçe ayırarak bitirin. -Sonra diğer küçük borca geçin. Bu yöntemi bütün borçlarınız bitene kadar uygulayın.3. Ekstra Çaba Herkesin ek gelir kazanabileceği ekstra işler vardır. Mesela; bebek bakıcılığı, ev temizlemek, görsel danışmanlık ya da bahçe temizlemek gibi.

  1. Ek gelirinizi borç kapamaya yönlendirebilirsiniz.
  2. 4. Sade Yaşam
  3. Gerçekten borçlarınızdan hızla kurtulmak istiyorsanız, bir dönem için hayatınızı sadeleştirmek, harcamalarınızı kısmak işinizi hızlandırır.
  4. 5. Satın

Kullanmadığınız, dolap bekleyen ne var ne yok fotoğrafını çekin, internete koyun ve satın. Oradan gelecek 3-5’le mi borçlarım bitecek demeyin, mutlaka borçlarınızın erimesine katkısı olacaktır.6. Borç Transferi ‘Bir çok yere borcum var, nereye ne ödeyeceğimi bile karıştırıyorum’ diyorsanız, borç transferi ile tüm borçlarınızı tek bir bankada toplayabilirsiniz.

  1. Bu şekilde bir yapılandırma yapacaksanız öncesinde faiz oranlarını detaylıca araştırın.7.
  2. Beklenmedik Gelirler Prim, ikramiye, miras Elinize böyle bir toplu para geçerse sakın ola ‘uzun zamandır kendimi sıktım, bunu da gönlüme göre harcayayım’ demeyin.
  3. Borç kapatmak için kullanın.
  4. Borçlarınız bir bitsin, hafifleyin, sonra gönlünüzü hoş edersiniz.8.

Alışkanlıklara Dikkat Eğer her ay borcunuz artıyorsa belki de alışkanlıklarınızı değiştirmenin vakti gelmiştir. Günlük harcamaları kontrol edip limitlemekle başlayın. Öğlen kahvenizi dışarıda içmeseniz ya da sabah tost yerine evde yapacağınız sandviçinizi yeseniz ne kaybedersiniz?

  • 9. Uzak Durun
  • Baktınız kendinizi tutamıyorsunuz, bir süre uzaklaşmayı deneyin. En sevdiğiniz mağaza, hayır diyemediğiniz restoran, sizi sizden alan ayakkabıcı Göz görmeyince gönül daha kolay katlanır J
  • 10. Yüzleşmek

Aslına bakarsanız en önemlisi bu. Gerçeklerle bir an önce yüzleşin ki en kısa sürede önlemini alabilin. Ne kadar hızla borçsuz bir hayata geçerseniz o kadar hızlı hayal ettiğiniz hayatı yaşamaya başlayabilirsiniz. Yaptığın harcama istek miydi yoksa ihtiyaç mıydı? Peki kendine koyduğun “ev” ya da “araba” hedefinde yolun neresindesin? Bu ay ne kadar para harcadın? Sor, Moneye sana söylesin.

Çok borcu olana ne denir?

Borçlu: Borçlu, aralarındaki borç ilişkisi nedeniyle alacaklıya karşı belli bir edimde bulunma yükümlülüğü olan kişidir. Edim: Borç ilişkisine dayanarak alacaklının borçludan yerine getirilmesini isteyebileceği ve borçlunun da yerine getirmekle yükümlü olduğu bir davranış biçimidir.

Borcunu ödemiyor ne yapabilirim?

Borç Verdiğim Kişi Borcunu Ödemiyor – Avukat Tevfik YILDIRIM – İstanbul Avukatı Günümüzde en çok yaşanan problemlerden biri “borç verdiğim kişi borcunu ödemiyor” Evet aslında zamanımızın hastalığı güven probleminin oluşumuna sebeplerden bir tanesidir.

  1. Kültür yozlaşması”nın sonucu istemediğimiz sonuçlarla karşı karşıya kalmaktayız.
  2. Bunun hukuki ve sosyolojik temellerini araştırdığımızda uzun uzun yazılar ve hatta kitaplar yazılabilir ancak bu yazımızda bu sonuçlardan biri olan ve gerçekten de insanın güven duygusunu sarsan ve insan hayatında hayal kırıklığına sebep olan bu hukuki mağduriyeti incelememiz gerekiyor.

olarak tabir edilen daha çok icra ağırlık çalışan avukatlara da işte daha çok bu sebeple başvuru yapılıp hukuki süreç başlatılmaktadır. Borç verdiğimiz bir kişi borcunu ödemiyorsa mahkemeye başvuru yapma hakkımız bulunmaktadır. Alacak davası veya icra talebi yoluyla alacağımızı talep edebiliriz.

Ancak burada en önemli konu nasıl ispat edeceğimizdir. Şunu belirtmemiz gerekiyor. Elimizde hiçbir evrak olmadan da icra yoluna başvurabiliyoruz. Bu icra yolunun ismi ilamsız takip yoluyla başvurabileceğimiz icra takip yöntemidir. Ancak bu icra takip yönteminde borçlu borca itiraz ettiğinde icra takibi durur ve artık dava açmamız gerektiği söz konusudur.

Bu icra takip yönteminde “benim bu kadar alacağım vardı” şeklinde açıklama ile takip yapabiliyoruz. İlamsız takip yöntemleri arasında fatura alacağımız, süresi geçmiş çek-bono evrakları veya dekont gibi evraklar da olabilir. Bu evraklar dahi olsa yine ilamsız icra takip yoluna başvuruyoruz.

Ancak itirazı durumunda açılacak itirazın iptali davasında ispat yükü alacaklıda olacağı için elimizi güçlendirmiş oluyoruz. Bu yönden bir farkı bulunmaktadır. Borç verdiğimiz kişi borcunu ödemiyorsa ilk önce soracağımız konu şu olmalıdır. Ödemenin hangi yol ile gerçekleştiğini öğrenmek önemli. Ödeme eğer banka yoluyla gerçekleşmiş ve açıklamasında “borç, borç için” gibi bir açıklama söz konusuysa burada karşı tarafı borçlandırdığımız hususunda elimizde ispat yükü açısında bir kanıt bulunmaktadır.

Örneğin beyaz eşya için veya bir araba için hesaba gönderdiğimiz ” buzdolabı ödemesidir, 01xxx12 plakalı araç satışı içindir” gibi açıklamalar da hukuki taleplerimizde büyük bir ispat yolu yani delil başlangıcı olarak değerlendirilebilecektir. Elden verilen ödemelere bu sebeple dikkat etmeliyiz kötü niyetli birine elden verilmiş ödemenin tahsili çok zor olacağı için bu gibi durumlarda en iyisi banka yoluyla ve açıklamaya “o1 haziran 2019 tarihinde geri tarafıma ödenmek üzere borç içindir” gibi bir ödeme yazarak elinizi güçlendirmiş olursunuz.

Elden versek de icra takip yoluna başvurabiliriz ama dediğim gibi itirazı durumunda bu yolda sıkıntı yaşayabiliriz. Tüm bu bilgiler ışığında borç verme işleminizi yapmanızı ve ticari hayatınızda bu gibi durumlara çok dikkat edilmesi gerektiğini belirtmek istiyorum. Belirli bir tutarın üstü için senetle ispat kuralı geçerlidir.2020 yılı için 4.480TL üstünde bir rakam için tanık dinletilemez.

Ancak karşı tarafın açıkça bir rızası varsa tanık dinlenebilir. HMK – MADDE 200-(1) Bir hakkın doğumu, düşürülmesi, devri, değiştirilmesi, yenilenmesi, ertelenmesi,ikrarı ve itfası amacıyla yapılan hukuki işlemlerin, yapıldıkları zamanki miktar veya değerleri ikibinbeşyüz Türk Lirasını geçtiği takdirde senetle ispat olunması gerekir.

Bu hukuki işlemlerin miktar veya değeri ödeme veya borçtan kurtarma gibi bir nedenle ikibinbeşyüz Türk Lirasından aşağı düşse bile senetsiz ispat olunamaz.512 nolu Vergi Usul Kanunu Genel Tebliği ile 2020 yılı için % 22,58 oranında artırılarak uygulanacaktır. Şu durumda 2020 yılı için senetle ispat zorunluluğuna ve senede karşı tanıkla ispat yasağına ilişkin parasal sınır, 3.660 x % 22,58 = 826,428 + 3.660 = 4.486,428 TL.’dir.

Ancak 6763 sayılı Kanun’la Hukuk Muhakemeleri Kanunu’na eklenen Ek Madde 1 uyarınca her takvim yılı başından itibaren yeniden değerleme oranı uygulanarak belirlenen bu parasal sınırın on Türk lirasını aşmayan kısımlarının dikkate alınmaması öngörülmüştür.

Adblock
detector