Kumar Için Yer Ve Imkan Sağlama?

TCK 228 (Kumar Oynanması İçin Yer ve İmkan Sağlama Suçu) Emsal Yargıtay Kararları – YARGITAY 8. CEZA DAİRESİ Esas: 2016/5767 Karar: 2016/8150 Tarih: 20.06.2016

TCK 228. Madde Kumar Oynanması İçin Yer ve İmkan Sağlama Suçu

5237 Sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 228/1. maddesinde, “Kumar oynanması için yer ve imkân sağlayan kişi, bir yıla kadar hapis ve adlî para cezası ile cezalandırılır.” hükmünün yer aldığı, anılan Kanun’un 52/1 ve 2. fıkrasında ise, “Adlî para cezası, beş günden az ve kanunda aksine hüküm bulunmayan hâllerde yediyüzotuz günden fazla olmamak üzere belirlenen tam gün sayısının, bir gün karşılığı olarak takdir edilen miktar ile çarpılması suretiyle hesaplanan meblağın hükümlü tarafından Devlet Hazinesine ödenmesinden ibarettir”, “En az yirmi ve en fazla yüz Türk Lirası olan bir gün karşılığı adlî para cezasının miktarı, kişinin ekonomik ve diğer şahsî hâlleri göz önünde bulundurularak takdir edilir.” hükümlerinin yer aldığı, buna göre adlî para cezasının anılan hükümler nazara alınmak suretiyle öncelikle gün olarak tespit edilmesi gerektiği gözetilmeksizin yazılı şekilde karar verilmesinde isabet görülmediğinden bahisle 5271 Sayılı CMK.nun 309.

maddesi uyarınca anılan kararın bozulması lüzumu Yüksek Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğünün 06.04.2016 gün ve 358 Sayılı Kanun Yararına Bozma istemine atfen Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 19.04.2016 gün ve KYB/2016-150947 Sayılı ihbarnamesi ile dairemize tevdii kılınmakla incelendi.

Gereği görüşülüp düşünüldü: KARAR : 5237 Sayılı TCK.nun 228/1 52/1 madde ve fıkraları uyarınca hapis cezası yanında hükmedilmesi gereken adli para cezasının, kanunda öngörülen adli para cezasına esas alınan gün üzerinden artırım veya indirim yapıldıktan sonra belirlenen sonuç gün sayısı ile bir gün karşılığı tayin olunan miktarın çarpılması sonucu cezanın belirlenmesi gerektiğinin gözetilmeden yazılı şekilde hapis cezası yanında uygulama yeri bulunmadığı halde doğrudan adli para cezası tayini, SONUÇ : Yasaya aykırı ve Adalet Bakanlığı’nın Kanun Yararına Bozma istemine dayalı Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’nın ihbarname içeriği bu itibarla yerinde görüldüğünden Asliye Ceza Mahkemesi’nin 16.10.2014 gün ve 2014/852 esas, 2014/330 Sayılı kararının 309.

maddesi uyarınca ( BOZULMASINA ), anılan hükmün 4/d fıkrası uyarınca; hükmün ilk fıkrasında yer alan “450,00 TL” ibaresinin çıkartılarak yerine “5 gün” ibaresinin yazılmasına, 62/1 maddesinin uygulanmasına dair fıkrada yer alan “375,00 TL” ibaresinin hükümden çıkartılarak yerine “4 gün” ibaresinin yazılmasına ve hükme “hükmedilen 4 gün adli para cezasının 5237 Sayılı TCK.nun 52/2 maddesi uyarınca sanığın ekonomik ve diğer şahsi halleri göz önüne alınarak günlüğü takdiren 20,00 TL’den, 80,00 TL adli para cezasına çevril- mesine” ibaresinin eklenmesine, infazın hapis cezası yanında hükmedilen adli para cezası yönünden bu miktar üzerinden yapılmasına, dosyanın Adalet Bakanlığı’na gönde- rilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’na ( TEVDİİNE ), 20.06.2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

YARGITAY 8. CEZA DAİRESİ Esas : 2016/12423 Karar : 2018/597 Tarih : 18.01.2018

TCK 228. Madde Kumar Oynanması İçin Yer ve İmkan Sağlama Suçu

Tombala makinası ile kumar oynatan sanık hakkında 1072 sayılı Kanuna muhalefet suçundan zamanaşımı süresi içinde dava açılması mümkün görülmüştür. Yapılan duruşmaya, toplanıp karar yerinde gösterilen kanıtlara, mahkemenin yargılama sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine göre yerinde görülmeyen sair itirazların reddine, ancak; 1- Sanık hakkında ceza tayin edilirken, kısa kararda ‘‘takdiren teşdiden” denildiği halde, kanunun belirtilen maddesindeki alt sınırdan hüküm kurularak çelişkiye neden olması, 2- 5326 sayılı Kabahatler Kanunu’nun 34.

  1. Maddesine göre, adli emanete alınan 70,00 TL parayla ilgili karar verme yetkisinin mülki amirliğe ait olduğu gözetilmeksizin, yasal olmayan gerekçeyle TCK.nun 54.
  2. Madde uyarınca müsaderesine karar verilmesi, Yasaya aykırı, Cumhuriyet Savcısı ve sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebeplerden dolayı 5320 sayılı Yasanın 8/1.

maddesi uyarınca uygulanması gereken CMUK.nun 321. maddesi gereğince BOZULMASINA, 18.01.2018 gününde oyçokluğuyla karar verildi. KARŞI DÜŞÜNCE Sanık hakkında tombala makinesi ile tombala oynattığı iddiasıyla TCK.nun 228. maddesi ile cezalandırılmasına ilişkin yapılan yargılamada, 1072 sayılı Rulet, Tilt ve Benzeri Oyun Aletleri ve Makinaları hakkında Kanunun 1.

maddesinde rulet, tilt, langırt ve benzeri baht ve talihe bağlı veya maharet isteyen otomatik, yarı otomatik, el veya ayakla kullanılan oyun makinaları ve benzerlerini bulundurmak veya çalıştırmak veya yurda sokmak yahut imal etmeyi yasakladığı ve madde kapsamında bu aletlerle kumar oynatılması halinde ayrıca kumar oynanması için yer ve imkan sağlama suçundan da ceza verileceğine ilişkin bir hüküm bulunmaması karşısında, 1072 sayılı Kanun kapsamındaki tombala makinası ile tombala oynatılması eyleminde TCK.nun 44/1.

maddesinde yer alan “işlediği bir fiil ile birden fazla farklı suçun oluşmasına sebebiyet veren kişi, bunlardan en ağır cezayı gerektiren suçtan dolayı cezalandırılır” hükmü karşısında sanığın 1072 sayılı Kanunun 1 ve 2. maddesi ile cezalandırılması gerekirken yazılı şekilde TCK.nun 228/1.

TCK 228. Madde Kumar Oynanması İçin Yer ve İmkan Sağlama Suçu

Temyiz isteğinin reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi. İddianame anlatımına göre dava konusu yapılan ve birbirinden bağımsız olan 1072 sayılı Kanuna aykırılık ile 5237 sayılı TCK’nın 228/1. maddesinde düzenlenen “Kumar oynanması için yer ve imkan sağlama” suçlarından ayrı ayrı hüküm kurulması gerekirken, yazılı şekilde, yalnızca bir suçtan hüküm kurulması, karşı temyiz olmadığından bozma nedeni yapılmamıştır.

Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede; Yükletilen suçun sanık tarafından işlendiğinin kanuna uygun olarak yürütülen duruşma sonucu saptandığı, bütün kanıtlarla aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların temyiz denetimini sağlayacak biçimde ve eksiksiz sergilendiği, özleri değiştirilmeksizin tartışıldığı, vicdani kanının kesin, tutarlı ve çelişmeyen verilere dayandırıldığı, Eylemin doğru olarak nitelendirildiği ve Kanun’da öngörülen suç tipine uyduğu, Cezanın kanuni bağlamda uygulandığı, Anlaşıldığından, sanık müdafiinin temyiz nedenleri yerinde görülmemiş olmakla, tebliğnameye uygun olarak, TEMYİZ DAVASININ ESASTAN REDDİYLE HÜKMÜN ONANMASINA, 22/02/2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

UYARI Web sitemizdeki tüm makale ve içeriklerin telif hakkı Av. Baran Doğan’a aittir. Tüm makaleler hak sahipliğinin tescili amacıyla elektronik imzalı zaman damgalıdır. Sitemizdeki makalelerin kopyalanarak veya özetlenerek izinsiz bir şekilde başka web sitelerinde yayınlanması halinde hukuki ve cezai işlem yapılacaktır.

Kumar oynama cezası kaç TL?

KABAHATLAR KANUNU GEREĞİ PARA CEZASI – Sanal kumar oynayan ve oynatanlar için ne gibi müeyyideler tanımlanmıştır? Ceza hukukumuzda kumar için benim çok da doğru bulmadığım bir yaklaşım söz konusu: Kumar oynamak suç değildir ve Türk Ceza Kanunu’nda kumar oynamak düzenlenmemiştir.

  • Umar oynanması için yer ve imkan sağlamak” ise Türk Ceza Kanunu’nun 228’inci maddesinde suç olarak düzenlenmiş.
  • Abahatler Kanunu’nda kumar oynamak kabahat olarak düzenlenmiş ve idari para cezası öngörülmüştür.
  • Abahatler Kanunu 34’üncü maddeye göre; “Kumar oynayan kişiye, bin Türk Lirası idari para cezası verilir.

Ayrıca, kumardan elde edilen gelire el konularak mülkiyetin kamuya geçirilmesine karar verilir. Bu kabahat dolayısıyla idari para cezasına ve el koymaya kolluk görevlileri, mülkiyetin kamuya geçirilmesine mülki amir karar verir.” Türk Ceza Kanunu kumarı 228/6’ncı maddesinde tanımlamıştır.

Buna göre; “Ceza Kanunu’nun uygulanmasında kumar, kazanç amacıyla icra edilen ve kâr ve zararın talihe bağlı olduğu oyunlardır.” Kumar oynamanın kabahat, kumar oynanması için yer temini hareketini suç haline getirdiğiniz bir sistemde, kumardan doğan toplumsal sorunları çözme imkanı yoktur. Bu sebeple ceza hukuku alanında kumar ile etkili bir mücadele için kumar oynamanın da suç haline getirilmesi gerekmektedir.

Aksi halde kumar oynayanlara verilen idari para cezaları etkisiz kalmaya devam edecektir. Türk Ceza Kanunu’nun 228’inci maddesinde yapılan suç tanımlamasında kumar için yer temini söz konusudur. Suçun sanal alemde veya bir başka ifade ile bilişim sistemleri kullanılarak işlenmesi hali acaba cezalandırılacak mıdır? Bu sorunun cevabının yine 2017 yılında değiştirilmiş olan TCK’nın 228/3 maddesi vermektedir.

“Suçun bilişim sistemlerinin kullanılması suretiyle işlenmesi halinde üç yıldan beş yıla kadar hapis ve bin günden on bin güne kadar adli para cezasına hükmolunur.” Bu suçun bilişim sistemlerinde ya da sanal alemde işlenmesinin suç işlenmesini kolaylaştıracağından hareketle basit haline göre daha ağır ceza öngörülmektedir.

Bir başka husus çocukların kumar oynaması halidir. Yine TCK’nın 228/2 maddesine göre; “Çocukların kumar oynaması için yer ve imkan sağlanması halinde, verilecek ceza bir katı oranında artırılır”. Yasa dışı bahis ve şans oyunlarının tehlikelerini değerlendirebilir misiniz? Esasında günümüz şartlarında bir değerlendirme yapacak olursak tehlikeli olan husus yine siber alanda (ya da sanal alemde) işlenen kumar suçlarıdır.

Futbol başta olmak üzere spor müsabakaları üzerinden yapılan yasa dışı bahis ve şans oyunları her geçen gün yaygınlaşmaktadır. İnternet üzerinden yine banka ödemeleri ile şans oyunları oynanmaktadır. Kumarın bu şekli maalesef toplumda daha az tepkiyle karşılanmaktadır. Oysa asıl mağduriyet bu mecralarda meydana gelmektedir.

Bu alanda yaşanan suiistimallerin önlenmesi için kanun koyucu Futbol ve Diğer Spor Müsabakalarında Bahis ve Şans Oyunları Düzenlenmesi Hakkında Kanun’u yürürlüğe koymuştur. Kanun’un 5’inci maddesi a bendine göre; “Kanun’un verdiği yetkiye dayalı olmaksızın; spor müsabakalarına dayalı sabit ihtimalli ve müşterek bahis veya şans oyunlarını oynatanlar ya da oynanmasına yer veya imkan sağlayanlar üç yıldan beş yıla kadar hapis ve on bin güne kadar adli para cezasıyla cezalandırılır.” Bu kanun kapsamında yer alan maddeler sanal kumarla mücadele için nasıl bir önem teşkil ediyor? 2013 yılında 6495 sayılı kanunla 5’inci maddede yapılan değişiklik ve sayılan eylemler, bugün en büyük sorunlardan biri olan sanal kumarla mücadele için çok önemlidir.

  1. Olluk güçleri ve özellikle siber suçlarla mücadele birimlerinin de en çok bu madde kapsamındaki suçlarla iştigal ettiğini düşünüyorum.
  2. Zira sürekli kamuoyunda bu yönde yapılan operasyonlarla ilgili haberler yer almaktadır.
  3. Sonucun kısmen iştirakçinin becerisine kısmen de tesadüfe bağlı olduğu yurt içinde ve yurt dışında tertiplenen her çeşit yarışma, müsabaka, spor oyunları ile herhangi bir olay veya durum üzerine, sonucun tahmin edilmesi esasına göre oynatılan ve iştirak edenler arasından doğru tahmin edenlere önceden belirlenen adet, tutar, oran veya misli olarak ikramiye kazandıran oyunlar “Müşterek bahis” olarak isimlendirilir.

İlgili mevzuat çerçevesinde yetki verilen kurum ve kuruluşlar tarafından tertip edilen ve sonucu tesadüfe dayalı olarak belirlenen her türlü oyunlar ile müşterek bahisler “şans oyunları”nı ifade eder. “Çevrim içi kumar” dediğimiz zaman, kazanç amacıyla icra edilen ve kâr ve zararın talihe bağlı olduğu oyunlar, bunlar bahis ve şans oyunları olarak da anlaşılıyor.

  1. Bunlar internet üzerinden veya devam eden bir futbol müsabakası üzerinden olabiliyor.
  2. İnternete giren kişi her an kumar veya bahis oynama “imkanına” sahip olmaktadır.
  3. Bu gibi internet siteleri, çevrim içi kumar ile kumar veya bahis oynayan kişileri sürekli bu sürecin içinde tutmayı sağlamaktadır.
  4. Bu da zamanla ekonomik felaketler doğurmaktadır.

Çevrim içi kumar ve oyun siteleri ne gibi kötüye kullanımlara yol açabilir? Kumar da tıpkı uyuşturucu maddeler gibi bağımlılık yapmaktadır. Özellikle internet üzerinden oynanan kumar ve yasa dışı bahis kurtulmanın zor olduğu bağımlılığa sebep olmaktadır.

Günümüzde teknoloji bağımlılığının da her geçen gün arttığını düşünürsek acil önlem alınması gereken bir konu kumar ve bahis bağımlılığı konusudur. Dünyada son dönemlerde oyun sektörü ekonomik yönden sıçrama yaşamaktadır. Ancak bu oyun sitelerine de ciddi ve mesafeli yaklaşmak gerekir. Zira oyunun bağımlılık yaratması bir yana, oyun içerisinde örtülü kumar oynanması söz konusu olabiliyor.

Çocuklarımızın oyunlara ne denli ilgi duydukları yadsınamaz bir gerçek. Oyun içinde kazanma veya kaybetme ya da oyunda ilerleyebilmek için parasal taleplerin gelmesi çocuklarımızı kumar bağımlısı haline getirebilir. Bu tip sitelerin kolluk kuvvetleri tarafından takip altında tutulması gerekir.

Kumar ve bahis bağımlılığı doğrudan kişinin ekonomik kaybına sebep olmaktadır. Kumar veya bahsin kazananı yoktur. Kumar ve yasa dışı bahis ülkemizde ve dünyada bir kesim için büyük bir ekonomik kazanç kaynağı. Vergi verilmemesi, paranın kontrol edilememesi ve devleti zarara uğratmanın sonucu ortaya kara para ekonomisi çıkmaktadır.

Kara paranın kimleri fonladığı da malum. Birçok terör örgütünün finans kaynağı budur. Bu sebeple dünya üzerinde kara para ile mücadele için bütün ülkeler seferber olmuş durumda. Bir taraftan mücadele ederken diğer taraftan da evimizde teröre kaynak oluşturmak durumunda kalabiliriz.

Hukukta kumar nedir?

Kumar Oynanması için Yer ve İmkan Sağlama Suçunun Cezası ( TCK 228 ) – Kumar oynanması için yer ve imkan sağlama suçunun cezası şu şekildedir:

Kumar oynanması için yer ve imkan sağlayan kişi, “bir yıldan üç yıla kadar hapis ve iki yüz günden aşağı olmamak üzere” adlî para cezası ile cezalandırılır (TCK m.228/1). Çocukların kumar oynaması için yer ve imkan sağlanması halinde, verilecek ceza bir katı oranında artırılır (TCK m.228/2). Suçun bilişim sistemlerinin kullanılması suretiyle işlenmesi halinde üç yıldan beş yıla kadar hapis ve bin günden onbin güne kadar adlî para cezasına hükmolunur (TCK m.228/3). Örneğin, internetten sanal bahis siteleri üzerinden kumar oynatan kişiler bu fıkra hükmü gereği cezalandırılır. Suçun bir örgütün faaliyeti çerçevesinde işlenmesi halinde, verilecek ceza yarı oranında artırılır (TCK m.228/4). Bu suçtan dolayı, tüzel kişiler hakkında bunlara özgü güvenlik tedbirlerine hükmolunur (TCK m.228/5). Ceza Kanununun uygulanmasında kumar, kazanç amacıyla icra edilen ve kar ve zararın talihe bağlı olduğu oyunlardır (TCK m.228/6).

52 2 ceza maddesi nedir?

TCK 52 Adli Para Cezası Yargıtay Kararları – Yargıtay 11. Ceza Dairesi – Karar : 2021/14061

TCK 52 Adli para cezası ile hapis cezasında cezanın belirlenmesinde gerekçe gösterilmelidir.

Sanık hakkında temel ceza tayini sırasında hürriyeti bağlayıcı ceza alt sınırdan belirlendiği halde yeterli ve yasal gerekçe gösterilmeksizin, aynı gerekçeyle adli para cezası tam gün sayısının asgari hadden uzaklaşılmak suretiyle tespit edilerek fazla ceza tayini, bozma nedenidir. Yargıtay 5. Ceza Dairesi – Karar : 2021/7030

TCK 52 Kasten işlenen suçlarda, kısa süreli olmayan hapis cezası adli para cezasına çevrilemez.

5237 sayılı TCK’nin 49/2. maddesinde kısa süreli hapis cezasının “Hükmedilen bir yıl veya daha az süreli hapis cezası” olarak tanımlanmasına ve aynı Kanun’un 50. maddesinde taksirli suçlar hariç olmak üzere ancak kısa süreli hapis cezalarının adli para cezasına veya diğer seçenek yaptırımlara çevrilebileceği ifade olunmasına rağmen sanık hakkında hükmedilen kısa süreli olmayan 1 yıl 6 ay hapis cezasının adli para cezasına çevrilmesi, Yargıtay 1.

TCK 52 Kanunda suçun karşılığı hapis cezası veya adli para cezası şeklinde seçimlik olarak gösterilmiş ve hakim hapis cezasını tercih etmişse, artık bu hapis cezası kısa süreli de olsa adli para cezasına çevrilemez.

Sanık hakkında 5237 sayılı TCK’nin 86/2. maddesinde belirlenen seçimlik cezalardan hapis cezası tercih edilmiş olmasına rağmen daha sonra bu cezanın aynı yasanın 50/2. maddesine aykırı şekilde adli para cezasına çevrilmesi, bozma nedenidir. Ceza Genel Kurulu – Karar : 2018/404

TCK 52 Adli para cezası ve kamuya yararlı işte çalıştırma

5237 sayılı TCK’nın “Adlî para cezası” başlıklı 52. maddesinin uyuşmazlık konusuna ilişkin 4. fıkrası; “Hâkim, ekonomik ve şahsi hallerini göz önünde bulundurarak, kişiye adlî para cezasını ödemesi için hükmün kesinleşme tarihinden itibaren bir yıldan fazla olmamak üzere mehil verebileceği gibi, bu cezanın belirli taksitler halinde ödenmesine de karar verebilir.

Taksit süresi iki yılı geçemez ve taksit miktarı dörtten az olamaz. Kararda, taksitlerden birinin zamanında ödenmemesi halinde geri kalan kısmın tamamının tahsil edileceği ve ödenmeyen adlî para cezasının hapse çevrileceği belirtilir” şeklinde düzenlenmiştir. Bu hükme göre; mahkeme, ekonomik ve şahsi hâllerini göz önünde bulundurarak sanığa adli para cezasını ödemesi için hükmün kesinleşme tarihinden itibaren bir yıldan fazla olmamak üzere mehil verebileceği gibi bu cezanın belirli taksitler hâlinde ödenmesine de karar verebilecektir.

Sanığa adli para cezasını ödemesi için mehil verildiği hâllerde mehilin sonundan başlamak üzere ayrıca cezanın taksitler hâlinde ödenmesine karar verilmesi mümkün değildir. Zira, kanun koyucu anılan maddede seçimlik iki yöntem düzenlemiş olup, her iki hâl de hâkimin takdirine bağlı olmakla birlikte, sanığın şahsi ve ekonomik hâllerine göre bu seçeneklerden yalnızca birine hükmedilmesi gerekmektedir.

Taksitlendirmeye karar verilmesi durumunda ise taksitlerden birinin zamanında ödenmemesi hâlinde geri kalan kısmının tamamının tahsil edileceği ve ödenmeyen adli para cezasının hapse çevrileceği kararda belirtilecek, sanığa bu husus ihtar edilecektir. Uyuşmazlığın isabetli bir şekilde çözüme kavuşturulabilmesi için 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkındaki Kanun’un “Adlî para cezasının infazı” başlıklı 106.

maddesinin 3 ve 5. fıkraları üzerinde de durulmalıdır. Anılan maddenin 3. fıkrası karar tarihinde; “Hükümlü, tebliğ olunan ödeme emri üzerine belli süre içinde adlî para cezasını ödemezse, Cumhuriyet savcısının kararı ile ödenmeyen kısma karşılık gelen gün miktarınca hapsedilir” şeklinde iken hükümden sonra 6545 sayılı Kanun’un 81.

Maddesi ile “Hükümlü, tebliğ olunan ödeme emri üzerine belli süre içinde adli para cezasını ödemezse, Cumhuriyet savcısının kararı ile ödenmeyen kısma karşılık gelen gün miktarı hapis cezasına çevrilerek, hükümlünün iki saat çalışması karşılığı bir gün olmak üzere kamuya yararlı bir işte çalıştırılmasına karar verilir.

Günlük çalışma süresi, en az iki saat ve en fazla sekiz saat olacak şekilde denetimli serbestlik müdürlüğünce belirlenir. Hükümlünün, hakkında hazırlanan programa ve denetimli serbestlik görevlilerinin bu kapsamdaki uyarı ve önerilerine uymaması hâlinde, çalıştığı günler hapis cezasından mahsup edilerek kalan kısmın tamamı açık ceza infaz kurumunda yerine getirilir” şeklinde değiştirilmiştir.

Bu değişiklikle ödenmeyen adli para cezasının, doğrudan doğruya hapis olarak infaz edilmesi yerine öncelikle hükümlünün iki saat çalışması karşılığı bir gün olmak üzere kamuya yararlı bir işte çalıştırma suretiyle denetimli serbestlik tedbiri altında infazı mümkün hâle getirilmiş, hükümlünün bu yükümlülüğe uymaması durumunda ödemediği adli para cezasının hapis cezası olarak infaz edilmesi öngörülmüştür.6545 sayılı Kanun’un 81.

maddesinin gerekçesinde de belirtildiği üzere kanun koyucu bu değişiklikle süresinde ödenmeyen adli para cezalarının doğrudan hapis olarak infaz edilmesinin önüne geçilmesini amaçlamaktadır. Anılan maddenin 5. fıkrasında ise “Adlî para cezasının hapse çevrileceği mahkeme ilâmında yazılı olmasa bile üçüncü fıkra hükmü Cumhuriyet Başsavcılığınca uygulanır.” hükmüne yer verilmiştir.

  • Buna göre TCK’nın 52.
  • Maddesinin dördüncü fıkrası uyarınca hükümlü tarafından ödenmeyen adli para cezasının hapse çevrileceği mahkeme ilamında belirtilmese dahi 5275 sayılı Kanun’un 106.
  • Maddesinin üçüncü fıkrası hükümlü hakkında Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından resen uygulanacaktır.
  • Bu ahvalde TCK’nın 52.

maddesinin dördüncü fıkrası uyarınca ödenmeyen adli para cezasının hapse çevrileceğinin mahkeme kararında belirtilmesi ya da belirtilmemesi, 5275 sayılı Kanun’un 106. maddesinin beşinci fıkrasında infaz aşamasında nasıl hareket edileceği düzenlendiğinden sonuca etkili olmayacak ve tek başına bozma nedeni yapılamayacaktır.

Bu bilgiler ışığında sorun değerlendirildiğinde; TCK’nın 52. maddesinin dördüncü fıkrasında, ödenmeyen adli para cezasının hapse çevrileceğinin mahkeme kararında belirtileceği düzenlenmiş olup adli para cezasını süresinde ödemeyen hükümlüler hakkında cezanın doğrudan doğruya hapis olarak infazı yerine öncelikle kamuya yararlı bir işte çalıştırma suretiyle infazını öngören 6545 sayılı Kanun’un 81.

maddesiyle değişik 5275 sayılı Kanun’un 106.maddesinin üçüncü fıkrasında, hükümlünün kamuya yararlı bir işte çalıştırılmasına ilişkin tedbirin ödenmeyen adli para cezasından çevrilerek belirlenen hapis cezası üzerinden kararlaştırılacağına yer verilmesi nedeniyle anılan düzenlemenin TCK’nın 52.

maddesinin dördüncü fıkrasındaki hükmün uygulanma imkânını ortadan kaldırmadığı, dolayısıyla Yerel Mahkemece ödenmeyen adli para cezasının hapse çevrileceğinin sanığa ihtar edilmesinde bir isabetsizlik olmadığı ve buna bağlı olarak karardaki “5237 sayılı TCK’nın 52/4-son maddesi uyarınca adli para cezasının ödenmeyen kısmının hapis cezasına çevrilmesine (ihtarat yapıldı)” ibaresinin çıkarılmasına gerek bulunmadığı sonucuna ulaşılmıştır.

Yargıtay 10. Ceza Dairesi 2021/16634 E., 2022/48 K.

TCK 52 Adli para cezasının taksitlendirilmesi ve ihtarat

Sanığa verilen adli para cezasının TCK’nın 52/4. maddesi uyarınca birer ay ara ile takdiren 24 eşit taksit ile tahsiline, taksitlerden birinin zamanında ödenmemesi halinde geriye kalan kısmın tamamının tahsil edileceğine karar verildikten sonra kararda “ödenmeyen adli para cezasının hapse çevrileceğinin ihtarı” belirtilmeyerek TCK’nın 52/4.

TCK 52. Madde Adlî Para Cezası

İnceleme dışı sanık hakkında hırsızlık suçundan hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmiş, inceleme dışı sanık hakkında hırsızlık suçundan kurulan mahkumiyet hükmü Özel Dairece onanmak suretiyle kesinleşmiş olup itirazın kapsamına göre inceleme, sanık hakkında hırsızlık suçundan kurulan hüküm ile sınırlı olarak yapılmıştır.

Özel Daire ile Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı arasında oluşan ve Ceza Genel Kurulunca çözümlenmesi gereken uyuşmazlık; doğrudan hükmedilen kesin nitelikteki adli para cezasının tekerrüre esas alınıp alınamayacağının belirlenmesine ilişkindir. İncelenen dosya kapsamından; Sanığın 08.11.2006 tarihinde işlediği resmi belgenin düzenlenmesinde yalan beyanda bulunma suçu nedeniyle İnegöl 1.

Sulh Ceza Mahkemesinin 20.06.2007 tarihli ve 17-200 sayılı ilamı ile 5237 sayılı TCK’nın 206, 62/1 ve 52/2-4. maddeleri uyarınca sonuç olarak 500 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği, bu cezanın 20.07.2007 tarihinde kesinleştirme işlemlerinin yapılarak 19.11.2007 tarihinde infaz edildiği, incelemeye konu hırsızlık suçunun ise 16.09.2008 tarihinde işlendiği, suç tarihi itibarıyla sanığın adli sicil kaydında başkaca bir ilamın bulunmadığı anlaşılmaktadır.

  1. Tekerrür, 765 sayılı TCK’nda cezanın artırım nedeni olarak öngörülmüş iken, yeni sistemde koşullu salıverilme süresini de etkileyecek şekilde bir infaz rejimi olarak düzenlenmiştir.
  2. Önceden işlenen suçtan dolayı verilen hükmün kesinleşmesinden sonra yeni bir suçun işlenmesi halinde, sanık hakkında tekerrür hükümleri uygulanacaktır.

Tekerrür hükümlerinin uygulanabilmesi için önceki hükmün kesinleşmesi ve ikinci suçun kesinleşmeden sonra işlenmesi yeterli olup cezanın infaz edilmiş olmasına gerek bulunmamaktadır. Ancak kanun koyucu tekerrür hükümlerinin uygulanabilmesi için önceki cezanın infaz edilmesi koşulunu aramadığı halde, infazdan sonra belirli bir sürenin geçmesi durumunda tekerrür hükümlerinin uygulanmayacağını hüküm altına almıştır.

Buna göre, beş yıldan fazla süreyle hapis cezasına mahkumiyet halinde cezanın infaz edildiği tarihten itibaren beş yıl; beş yıl veya daha az süreli hapis veya adli para cezasına mahkumiyet halinde ise cezanın infaz tarihinden itibaren üç yıl geçmekle tekerrür hükümleri uygulanmayacaktır.5320 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkındaki Kanun’un 18.

maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca 5271 sayılı CMK’nın 01.06.2005 tarihinde yürürlüğe girmesi üzerine, 1412 sayılı CMUK yürürlükten kaldırılmıştır. Ancak yeni usul yasası sisteminde, yasa yolları içinde istinafa yer verilmesi ve bölge adliye mahkemelerinin 20.07.2016 tarihinden sonra göreve başlaması nedeniyle 5320 sayılı Kanun’un “Temyiz ve karar düzeltme” başlıklı 8.

maddesinin birinci fıkrasında; “Bölge adliye mahkemelerinin, 26.09.2004 tarihli ve 5235 sayılı Adli Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Bölge Adliye Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yetkileri Hakkında Kanun’un geçici 2. maddesi uyarınca Resmi Gazete’de ilan edilecek göreve başlama tarihinden önce aleyhine temyiz yoluna başvurulmuş olan kararlar hakkında, kesinleşinceye kadar Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu`nun 322.

maddesinin dördüncü, beşinci ve altıncı fıkraları hariç olmak üzere, 305 ila 326. maddeleri uygulanır” hükmüne yer verilmek suretiyle bölge adliye mahkemelerinin göreve başlamasından önce aleyhine temyiz yoluna başvurulmuş olan kararlar hakkında 1412 sayılı CMUK’un 305 ila 326.

  1. Maddelerinin uygulanacağı öngörülmüştür.1412 sayılı CMUK’un 5320 sayılı Kanun’un 8.
  2. Maddesinin birinci fıkrası uyarınca, tekerrüre esas alınan mahkumiyet hükmünün verildiği tarihte yürürlükte bulunan “Temyizi Kabil Olan ve Olmayan Hükümler” başlıklı 305.
  3. Maddesi; “Ceza Mahkemelerinden verilen hükümler temyiz olunabilir.

Ancak, on beş sene ve ondan yukarı hürriyeti bağlayıcı cezalara ait hükümler hiçbir harç ve masrafa tabi olmaksızın Yargıtay’ca re`sen tetkik olunur.1- İkimilyon liraya kadar (İkimilyon dahil) para cezalarına dair olan hükümler, 2- Yukarı sınırı onmilyon lirayı geçmeyen para cezasını gerektiren suçlardan dolayı verilen beraat hükümleri, 3- Bu Kanun ile sair kanunlarda kesin olduğu yazılı bulunan hükümler, temyiz olunamaz.

  • Bu suretle verilen hükümler tekerrüre esas olmaz.
  • Ancak haklarında 343.
  • Madde hükümleri dairesinde Yargıtaya başvurulabilir” şeklinde iken, 21.07.2004 tarihinde yürürlüğe giren 5219 sayılı Kanun’un 3.
  • Maddesi uyarınca; CMUK`un 305.
  • Maddesinin (1) numaralı bendinde yer alan “ikimilyon” ibaresi “ikimilyar”; (2) numaralı bendinde yer alan “onmilyon” ibaresi “onmilyar” olarak değiştirilmiştir.

Yapılan bu değişikle 21.07.2004 tarihinden önce iki milyon liraya kadar olan para cezaları kesin nitelikte iken, 21.07.2004 tarihinden itibaren iki milyar liraya kadar olan para cezaları kesin hale getirilmiştir. İki milyar (iki bin) liraya kadar (bu miktar dahil) para cezalarına ilişkin hükümlerin temyiz edilemeyeceğine ilişkin 1412 sayılı CMUK’un 305.

maddesinin ikinci fıkrasının birinci bendinin Anayasa Mahkemesinin 07.10.2010 tarihinde yürürlüğe girmiş olan 23.07.2009 tarihli ve 65–114 sayılı kararı ile iptal edilmesinden sonra, ister hapis cezasından çevrilen, isterse de doğrudan verilen adli para cezasına ilişkin hükümlerin 14.04.2011 tarihine kadar hiçbir miktar gözetilmeksizin; 14.04.2011 tarih ve 27905 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 6217 sayılı Yargı Hizmetlerinin Hızlandırılması Amacıyla Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’un 23.

maddesi ile 5271 sayılı CMK’nın 272. maddesinin üçüncü fıkrasının (a) bendinde; ” Hapis cezasından çevrilen adli para cezaları hariç olmak üzere, sonuç olarak belirlenen 3.000 Türk Lirası dahil adli para cezasına mahkumiyet hükümlerine karşı istinaf yasa yoluna başvurulamaz” şeklinde gerçekleştirilen değişiklik ve aynı Kanun’un 26.

maddesi ile 5320 sayılı Kanun`a eklenen; ” Bölge adliye mahkemeleri faaliyete geçinceye kadar hapis cezasından çevrilenler hariç olmak üzere, sonuç olarak belirlenen üçbin Türk Lirası dahil adli para cezasına mahkumiyet hükümlerine karşı temyiz yoluna başvurulamaz” biçimindeki geçici ikinci madde göz önünde bulundurulduğunda da, 14.04.2011 tarihinden sonra doğrudan hükmolunan 3.000 TL`den fazla adli para cezasına ilişkin mahkumiyet hükümleri yönünden temyiz kanun yolu açık hale gelmiştir.1412 sayılı CMUK`un 305.

maddesinin birinci fıkrasındaki kesinlik sınırını, maddede belirtilen kesinlik sınırları içinde kalmak şartıyla başkaca hiçbir hak sınırlaması sonucunu doğurmayan para cezasına ilişkin hükümlerle sınırlı olarak yorumlamak gerekmektedir. Bu nedenle, gerek bir mahkumiyete ek, gerekse bağımsız olarak hükmedilen güvenlik tedbirleri, kesin nitelikteki hükümlere de her yönüyle temyiz edilebilirlik niteliği kazandıracaktır.

Diğer yönden, Ceza Genel Kurulunun duraksamasız kararlarında da açıkça vurgulandığı üzere; 5237 sayılı TCK’nın 50. maddesinde, 647 sayılı Kanun’un 4. maddesindeki düzenlemeye benzer şekilde “Uygulamada asıl mahkumiyet, bu madde hükümlerine göre çevrilen adli para cezası veya tedbirdir” hükmüne yer verilmesine karşın, “Bu hükmün uygulanması, kanun yollarına başvurmada engel teşkil etmez” hükmüne yer verilmemesi nedeniyle, gerek 5237 sayılı TCK`nın 50.

maddesi uyarınca kısa süreli hürriyeti bağlayıcı cezaya seçenek olarak hükmedilen, gerekse 52. madde uyarınca doğrudan hükmedilen 2 milyar lirayı (2.000 TL) aşmayan adli para cezalarına ilişkin hükümler kesin niteliktedir. Sonuç olarak, 5219 sayılı Kanun’un yürürlüğe girdiği 21.07.2004 tarihinden Anayasa Mahkemesinin 23.07.2009 tarihli ve 65-114 sayılı kararının yürürlüğe girdiği 07.10.2010 tarihine kadar 765 sayılı Türk Ceza Kanunu’na göre doğrudan verilen para cezaları ile, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’na göre hem hapisten çevrilen hem de doğrudan verilen adli para cezalarında temyiz kesinlik sınırının 2.000 TL olduğu; 07.10.2010 tarihinden 6217 sayılı Kanun’un yürürlüğe girdiği 14.04.2011 tarihine kadar hem hapisten çevrilen hem de doğrudan verilen tüm adli para cezalarının miktara bakılmaksızın temyize tabi olduğu; 6217 sayılı Kanun`un yürürlüğe girdiği 14.04.2011 tarihinden itibaren sadece doğrudan verilen adli para cezalarında temyiz kesinlik sınırı ile, bölge adliye mahkemelerinin göreve başladığı; 20.07.2016 tarihinden sonra doğrudan verilen adli para cezalarında istinaf kesinlik sınırının 3.000 TL olduğu hususları birlikte değerlendirildiğinde, suç işlendiği tarihte yürürlükte bulunan Kanun hükümleri de gözetilmek suretiyle miktar itibarıyla temyiz kesinlik sınırının altında bulunan adli para cezası ile mahkumiyet hükümlerinin tekerrür uygulamasına da esas alınamayacağının kabulü gerekmektedir.

  1. Somut olaydaki uyuşmazlık konusu bu açıklamalar ışığında değerlendirildiğinde: Yerel mahkemece tekerrüre esas alınan hükmün 20.06.2007 tarihinde verildiği, bu hükümde sanığın 5237 sayılı TCK’nın 206, 62/1, 52/2-4.
  2. Maddeleri uyarınca doğrudan 500 TL adli para cezası ile mahkumiyetine karar verildiği, sonuç cezanın, hükmün verildiği tarihte yürürlükte bulunan 1412 sayılı CMUK’un 305.

maddesinin ikinci fıkrası uyarınca miktar itibarıyla kesin nitelikte olması nedeniyle temyiz imkanının bulunmadığı ve sanık hakkında 5237 sayılı TCK’nın 58. maddesinin uygulanmasına esas alınamayacağı kabul edilmelidir. Bu itibarla, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı itirazının kabulüne, Özel Daire onama kararının sanık yönünden kaldırılmasına, yerel mahkeme hükmünün, sanık hakkında TCK`nın 58.

maddesinin uygulanmasına karar verilemeyeceğinin gözetilmemesi isabetsizliğinden bozulmasına, ancak bu husus yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden hükmün, tekerrür uygulanmasına ilişkin bölümler çıkarılmak suretiyle düzeltilerek onanmasına karar verilmelidir. SONUÇ: Açıklanan nedenlerle; 1- Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı itirazının KABULÜNE, 2- Yargıtay 13.

Ceza Dairesinin 28.10.2014 tarihli ve 6967-30156 sayılı onama kararının sanık yönünden KALDIRILMASINA, 3- Diğer yönleri usul ve kanuna uygun olan Gemlik 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 08.10.2012 tarihli ve 43-423 sayılı hükmünün, sanık hakkında koşulları bulunmadığı halde TCK`nın 58.

Maddesinin uygulanmasına karar verilmesi isabetsizliğinden BOZULMASINA, Ancak bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden, hükmün, 1412 sayılı CMUK’un 5320 sayılı Kanun`un 8. maddesinin birinci fıkrası uyarınca karar tarihi itibarıyla uygulanması gereken 322. maddesindeki yetkiye dayanılarak “Tekerrür uygulanmasına ilişkin bölümler çıkartılmak suretiyle” DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 4- Dosyanın, mahalline gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİ EDİLMESİNE, 01.11.2018 tarihinde yapılan müzakerede oy birliğiyle karar verildi.

YARGITAY 2. CEZA DAİRESİ Esas: 2015/1575 Karar: 2018/217 Tarih: 24.01.2018

TCK 52. Madde Adlî Para Cezası

Dosya incelenerek gereği düşünüldü; hakkında konut dokunulmazlığının ihlali ve mala zarar verme suçlarından kurulan beraat hükümlerine yönelik incelemede; müdafiinin temyiz isteminin, beraat eden lehine vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiğine ilişkin olması nedeniyle, suça sürüklenen çocuğun hükmü temyiz etmekte hukuki yararı bulunduğu belirlenerek yapılan incelemede; müdafiinin, 30.07.2012 tarihli görevlendirme yazısı uyarınca Baro tarafından atanmış olması karşısında, beraat eden lehine vekalet ücreti hükmedilmemesinde bir isabetsizlik görülmediğinden tebliğnamedeki temyiz isteminin reddi düşüncesine iştirak edilmemiştir.

Yapılan duruşmaya, toplanan delillere, gerekçeye, hakimin kanaat ve takdirine göre müdafiinin temyiz itirazları yerinde olmadığından reddiyle hükümlerin isteme aykırı olarak ONANMASINA, Suça sürüklenen çocuklar hakkında suç eşyasının satın alınması veya kabul edilmesi suçundan kurulan hükümlere yönelik incelemede; 1-Müştekinin 18.06.2012 günü saat 20:30 sıralarında ikametinin bahçesine direksiyon kilidi ile kilitlemek suretiyle bıraktığı ve ertesi sabah saat 08:00 sıralarında yerinde olmadığını fark ettiği motosikletinin tam olarak tespit edilemeyen bir saatte çalındığı, kolluk tarafından düzenlenen 24.06.2012 tarihli tutanağa göre hırsızlık tarihinden 3 gün sonra ve tutanağın düzenlendiği gün suça konu motosikletin üzerinde görülen suça sürüklenen çocukların dur ikazlarına uymayarak kaçtıkları ancak bir süre sonra yakalandıkları, suça konu motosikletin ise ‘ın ikametinin önünde bulunduğu ve müştekiye iade edildiği olayda, suça sürüklenen çocukların aşamalardaki savunmalarında suçlamayı kabul etmeyerek ve isimli şahısların muhafaza etmek üzere ‘a bıraktıkları suça konu motosikleti birlikte kullandıklarını beyan etmeleri karşısında suça sürüklenen çocukların savunmalarının doğruluğunun tespiti bakımından adı geçen şahısların açık kimlik ve adreslerinin suça sürüklenen çocuklardan sorulup gerekirse kolluk aracılığıyla araştırılarak tespit edilmesi halinde adı geçen şahısların dinlenilmesi ve sonucuna göre suça sürüklenen çocukların hukuki durumunun takdir ve tayini gerekirken eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulması, 2-Kabule göre de; a- 5237 sayılı TCK’nın 165/1.

maddesinde “altı aydan üç yıla kadar hapis ve onbin güne kadar adli para cezası” yaptırımlarının birlikte öngörüldüğü, yasada hapisle birlikte öngörülen adli para cezasının gün sayısının alt sınırının gösterilmediği hallerde aynı Kanun’un 52/1. maddesi gereğince alt sınırın beş gün olduğu, somut olayda hapis cezalarının yasa maddesinde gösterilen alt sınırdan belirlendiği halde, aynı gerekçeyle adli para cezası gün sayısının 5’er gün yerine, 120’şer gün olarak belirlenmesi suretiyle 5237 sayılı TCK’nın 165/1, 52/1.

  1. Maddelerine aykırı davranılması sonucu fazla adli para cezalarına hükmedilmesi, b- 02.12.2016 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanarak aynı tarihte yürürlüğe giren 6763 sayılı Kanun’un 34.
  2. Maddesi ile değişik 5271 sayılı CMK’nın 253.
  3. Maddesi ile uzlaştırma hükümleri yeniden düzenlenmiş olup, suça sürüklenen çocukların eylemine uyan 5237 sayılı TCK’nın 165/1.

maddesinde düzenlenen suç eşyasının satın alınması veya kabul edilmesi suçunun uzlaştırma kapsamına alındığı nazara alınarak, uzlaştırma işlemi yapılıp sonucuna göre suça sürüklenen çocukların hukuki durumunun değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması, Bozmayı gerektirmiş, suça sürüklenen çocuklar müdafiilerinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükümlerin bu sebeplerden dolayı BOZULMASINA, 24.01.2018 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

TCK 52. Madde Adlî Para Cezası

Dosya incelenerek gereği düşünüldü; Sanık hakkında karşılıksız yararlanma suçu nedeniyle 6000 TL adli para cezasına hükmedildiği halde 5237 sayılı TCK’nın 5237 sayılı TCK’nın 52/4 maddesi gereğince taksitlendirme yapılırken adli para cezasının 3000 TL olarak gösterilmesi mahallinde düzeltilebilir yazım hatası kabul edilmiştir.

TCK 52. Madde Adlî Para Cezası

Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanık müdafinin, sanık hakkında hüküm verilmesi sırasında vicdani kanaat oluşturulur iken hukuki delillere dayanılmadığına, tanzim edilen idari yaptırım kararı ile ilgili Çeşme Sulh Ceza Mahkemesine yapılan itirazın kabul edilmiş olmasının dikkate alınmadığına, sanığın mahkumiyetine yeterli delil bulunmadığına, hukuka aykırı delillerin dikkate alınmaması gerektiğine, kararın usul ve yasaya aykırı olduğuna ilişkin temyiz itirazlarının reddine, ancak; 1-5237 sayılı TCK’nın 179/3.

  1. Maddesinde alkol ve uyuşturucu madde etkisiyle araç kullanmanın suç olarak düzenlenip aynı maddenin 2.
  2. Fıkrasında ise yaptırımının belirlendiği gözetilmeksizin, 2,24 promil alkollü olarak araç kullanan sanık hakkında temel ceza tayininde TCK’nın 179/3.
  3. Maddesinin gösterilmemesi, 2-Sanık hakkında hükmolunan adli para cezasının ödenmemesi halinde ödenmeyen adli para cezasının hapse çevrileceği ihtarı yapılması gerekirken, infazı kısıtlar biçimde ‘‘Yasal ihtarlara rağmen ödenmeyen adli para cezasının HAPSE ÇEVRİLMESİNE,” karar verilmesi ile uygulanan kanun maddesinin gösterilmemesi suretiyle CMK’nın 232/6.

maddesine aykırı hareket edilmesi, Kanuna aykırı olup, hükmün bu sebepten dolayı 5320 sayılı Kanunun 8. maddesi gereğince halen uygulanmakta olan 1412 sayılı 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, ancak, yeniden yargılama gerektirmeyen bu hususlarda, aynı Kanunun 322.

maddesindeki yetkiye dayanılarak karar verilmesi mümkün bulunduğundan, hükmün temel cezanın belirlenmesine ilişkin (2) numaralı bendindeki “179/2. maddesi uyarınca” ibaresinin “TCK’nın 179/3. maddesi delaletiyle TCK’nın 179/2. maddesi uyarınca” şeklinde değiştirilmesi, hükmün (2) numaralı bendin 5.paragrafın hükümden çıkarılarak yerine, “TCK’nın 52/4.

maddesi gereğince, ödenmeyen adli para cezasının hapse çevrileceğinin sanığa ihtarına” ibaresinin yazılması suretiyle, sair yönleri usul ve kanuna uygun bulunan hükmün isteme uygun olarak DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 11/01/2018 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

TCK 52. Madde Adlî Para Cezası

Sanığın idaresindeki çekici ile arka tekerlerinden bağlayıp çekmek istediği aracın savrulması sebebiyle yol kenarında otobüse binmek üzere hareket eden iki katılana çarparak basit tıbbi müdahale ile giderilebilecek şekilde yaralanmalarına sebebiyet verdiği olayda, asli kusurlu kabul edilen sanık hakkında hak ve nesafete uygun bir şekilde alt sınırdan bir miktar uzaklaşılarak ceza verilmesi gerektiğinin gözetilmemesi aleyhe temyiz olmadığından bozma nedeni yapılmamıştır.

Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanığın herhangi bir nedene dayanmayan sair temyiz itirazlarının reddine, ancak; 1-Sanık hakkında hükmedilen hapis cezasının adli para cezasına çevrilmesi esnasında, adli para cezasının belirlenmesine esas tam gün sayısının belirtilmemesi suretiyle TCK’nın 52/3.

maddesine aykırı davranılması, 2-Ödenmeyen adli para cezasının hapis cezasına çevrileceğinin ihtarına yer verilmeyerek TCK’nın 52/4. maddesine aykırı hareket edilmesi, Kanuna aykırı olup, sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden, hükmün bu sebeplerden dolayı 5320 sayılı Kanunun 8.

Maddesi uyarınca halen uygulanmakta olan 1412 sayılı 321. maddesi gereğince BOZULMASINA; ancak, yeniden yargılamayı gerektirmeyen bu hususun aynı Kanunun 322. maddesi uyarınca düzeltilmesi mümkün bulunduğundan, hükmün 3. fıkrasının hükümden çıkarılarak yerine “Sanığa verilen 5 ay hapis cezasının sanığın kişiliği, sosyal ve ekonomik durumu ve suçun işlenmesindeki özellikler nazara alınarak TCK’nın 50/1-a.

maddesi gereğince adli para cezasına çevrilmesine; TCK’nın 52/3. maddesi gereğince adli para cezasının belirlenmesine esas tam gün sayısının 150 tam gün olarak belirlenmesine; TCK’nın 52/2. maddesi gereğince sanığın ekonomik ve diğer şahsi halleri göz önünde bulundurularak bir gün karşılığı adli para cezasının takdiren 20 TL olarak hesabıyla 3000 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına ve TCK’nın 52/4.

See also:  Kumar Sitelerine Yatırılan Parayı Geri Alma?

TCK 52. Madde Adlî Para Cezası

Sanığın katılanın yetkili olduğu benzin istasyonuna suç tarihinde gelerek işyerinde pompacı olarak çalışan şahıstan 100 TL’lik yakıt alıp, karşılığında Ü.K.adına çıkarılmış Banka ATM kartını vererek “Kartın şifresi siz parayı çekin ben o sırada aracı yıkattırayım” şeklindeki hileli söz ve hareketleriyle işyeri çalışanı üzerinde güven tesis edip akabinde aracı yıkatmadan olay yerinden hızla uzaklaştığı, bu şekilde nitelikli dolandırıcılık suçunu işlediği iddia edilen olayda; Sanığın vermiş olduğu bankamatik karti ile para çekiminin yapılmadığının anlaşılması karşısında, sanığın eyleminin 5237 Sayılı TCK’nın 157.

  • Maddesinde düzenlenen basit dolandırıcılık suçunu oluşturacağı gözetilmeden suç vasfının tayininde yanılgıya düşülerek yazılı şekilde hüküm kurulması, Kabule göre de; 5237 Sayılı TCK’nın 158.
  • Maddesinin5237 Sayılı TCK’nın 158.
  • Maddesinin 1.
  • Fıkrasının ( e ), ( f ), ( j ) ve ( k ) bentlerinde belirtilen nitelikli hallerde suçtan elde edilen haksız menfaati belli ise; TCK’nın 52.

madde hükmü de gözetilmek sureti ile haksız menfaatin iki katından az olmayacak şekilde temel adli para cezası aynı Kanun’un 61. maddesi uyarınca gün olarak belirlenerek artırım ve indirimler gün üzerinden yapıldıktan sonra, ortaya çıkacak sonuç gün sayısı ile bir gün karşılığı 52/2.

Madde hükmü gereğince 20-100 TL arasında takdir edilecek miktarın çarpılması neticesinde sonuç adli para cezasının belirlenmesi gerektiği gözetilmeksizin yazılı şekilde hüküm kurulması, SONUÇ : Kanuna aykırı olup, sanığın temyiz itirazları bu sebeple yerinde görüldüğünden 5320 Sayılı Kanun’un 8. maddesi gereğince halen uygulanmakta olan 1412 Sayılı 321.

maddesi uyarınca hükümlerin BOZULMASINA, 04.10.2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi. YARGITAY 7. CEZA DAİRESİ Esas: 2014/30938 Karar: 2017/5619 Tarih: 04.07.2017

TCK 52. Madde Adlî Para Cezası

I- ) Müşteki vekilinin temyizi üzerine yapılan incelemede; Suç tarihi ve ele geçen eşyanın niteliğine göre suçtan doğrudan zarar görmeyen davaya katılma ve hükmü temyize yetkisinin bulunmadığı ve ayrıca 24.05.2013 tarihinde tebliğ edilen hükmü yasal süresinden sonra 03.06.2013 tarihinde temyiz etmiş bulunduğu anlaşıldığından, vekilinin vaki temyiz talebinin 5320 Sayılı Kanun’un 8/1.

  1. Maddesi uyarınca yürürlükte bulunan 1412 Sayılı CMUK.nun 317.
  2. Maddesi gereğince REDDİNE, II- ) Sanıkların temyizleri üzerine yapılan incelemede ise; 1- ) Adli para cezasının taksitlendirilmesi esnasında uygulama maddesi olan 52/4.
  3. Maddesinin gösterilmemesi suretiyle 232/6.
  4. Maddesine aykırı davranılması, 2- ) 01.03.2008 tarihinde yürürlüğe giren 5739 Sayılı Kanun’un 5.

maddesiyle yapılan değişiklikle 5237 Sayılı TCK.nun 50/6. madde ve fıkrasında yer alan “yaptırım” ibaresinin “tedbir” olarak değiştirilip, 5275 Sayılı Kanun’un 106. maddesinin 4. ve 4. ve 9. yine 18.06.2014 tarihli 6545 Sayılı Kanun’un 81. maddesiyle 3., 8.

  1. Fıkralar 3. ve 8.
  2. Fıkralarındaki değişiklikler gözönüne alındığında, ayrıca 10.
  3. Fıkrasının da yürürlükten kaldırılması karşısında, infaz yetkisini kısıtlayacak şekilde adli para cezasının ödenmemesi halinde, ödenmeyen adli para cezasının hapse çevrilmesine karar verilmesi, 3- ) 5237 Sayılı TCK.nun 51/7.

maddesi gereğince sanık hakkında denetim süresi içinde kasıtlı bir suç işlemesi halinde; ertelenen cezanın kısmen veya tamamen infaz kurumunda çektirilmesine karar verilmesi gerektiği halde, infazı kısıtlayacak şekilde sanığın denetim süresi içerisinde kasıtlı bir suç işlemesi halinde ertelenen cezanın tamamen infaz kurumunda çektirilmesine karar verilmesi, 4- ) 24.11.2015 tarihli 29542 Sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren Anayasa Mahkemesi’nin 08.10.2015 tarih ve 2014/140 esas, 2015/85 Sayılı iptal kararı ile 5237 Sayılı TCK.nun 53.

  1. Maddesinin bazı bölümlerinin iptal edilmesi nedeniyle, anılan maddenin yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması, TCK.nun 53.
  2. Maddesinin 3.
  3. Fıkrası uyarınca, mahkum olduğu kısa süreli olmayan hapis cezası ertelenen sanık hakkında anılan maddenin l.
  4. Fıkrasının ( c ) bendinde yazılı hak yoksunluğunun, sanığın kendi altsoyu üzerindeki velayet, vesayet veya kayyımlık yetkileri açısından uygulanmasına yer olmadığına, altsoyu dışında kalanlarla ilgili bu hak ve yetkilerden ise cezanın infazı tamamlanıncaya kadar yoksun bırakılmasına karar verilmesi gerektiğinin gözetilmemesi, Sanıklar ve hakkında 5237 Sayılı TCK.nun 53.

maddesinin 3. fıkras 3. fıkrası uyarınca, aynı maddenin 1. fıkrasının ( c ) bendinde yazılı sanıkların kendi altsoyu üzerindeki velayet hakları ile vesayet veya kayyımlığa ait bir hizmette bulunmaktan koşullu salıverilmesine, altsoyu dışında kalanlarla ilgili bu hak ve yetkilerden ise cezanın infazı tamamlanıncaya kadar yoksun bırakılmasına karar verilmesi gerektiği gözetilmeden, yazılı şekilde hüküm tesisi, 5- ) Sanık hakkında hem adli para cezası hem de hapis cezası verildiği ve adli para cezası için 58.

maddeye göre tekerrür hükümleri uygulanamayacağı halde tekerrür hükümleri uygulanmasına karar verilirken hiç bir ayrım yapmaksızın sanığın cezasının 58/6. maddesi gereğince mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine karar verilmesi ve ayrıca 58/7. maddesi gereğince mükerrirlere özgü infaz rejiminin ve cezanın infazından sonra denetimli serbestlik tedbirinin uygulanmasına karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm tesisi, 6- ) Dava konusu sigaraların müsaderesi ile yetinilmesi gerekirken tasfiyesine de hükmedilmesi, Yasaya aykırı, sanıkların temyiz itirazları bu sebeplerle yerinde görüldüğünden ve bu hususlar yeniden yargılamayı gerektirmediğinden, 5320 Sayılı Kanun’un 8/1.

maddesi gereğince yürürlükte bulunan 1412 Sayılı CMUK.nun 322. maddesi gereğince, 1- ) Hükmün 1. fıkrasının 4. bendindeki ” aylık taksitler halinde” kelimesinden önce gelmek üzere ” 52/4. maddesi gereğince” ibaresinin eklenmesi, 2- ) Hükmün 1. fıkrasının 5.

ve 6. bentlerindeki ” Yasal ihtarlara rağmen ödenmeyen adlî para cezasının 52 ( 4 ) maddesi uyarınca HAPSE ÇEVRİLMESİNE ” ve “ödenmeyen adlî para cezasının hapse çevrileceği hususunun sanıklara İHTARINA ” ibarelerinin hükümden çıkartılması, 3- ) Sanık hakkında 51/7. maddesinin uygulanmasına dair fıkranın hükümden çıkartılması, bunun yerine ” 51/7.

maddesi uyarınca, sanığın denetim süresi içinde kasıtlı bir suç işlemesi halinde ertelenen cezanın kısmen veya tamamen infaz kurumunda çektirilmesine,” ibaresinin yazılması, 4- ) Sanık hakkındaki hükümden 53. maddesinin uygulanmasına dair bölümün çıkarılması, yerine “24.11.2015 tarih ve 29542 Sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Anayasa Mahkemesi’nin 08.10.2015 tarih ve 2014/140 E., 2015/85 K.

sayılı kararındaki iptal edilen hususlar gözetilerek, 5237 Sayılı TCK.nun 53/1-3. madde ve fıkralarının ( “e” bendi dışında ) tatbikine,” ifadesinin eklenmesi, Sanıklar ve hakkındaki hükümden 53. maddesinin uygulanmasına dair bölümün çıkarılması, yerine “24.11.2015 tarih ve 29542 Sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Anayasa Mahkemesi’nin 08.10.2015 tarih ve 2014/140 E., 2015/85 K.

sayılı kararındaki iptal edilen hususlar gözetilerek, 5237 Sayılı TCK.nun 53/1-3. madde ve fıkralarının tatbikine,” ifadesinin eklenmesi, 5- )Sanık hakkındaki hükmün tekerrürle ilgili fıkrasındaki”cezasının” ibaresinin “hapis cezasının” şeklinde değiştirilmesi ve ” cezanın infazından sonra ” ibaresinden önce gelmek üzere ” 58/7.

TCK 52. Madde Adlî Para Cezası

I- )Suça sürüklenen çocuk hakkında mala zarar verme suçundan kurulan hükme yönelik temyiz incelemesinde: Müştekiye ait park halindeki kilitli motosikletin kilidinin kırılmak suretiyle çalınması olayında,suça sürüklenen çocuğun eyleminin, suça konu olan motosikletin mülkiyetine yönelik olarak gerçekleştirildiğinin anlaşılması karşısında, mala zarar verme suçunun oluşmayacağı, ancak bu suça dair kararın kesin nitelikte olması sebebiyle hukuka aykırılığın kanun yararına bozma yoluyla giderilebileceği olanaklı görülmüştür.14.04.2011 tarihinde yayınlanarak yürürlüğe giren 6217 Sayılı Kanun’un 26.

maddesiyle 5320 Sayılı Kanun’a eklenen ek 2. madde uyarınca doğrudan verilen 3.000,00 TL’ye kadar olan adli para cezalarından ibaret mahkumiyet hükümleri kesin olup, mala zarar verme suçundan dolayı tayin edilen 1.600,00 TL adli para cezasına dair hükmün, cezanın türü ve miktarı itibariyle temyizi mümkün bulunmadığından, 5320 Sayılı Kanun’un 8/1.

maddesi aracılığı ile 1412 Sayılı CMUK’nun 317. maddesi gereğince suça sürüklenen çocuk müdafiinin temyiz talebinin tebliğnameye uygun olarak REDDİNE, II- )Suça sürüklenen çocuk hakkında hırsızlık ve konut dokunulmazlığının ihlali suçlarından kurulan hükümlere yönelik temyiz incelemesinde; Dosyada mevcut tutanaklara göre polis ekiplerinin Doğanlar Mahallesinde terk vaziyette buldukları elektrikli bisikletin müştekiye gösterilmesi ve müştekinin kendisine ait olduğunu teşhis etmesi sonucu suça konu elektrikli bisikletin müştekiye iade edildiğinin belirtilmiş olması karşısında koşulları oluşmadığı halde, suça sürüklenen çocuğun cezasından 5237 Sayılı TCK’nın 168/1.

maddesiyle indirim yapılması ve yaz saati uygulaması göz önünde bulundurulduğunda, güneşin olay günü saat 18.26’da battığı;dosyada mevcut CD çözüm tutanağına göre suça sürüklenen çocuğun saat 19.42’de suça konu elektrikli bisikleti aldığının belirtilmiş olması karşısında; 5237 Sayılı TCK’nın 6/1-e maddesi uyarınca hırsızlık ve konut dokunulmazlığının ihlali suçları gece vakti işlendiği halde,suça sürüklenen çocuk hakkında hırsızlık suçundan aynı Kanun’un 143/1.

maddesi ve konut dokunulmazlığının ihlali suçundan TCK’nın 116/4 maddesiyle uygulama yapılması gerektiğinin gözetilmeyip eksik ceza tayin edilmesi, aleyhe temyiz olmadığından bozma nedeni yapılmamıştır. Dosya ve duruşma tutanakları içeriğine, toplanıp karar yerinde incelenerek tartışılan hukuken geçerli ve elverişli kanıtlara, gerekçeye ve hakimin takdirine göre; suçların suça sürüklenen çocuk tarafından işlendiğini kabulde usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşılmış, diğer temyiz nedenleri de yerinde görülmemiştir.

Ancak; 1- )5237 Sayılı TCK’nın 52/4, 5275 Sayılı Kanun’un 109 ve bu maddeye dayanılarak çıkarılan Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkındaki Tüzüğün 51. maddelerine aykırı olarak suça sürüklenen çocuğun aleyhine ve infaz yetkisini kısıtlar şekilde hükmedilen hapis cezalarından çevrilme adli para cezalarının, hükmün kesinleşmesinden itibaren taksitlendirilmesine karar verilmesi, 2- )Suça sürüklenen çocuk hakkında kurulan hükümlerde, 5237 Sayılı TCK’nın 52/4.

maddesine göre adli para cezası taksitlendirilirken, infazda duraksamaya neden olacak şekilde taksit aralığının gösterilmemesi, SONUÇ : Bozmayı gerektirmiş, suça sürüklenen çocuk müdafiinin temyiz nedeni bu bakımdan yerinde görülmüş olduğundan, hükümlerin açıklanan sebeple isteme uygun olarak BOZULMASINA, bozma nedenleri yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, 5320 Sayılı Kanun’un 8/1.

  • Maddesi yollamasıyla 1412 Sayılı CMUK’nun 322.
  • Maddesinin verdiği yetkiye dayanılarak, TCK’nın 52/4.
  • Maddesinin uygulandığı bölümlerden “hükmün kesinleşme tarihinden itibaren” ibarelerinin karardan çıkarılması ile hükümlerdeki taksitlendirmeye dair bölümde geçen 24 eşit taksitte tahsiline ibaresinden önce gelmek üzere “birer ay ara ile” cümlesinin eklenmesi suretiyle, eleşiri dışında diğer yönleri usul ve yasaya uygun bulunan hükümlerin DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 07.06.2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

YARGITAY 3. CEZA DAİRESİ Esas: 2017/3066 Karar: 2017/5605 Tarih: 03.05.2017

TCK 52. Madde Adlî Para Cezası

Bıçak veya diğer aletleri izinsiz olarak satma, satın alma, taşıma veya bulundurma ve yaralama suçlarından sanık ‘nin, 6136 Sayılı Ateşli Silahlar ve Bıçaklar ile Diğer Aletler Hakkında Kanun’un 5237 Sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 86/1, 86/3-e, 29, 62/1.

maddeleri uyarınca 6 ay 20 gün hapis, 5 ay hapis ve 20 tam gün adli para cezaları ile cezalandırılmasına, hapis cezasının infazı tamamlanıncaya kadar anılan Kanun’un 53/1-a-b-d-e maddesindeki haklardan, koşullu salıverilinceye kadar ise aynı Kanun’un 53/1-c maddesindeki haklardan yoksun bırakılmasına dair Gaziantep 9.

Asliye Ceza Mahkemesi’nin 17.02.2015 tarihli ve 2014/667 esas, 2015/96 Sayılı kararına karşı Adalet Bakanlığı’nın 08.03.2017 tarih ve 2015/13039 Sayılı yazısıyla kanun yararına bozma isteminde bulunulduğundan bu işe ait dava dosyası Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’nın 20.03.2017 tarih ve 2017/17637 Sayılı tebliğnamesi ile Dairemize gönderilmekle incelendi.

Mezkur ihbarnamede; Dosya kapsamına göre; 1-) 5237 Sayılı Kanun’un 52/1, 2. fıkrasında yer alan “Adli para cezası, beş günden az ve kanunda aksine hüküm bulunmayan hallerde yediyüzotuz günden fazla olamamak üzere belirlenen tam gün sayısının, bir gün karşılığı olarak takdir edilen miktar ile çarpılması suretiyle hesaplanan meblağın hükümlü tarafından Devlet Hazinesine ödenmesinden ibarettir.

En az yirmi ve en fazla yüz Türk lirası olan bir gün karşılığı adli para cezasının miktarı, kişinin ekonomik ve diğer şahsi halleri göz önünde bulundurularak takdir edilir.” şeklindeki düzenleme karşısında, 20 gün olarak hükmedilen adli para cezasının miktarının belirlenmemesinde, 2-) 5237 Sayılı Kanunu’nun 53/2.

maddesinde yer alan “Kişi, işlemiş bulunduğu suç dolayısıyla mahkum olduğu hapis cezasının infazı tamamlanıncaya kadar bu hakları kullanamaz.” ve 3. fıkrasındaki “Mahkum olduğu hapis cezası ertelenen veya koşullu salıverilen hükümlünün kendi altsoyu üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlık yetkileri açısından yukarıdaki fıkralar hükümleri uygulanmaz.” şeklindeki düzenlemeler karşısında, anılan maddenin 1-c bendinde yer alan hak yoksunluğunun sadece kendi alt soyu üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlık yetkileri açısından koşullu salıvermeden sonra uygulanamayacağı, kendi alt soyu dışındaki kişiler bakımından vesayet ve kayyımlıkla ilgili hak yoksunluğu ile anılan maddenin 1.

fıkrası a, b, d ve e bentlerinde yazılı hak yoksunluklarının ise cezanın infazının tamamlanmasına kadar devam edeceği gözetilmeden, yazılı şekilde karar verilmesinde, 3-) Kemik kırığına neden olan yaralama eyleminde; 5237 Sayılı Kanun’un 86 /1. maddesine göre belirlenen temel cezanın, anılan Kanun’un 87/3.

  1. Maddesine göre kemik kırığının hayati fonksiyonlara etkisi nazara alınarak temel cezanın yarısına kadar artırılabileceğine dair düzenleme karşısında, meydana gelen kırığın hayat fonksiyonlarına etkisinin orta (2.) derece olmasına rağmen, temel ceza üzerinden adı geçen Kanun’un 87/3.
  2. Maddesine göre anılan Kanun’un 3.

maddesi gereği işlenen fiilin ağırlığı ile orantılılık ilkesine aykırı şekilde cezanın 1/3 oranında artırılarak sanık hakkında fazla cezaya hükmedilmesi, 4-) Sanık hakkında eylemine uyan 6136 Sayılı Kanun’un 15/1. maddesine aykırılıktan dolayı hükmedilen adli para cezasının, suç tarihinde yürürlükte bulunan 6136 Sayılı Kanun’un 15/1.

maddesiyle 5252 Sayılı Türk Ceza Kanunu’nun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun’un 4, 5/2. maddeleri gereğince 450 Türk lirası olarak belirlenmesi gerekirken, suç tarihinden sonra yürürlüğe giren 5728 Sayılı Kanun’un 158. maddesiyle değişik 6136 Sayılı Kanun’un 15/1. maddesi gereğince 25 gün adli para cezası olarak belirlenmesi suretiyle, yazılı şekilde fazla ceza tayininde, isabet görülmediğinden bahisle, 5271 Sayılı CMK’nin 309.

maddesi gereğince anılan kararın bozulması lüzumunun ihbar olunduğu anlaşıldı. Gereği görüşülüp düşünüldü: KARAR : Adalet Bakanlığı’nın kanun yararına bozma isteyen yazısına dayanan tebliğnamede ileri sürülen düşünce yerinde görüldüğünden, SONUÇ : Gaziantep 9.

  1. Asliye Ceza Mahkemesi’nin 17.02.2015 tarihli ve 2014/667 esas, 2015/96 Sayılı kararının 5271 Sayılı CMK’nin 309/4.
  2. Maddesinin (d) bendi gereğince kanun yararına BOZULMASINA, sanığın eylemine uyan kasten yaralama suçundan 5237 Sayılı TCK’nin 86/1.
  3. Maddesi gereğince 1 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına, sanığın cezası 87/3.

maddesi gereğince kemik kırığının derecesine göre 1/6 artırım yapılarak 1 yıl 2 ay hapis cezasıyla cezalandırılmasına, 29. maddesi gereğince cezasında ½ indirim yapılarak 7 ay hapis cezasıyla cezalandırılmasına, cezasında 62. maddesi gereğince 1/6 indirim yapılarak 5 ay 25 gün hapis cezasıyla cezalandırılmasına, sanık hakkında 53.maddesi gereğince hak yoksunları uygulanırken, Anayasa Mahkemesi’nin 24.11.2015 gün ve 29542 Sayılı Resmi Gazete’de yayınlanan 08.10.2015 gün ve 2014/140 Esas – 2015/85 Kararının gözetilmesine, sanığın eylemine uyan 6136 Sayılı yasaya aykırılık suçundan 6136 Sayılı Kanun’un 15/1.

  • Maddesi gereğince 6 ay hapis ve suç tarihi itibariyle 450 TL adli para cezasıyla cezalandırılmasına, cezasından 62.
  • Maddesi gereğince 1/6 indirim yapılarak 5 ay hapis ve 375 TL adli para cezasıyla cezalandırılmasına, sanık hakkında 53.
  • Maddesi gereğince hak yoksunları uygulanırken, Anayasa Mahkemesi’nin 24.11.2015 gün ve 29542 Sayılı Resmi Gazete’de yayınlanan 08.10.2015 gün ve 2014/140 Esas – 2015/85 Kararının gözetilmesine, hükmün diğer kısımlarının aynen korunmasına, infazın bu şekilde yapılmasına, dosyanın mahalline gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 03.05.2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

YARGITAY 20. CEZA DAİRESİ Esas : 2015/10022 Karar : 2018/4321 Tarih : 16.10.2018

TCK 52. Madde Adlî Para Cezası

Yargılama sürecindeki işlemlerin yasaya uygun olarak yapıldığı, delillerin gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdani kanının dosya içerisindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç tipi ile aşağıda belirtilen dışında yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, yerinde görülmeyen diğer temyiz itirazlarının reddine, ancak; 1-) Sanık hakkında mahkemece 5237 sayılı TCK’nın 188/3 maddeleri gereğince 5 Yıl Hapis Cezası ile birlikte belirlenmiş olan 50 gün adli para cezası üzerinden TCK`nın 62/1 maddesi gereğince 1/6 oranında indirim yapılması sonucu 41 gün adli para cezasının belirlenmesi gerekirken mahkemece indirim yapılmaksızın 50 gün adli para cezası belirlenmek suretiyle sanık hakkında fazla adli para cezasına hükmedilmiş olması, 2-) Anayasa Mahkemesi’nin 08.10.2015 tarih ve E.2014/140; K.2015/85 sayılı kararının 24.11.2015 tarih ve 29542 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girmiş olması nedeniyle TCK`nın 53.

maddesiyle ilgili olarak yeniden değerlendirme yapılmasında zorunluluk bulunması, 3-) Bursa Kriminal Polis Laboratuvarı’nca suç konusu uyuşturucu maddeden alınan şahit numunelerin de müsaderesine karar verilmesi gerektiğinin gözetilmemesi, Yasaya aykırı, sanık müdafiinin temyiz itirazları bu nedenle yerinde olduğundan CMUK’nın 321.

maddesi gereğince BOZULMASINA; ancak bu aykırılıkların yeniden duruşma yapılmaksızın aynı Kanun`un 322. maddesi uyarınca düzeltilmesi mümkün bulunduğundan; 1-) TCK’ nın 62/1. maddesinin uygulanması ile ilgili kısmından “50 GÜN ADLİ PARA CEZASI”ibaresinin çıkarılması ve yerine “41 GÜN ADLİ PARA CEZASI” ibaresinin yazılması, TCK`nın 52.

maddesinin uygulanması ile ilgili kısmından “1.000 TL adli para cezası” ibaresinin çıkartılarak yerine ” 820 TL adli para cezası ibaresinin eklenmesi, 2-) TCK’nın 53. maddesinin uygulanması ile ilgili bölümlerin hüküm fıkrasından çıkarılması ve yerine “Anayasa Mahkemesi’nin 08.10.2015 tarihli iptal kararından sonra oluşan durumuna göre, sanık hakkında, TCK`nın 53.

maddesinin 1 ve 2. fıkraları ile 3. fıkrasının birinci cümlesinin uygulanmasına” ibaresinin yazılması, 3-) Hüküm fıkrasına Bursa Kriminal Polis Laboratuvarı Müdürlüğü’nce suç konusu maddeden alınan şahit numunenin 5237 sayılı TCK`nın 54.maddesinin 4. fıkrası gereğince müsaderesine ” ibaresinin eklenmesi, Suretiyle hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 16/10/2018 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

TCK 52. Madde Adlî Para Cezası

Temyiz isteğinin reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi. Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede başkaca nedenler yerinde görülmemiştir. Ancak; 1-) Sadece sanığın temyizi ile bozulan evvelki hükümde sanık hakkında 5846 Sayılı Kanun’un 81/4.

  • Maddesi uyarınca hükmedilen hapis cezasının TCK’nın 50/1-a maddesi uyarınca adli para cezasına çevrilerek 6.000 TL adli para cezası ve TCK’nın 52/2.
  • Maddesi uyarınca 80 TL adli para cezası olmak üzere toplamda 6.080 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği, bozma öncesi verilen kararın sanık lehine kazanılmış hak oluşturduğu gözetilerek, bozma sonrası aynı Kanun’un 71/1 ve 81/13.

maddeleri uyarınca hüküm kurulmasından sonra infaz edilmesi gereken sonuç cezasının CMUK’nın 326/ son maddesi uyarınca bozma öncesi hükmedilen toplamda 6.080 TL adli para cezası olduğunun belirtilmesi ile yetinilmesi gerektiği gözetilmeyerek aynı Kanun’un 71/1 ve 81/13.

maddeleri uyarınca hüküm kurulmasının akabinde yeniden aynı Kanun’un 81/4. maddesi uyarınca yazılı şekilde hüküm kurulması, 2-) Sanığa ek savunma hakkı verilmeden, iddianamede gösterilmeyen 5846 Sayılı Kanun’un 71/1, 81/13. maddelerinin uygulanması suretiyle CMK’nın 226/2. maddesine aykırı davranılması, 3-) Yasal süresi içerisinde hak sahipliği belgelerini ibraz eden ve usule uygun olarak katılma talebinde bulunanın lehine, CMK’nın 325/1 ve karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin 13/1.

maddesi uyarınca vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiğinin gözetilmemesi, SONUÇ : Bozmayı gerektirmiş ve sanık ile katılan vekilinin temyiz nedenleri bu itibarla yerinde görüldüğünden, hükümlerin 5320 Sayılı Kanun’un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 Sayılı CMUK’nın 321.

  • Maddesi uyarınca, tebliğnameye uygun olarak, BOZULMASINA, yeniden kurulacak hükümde CMUK’nın 326/ son maddesinin gözetilmesine, yargılamanın bozma öncesi aşamadan başlayarak sürdürülüp sonuçlandırılmak üzere dosyanın mahkemesine gönderilmesine, 11.01.2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
  • YARGITAY 4.

CEZA DAİRESİ Esas: 2016/18143 Karar: 2017/478 Tarih: 05.01.2017

TCK 52. Madde Adlî Para Cezası

Şantaj suçundan sanık ‘in, 5237 Sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 107 /1, gereğince 10 ay hapis ve 1.660,00 Türk Lirası adlî para cezaları ile cezalandırılmasına dair İstanbul Anadolu 22. Asliye Ceza Mahkemesi’nin 29.12.2015 tarihli ve 2015/528 esas, 2015/750 Sayılı kararı aleyhine Yüksek Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğü’nün 12.10.2016 gün ve 94660652-105-34-9430-2016-KYB sayılı yazılı istemleri ve Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 25.10.2016 tarihli ve 2016/379395 Sayılı tebliğnamesiyle bozma düşüncesiyle daireye gönderilmiş olduğu görülmekle, dosya incelendi: Kanun yararına bozma isteyen tebliğnamede, 1-) Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 2007/10-108 Esas, 2007/152 Karar sayılı ilamında da belirtildiği üzere, kanun koyucunun ayrıca adlî para cezası öngördüğü suçlarda, hapis cezasının alt sınırdan tayini halinde mutlak surette adlî para cezasının da alt sınırdan tayini gerektiği yönünde bir zorunluluk bulunmamakta ise de, alt sınırdan uzaklaşmanın gerekçelerinin gösterilmesi, dayanılan gerekçelerin de yasal olması ve dosya içeriğiyle örtüşmesi gerektiği halde; sanık hakkında 5237 Sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 107/1.

  1. Maddesi uyarınca hüküm kurulurken, hapis cezasının alt sınırı olan 1 yıl hapis cezasına hükmedildiği halde adlî para cezasının belirlenmesi sırasında alt sınır olan 5 gün yerine 100 gün adlî para cezasına hükmolunması suretiyle fazla ceza tayininde, 2-) 5237 Sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 52/4.
  2. Maddesinde yer alan “Hakim, ekonomik ve şahsi hallerini göz önünde bulundurarak, kişiye adli para cezasını ödemesi için hükmün kesinleşme tarihinden itibaren bir yıldan fazla olmamak üzere mehil verebileceği gibi, bu cezanın belirli taksitler halinde ödenmesine de karar verebilir.

Taksit süresi iki yılı geçemez ve taksit miktarı dörtten az olamaz. Kararda, taksitlerden birinin zamanında ödenmemesi halinde geri kalan kısmın tamamının tahsil edileceği ve ödenmeyen adli para cezasının hapse çevrileceği belirtilir.” şeklindeki amir hüküm karşısında, sanık aleyhine olacak şekilde para cezasının takside bağlanmamış olması, bağlanmaması halinde ise bunun gerekçesi ve adli para cezasının ödenmemesi halinde karşılaşabileceği muhtemel durumun sanığa ihtar edilmemiş olmasında isabet görülmediğinden, 5271 Sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 309.maddesi uyarınca anılan kararın bozulması lüzumu kanun yararına bozma talebine dayanılarak ihbar olunduğu anlaşılmıştır.1-)Olay: Sanık hakkında şantaj suçundan açılan davada, İstanbul Anadolu 22.

Asliye Ceza Mahkemesi’nin 29.12.2015 tarih ve 2015/528 esas, 2015/750 karar sayılı ile TCK’nın 107/1, 62, 52/2. maddeleri uyarınca sonuç olarak 10 ay hapis, 1.660 TL adli para cezasıyla cezalandırılmasına dair temyiz edilmeyerek kesinleşen kararında, hapis cezası alt sınırdan tayin edildiği halde ayrıca gerekçe gösterilmeden adli para cezasının alt sınır olan 5 günün üzerine çıkılarak 100 gün olarak belirlenmesinin ve TCK’nın 52/4.

maddesi hükmüne aykırı olarak adli para cezasının takside bağlanmaması ve ödenmeme durumunda geri kalan kısmın tamamının tahsiline dair ihtarda bulunulmamasının usul ve kanuna aykırı bulunduğundan kanun yararına bozulmasının istenildiği anlaşılmaktadır.2-)Hukuksal Değerlendirme: Dosya kapsamı ve kanun yararına bozma istemi incelenerek birlikte değerlendirildiğinde, Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 2007/10-108 esas, 2007/152 karar sayılı ilamında da açıklandığı üzere, kanun maddesinin hapis cezası yanında adli para cezası da öngörmesi durumunda, hapis cezası alt sınırdan belirlenirken, adli para cezasının alt sınırdan verilmesi zorunlu değilse de bunun için yasal gerekçe gösterilmesinin zorunlu olduğu, olayda, sanığa TCK’nın 107/1.

Maddesine göre alt sınırdan 1 yıl hapis cezası verilirken ayrıca gerekçe gösterilmeden, adli para cezasının alt sınır olan 5 gün yerine 100 gün olarak belirlenmesi, ikinci olarak da, TCK’nın 52/4. maddesi hükmüne aykırı olarak adli para cezasının 4 aydan iki yıla kadar aylık taksitlerle ödenmesine karar verilmesi ve taksitlerden birinin zamanında ödenmemesi halinde kalan kısmın tamamının tahsil edileceğinin sanığa ihtar edilmeyerek usul ve kanuna aykırı davranılmış bulunmasına göre, kanun yararına bozma isteminin yerinde olduğu anlaşılmakla, SONUÇ : Yukarıda açıklanan nedenlerle; Kanun yararına bozma istemi yerinde görüldüğünden İstanbul Anadolu 22.

Asliye Ceza Mahkemesince verilip kesinleşen 29.12.2015 gün ve 2015/528-750 Sayılı kararın, 5271 Sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 309. maddesinin 4. fıkras 4. fıkrası uyarınca BOZULMASINA, ancak, bozma nedenine göre bu aykırılık yeniden yargılamayı gerektirmediğinden, CMK’nın 309.

maddesinin verdiği yetkiye dayanılarak, kararda TCK’nın 107/1. maddesine göre adli para cezasına dair uygulamanın hüküm fıkrasından çıkartılarak, yerine TCK’nın 107/1. maddesi gereğince 5 gün, adli para cezasıyla cezalandırılmasına, 62 madde ile 1/6 indirimle 4 gün ve 52/2 madde ile bir günü 20 TL hesabıyla 80 TL adli para cezasıyla cezalandırılmasın, 52/4 madde gereğince, 4 eşit ve aylık taksitlerle ödenmesine, taksitlerden birinin zamanında ödenmemesi halinde geri kalan kısmın tamamının tahsil edileceğinin (mahkemesince) sanığa ihtarına, adli para cezasına dair infazın buna göre yapılmasına, karardaki diğer hususların aynen bırakılmasına, 05.01.2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

YARGITAY 9. CEZA DAİRESİ Esas: 2016/1686 Karar: 2016/8269 Tarih: 16.11.2016

TCK 52. Madde Adlî Para Cezası

Ceza Genel Kurulunun süreklilik kazanmış uygulamalarına göre şeklen direnme kararı verilmiş olsa dahi; bozma kararı doğrultusunda işlem ve uygulama yapmak, bozma kararında tartışılması istenen hususları tartışmak, bozma sonrasında yapılan araştırmaya, incelemeye, toplanan yeni kanıtlara dayanmak veya ilk kararda yer almayan daire denetiminden geçmemiş bulunan yeni ve değişik gerekçelerle hüküm kurmak suretiyle verilen direnme kararı özde direnme kararı olmayıp bozmaya eylemli uyma sonucu verilen yeni bir karar olduğu ve Mahkemece, Dairemizin 17.02.2016 tarih ve 2015/2565 esas, 2016/1138 karar sayılı kararının “a” bendindeki gerekçeye karşı direnildiği belirtilmiş ise de; 28.04.2009 tarihli karardan farklı temyize tabi yeni bir hüküm kurulduğu belirlenerek yapılan incelemede; Yapılan yargılama sonunda toplanan deliller karar yerinde incelenip, sanığın suçunun sübutu kabul, olay niteliğine ve kovuşturma sonuçlarına uygun şekilde vasfı tayin edilmiş, cezaları azaltıcı sebebin niteliği takdir kılınmış, savunmaları inandırıcı gerekçelerle reddedilmiş, incelenen dosyaya göre verilen hükümde belirtilen düzeltme nedeni dışında bir isabetsizlik görülmemiş olduğundan, sanık müdafiinin yerinde görülmeyen diğer temyiz itirazlarının reddine, Ancak; TCK’nın 52/4.

maddesi gereğince taksitlerden birinin zamanında ödenmemesi halinde geri kalan kısmının tamamının tahsil edileceği ve ödenmeyen adli para cezasının hapse çevrileceğinin hükümde belirtilmemesi, SONUÇ : Kanuna aykırı olup hükmün bu sebeple BOZULMASINA, bu hususların yeniden yargılama yapılmaksızın CMUK’nın 322.

maddesine göre düzeltilmesi mümkün bulunduğundan; hükmün gün para cezasının adli para cezasına çevrilmesine dair bendinin sonuna “TCK’nın 52/4. maddesi uyarınca taksitlerden birinin zamanında ödenmemesi halinde geri kalan kısmının tamamının tahsil edileceği ve ödenmeyen adli para cezasının hapse çevrileceğinin sanığa ihtarına” ibaresinin eklenmesi suretiyle diğer yönleri usul ve kanuna uygun olan hükümlerin DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 16.11.2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

TCK 52. Madde Adlî Para Cezası

Temyiz isteğinin reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi. Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede: 1- Türkiye Cumhuriyeti Anayasa’sının 5271 sayılı CMK’nın 34/1, 230 ve 1412 sayılı CMUK’nın 308/7.

maddeleri uyarınca mahkeme kararlarının, Yargıtay denetimine olanak verecek biçimde açık ve gerekçeli olması ve Yargıtay’ın bu işlevini yerine getirmesi için gerekçe bölümünde iddia ve savunmada ileri sürülen görüşlerin belirtilmesi, mevcut delillerin tartışılması ve değerlendirilmesi, hükme esas alınan ve reddedilen delillerin açıkça gösterilmesi ve ulaşılan kanaat, sanığın suç oluşturduğu sabit görülen fiilinin ve bunların nitelendirilmesinin belirtilmesi, delillerle sonuç arasında bağ kurulması gerektiği gözetilmeden, açıklanması geri bırakılan önceki hükme atıf yapılarak gerekçesiz hüküm kurulması, 2- 22.10.2007 olan suç tarihinin 05.12.2007 olarak gerekçeli karar başlığında yanlış gösterilmesi, 3- TCK’nın 52.

maddesine aykırı olarak, adli para cezasında belirlenen tam gün sayısının, bir gün karşılığı olarak takdir edilen miktar ile çarpılması suretiyle hesaplanan meblağın kararda gösterilmemesi, 4- Sanığın lehe hükümlerin uygulanması talebinin, TCK’nın 52/4.

  1. Maddesindeki mehil verilmesi veya taksitlendirmeyi de kapsadığı gözetilerek, CMK’nın 230/1-d maddesi uyarınca, bu hususta kanuni dayanakları da gösterilerek olumlu veya olumsuz bir karar verilmemesi, 5- Sanık hakkında hükmolunan hapis cezasının kanuni sonucu olarak, TCK’nın 53/1.
  2. Maddesindeki hak yoksunluklarına karar verilmesi gerektiğinin gözetilmemesi, SONUÇ : Kanuna aykırı ve sanık Hasan Yeğni’nin temyiz nedenleri yerinde görüldüğünden tebliğnamedeki isteme aykırı olarak, HÜKMÜN BOZULMASINA, yargılamanın bozma öncesi aşamadan başlayarak sürdürülüp sonuçlandırılmak üzere dosyanın esas/hüküm mahkemesine gönderilmesine, 19.09.2016 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

YARGITAY 8. CEZA DAİRESİ Esas: 2016/5767 Karar: 2016/8150 Tarih: 20.06.2016

TCK 52. Madde Adlî Para Cezası

Kumar oynanması için yer ve imkan sağlama suçundan sanık ‘ın, 5237 Sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 228/1, 62. maddesi gereğince 25 gün hapis ve 375,00 Türk Lirası adlî para cezası ile cezalandırılmasına, kısa süreli hapis cezasının anılan Kanun’un 50/1 ve 52/1-2.

Maddelerine göre bir günü 20 Türk Lirası hesabı ile 500,00 Türk Lirası adlî para cezası ile cezalandırılmasına dair Asliye Ceza Mahkemesi’nin 16.10.2014 tarihli ve 2014/852 esas, 2014/330 Sayılı kararını kapsayan dosyası ile ilgili olarak; 5237 Sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 228/1. maddesinde5237 Sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 228/1.

maddesinde, “Kumar oynanması için yer ve imkân sağlayan kişi, bir yıla kadar hapis ve adlî para cezası ile cezalandırılır.” hükmünün yer aldığı, anılan Kanun’un 52/1 ve 2. fıkrasında ise, “Adlî para cezası, beş günden az ve kanunda aksine hüküm bulunmayan hâllerde yediyüzotuz günden fazla olmamak üzere belirlenen tam gün sayısının, bir gün karşılığı olarak takdir edilen miktar ile çarpılması suretiyle hesaplanan meblağın hükümlü tarafından Devlet Hazinesine ödenmesinden ibarettir”, “En az yirmi ve en fazla yüz Türk Lirası olan bir gün karşılığı adlî para cezasının miktarı, kişinin ekonomik ve diğer şahsî hâlleri göz önünde bulundurularak takdir edilir.” hükümlerinin yer aldığı, buna göre adlî para cezasının anılan hükümler nazara alınmak suretiyle öncelikle gün olarak tespit edilmesi gerektiği gözetilmeksizin yazılı şekilde karar verilmesinde isabet görülmediğinden bahisle 5271 Sayılı CMK.nun 309.

maddesi uyarınca anılan kararın bozulması lüzumu Yüksek Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğünün 06.04.2016 gün ve 358 Sayılı Kanun Yararına Bozma istemine atfen Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 19.04.2016 gün ve KYB/2016-150947 Sayılı ihbarnamesi ile dairemize tevdii kılınmakla incelendi.

Gereği görüşülüp düşünüldü: KARAR : 5237 Sayılı TCK.nun 228/1, 52/1 madde ve fıkraları uyarınca hapis cezası yanında hükmedilmesi gereken adli para cezasının, kanunda öngörülen adli para cezasına esas alınan gün üzerinden artırım veya indirim yapıldıktan sonra belirlenen sonuç gün sayısı ile bir gün karşılığı tayin olunan miktarın çarpılması sonucu cezanın belirlenmesi gerektiğinin gözetilmeden yazılı şekilde hapis cezası yanında uygulama yeri bulunmadığı halde doğrudan adli para cezası tayini, SONUÇ : Yasaya aykırı ve Adalet Bakanlığı’nın Kanun Yararına Bozma istemine dayalı Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’nın ihbarname içeriği bu itibarla yerinde görüldüğünden Asliye Ceza Mahkemesi’nin 16.10.2014 gün ve 2014/852 esas, 2014/330 Sayılı kararının 309.

maddesi uyarınca ( BOZULMASINA ), anılan hükmün 4/d fıkrası uyarınca; hükmün ilk fıkrasında yer alan “450,00 TL” ibaresinin çıkartılarak yerine “5 gün” ibaresinin yazılmasına, 62/1 maddesinin uygulanmasına dair fıkrada yer alan “375,00 TL” ibaresinin hükümden çıkartılarak yerine “4 gün” ibaresinin yazılmasına ve hükme “hükmedilen 4 gün adli para cezasının 5237 Sayılı TCK.nun 52/2 maddesi uyarınca sanığın ekonomik ve diğer şahsi halleri göz önüne alınarak günlüğü takdiren 20,00 TL’den, 80,00 TL adli para cezasına çevril- mesine” ibaresinin eklenmesine, infazın hapis cezası yanında hükmedilen adli para cezası yönünden bu miktar üzerinden yapılmasına, dosyanın Adalet Bakanlığı’na gönde- rilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’na ( TEVDİİNE ), 20.06.2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

YARGITAY 10. CEZA DAİRESİ Esas: 2016/1789 Karar: 2016/1905 Tarih: 17.06.2016

TCK 52. Madde Adlî Para Cezası

Sanık müdafiinin temyiz incelemesinin duruşmalı olarak yapılmasına dair isteğinin, hükmedilen hapis cezasının süresine göre, 5320 Sayılı Kanun’un 8/1, 1412 Sayılı CMUK’nın 318 ve 5271 Sayılı CMK’nın 299. maddeleri uyarınca reddine karar verilerek, duruşmasız olarak inceleme yapılmıştır.1- ) 21.02.2015 tarihli, olay yakalama, arama ve el koyma tutanağı içeriğinde; kendisinde suç konusu, 4 adet hap ele geçirilen ve tanık olarak dinlenen İ.’in, sanığın ikametine girip çıktığının belirtilmesine rağmen, duruşmada dinlenen tutanak tanıklarından A.D.

ve H.K.’nın; İ.’in araçla geldiğini ve sanığın aracın yanına giderek kısa bir süre görüştükten sonra ayrıldıklarını beyan etmeleri karşısında; adı geçen tutanak tanıklarının yeniden dinlenerek, olay yakalama, arama ve el koyma tutanağı içeriği ile tanık beyanları arasındaki çelişkinin giderilmesi, Tanık İ.A.’da ele geçirilen maddeyle ilgili ekspertiz raporunun dosyada bulunmadığı anlaşıldığından; aslı veya onaylı örneği getirtilerek dosyaya konulması, yoksa buna dair ekspertiz raporunun alınması, Tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre, sanığın hukukî durumunun belirlenmesi gerektiği gözetilmeden, eksik araştırma ile hüküm kurulması, 2- ) Kabule göre; a ) TCK’nın 188/3, 62.

maddeleri uyarınca tayin olunan sonuç 4 gün adli para cezasının TCK’nın 52. maddesi uyarınca adli para cezasına çevrilmesi sırasında “4 tam gün karşılığı olarak toplam 80,00 TL.” yerine “5 tam gün karşılığı olarak toplam 100,00 TL” adli para cezası olarak belirlenmesi suretiyle, sanığa fazla adli para cezası tayini, b- ) Üretimi, bulundurulması, kullanılması, taşınması, alım ve satımı suç oluşturan uyuşturucu maddenin TCK’nın 54.

TCK 52. Madde Adlî Para Cezası

Temyiz isteğinin reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi. Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede, başkaca nedenler yerinde görülmemiştir. Ancak; 1- )Sanığın aşamalarda suçlamaları kabul etmemesi ve beyanı hükme esas alınan tanığın katılanın akrabası olması karşısında soruşturma aşamasında olayla ilgili görgüye dayalı bilgisi olduğundan ifadesine başvurulan tarafsız tanık dinlenmeden, hukuki dayanağı gösterilip dinlenmesinden vazgeçilmesi konusunda bir karar da verilmeden ve soruşturma aşamasındaki beyanı hükümde tartışılmadan, eksik kovuşturma ve yetersiz gerekçeyle mahkumiyet kararı verilmesi, 2- )Kabule göre de; a- )Kısa süreli hapis cezasından çevrilip ödenmeyen adli para cezalarının nasıl infaz edileceğinin 5275 Sayılı CGTİK’nın bu Kanunun uygulanmasını öngören, 20.03.2006 tarihli Bakanlar Kurulu kararıyla yürürlüğe giren 2006/10218 numaralı Tüzüğün belirtildiği ve hükmün kesinleşmesinden sonra Cumhuriyet Savcılığının görevi dahilinde değerlendirilmesi gereken bir husus olduğu gözetilmeden, infazı kısıtlar biçimde adli para cezasının ödenmemesi halinde hapse çevrileceğinin ihtar edilmesi, b- )Adli para cezasının ödeme şeklinin TCK’nın 52/4.

maddesi uyarınca, mehil verme veya taksitlendirme olarak tercihli düzenlenmesine karşın, her iki seçeneğin de birlikte uygulanmasına karar verilmesi, SONUÇ : Kanuna aykırı ve sanığın temyiz nedenleri ile tebliğnamedeki düşünce yerinde görüldüğünden HÜKMÜN BOZULMASINA, yargılamanın bozma öncesi aşamadan başlayarak sürdürülüp sonuçlandırılmak üzere dosyanın esas/hüküm mahkemesine gönderilmesine, 08.06.2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

YARGITAY 15. CEZA DAİRESİ Esas: 2014/1913 Karar: 2016/5235 Tarih: 23.05.2016

TCK 52. Madde Adlî Para Cezası

Sanığın katılandan aldığı sunta karşılığı suça konu sahte çeki vererek menfaat temin ettiğinin iddia ve kabul edildiği olayda; 1-) Sanık hakkında resmi belgede sahtecilik suçundan verilen hükme yönelik temyiz incelemesinde; Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre; sanığın eksik inceleme ile karar verildiğine dair temyiz itirazlarının reddiyle, hükmün isteme uygun olarak ONANMASINA, 2-) Sanık hakkında nitelikli dolandırıcılık suçundan verilen hükme yönelik temyiz incelemesinde; Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanığın yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddine, Ancak; 5237 Sayılı TCK’nın 158.

  1. Maddesinin 1.
  2. Fıkrasının (e), (f) ve (j) bentlerinde sayılan hallerde adli para cezasının tayininde öncelikle suçtan elde edilen haksız menfaat miktarının belli olup olmadığına bakılacaktır.
  3. Eğer suçtan elde edilen haksız menfaat miktarı belli değil ise, 5 ila 5.000 tam gün arasında TCK’nın 61.
  4. Maddesi hükmü göz önünde bulundurularak takdir edilen gün sayısı üzerinden arttırma ve eksiltmeler yapıldıktan sonra ortaya çıkacak sonuç gün sayısı ile bir gün karşılığı aynı kanunun 52.

maddesi uyarınca, 20-100 TL arasında takdir olunacak miktarın çarpılması neticesinde sonuç adli para cezası belirlenecektir. Eğer suçtan elde edilen haksız menfaat miktarı belli ise; o takdirde tespit olunacak temel gün, suçtan elde olunan haksız menfaatin iki katından az olmayacak şekilde asgari bu miktara yükseltilerek belirlenecek gün sayısı üzerinden arttırma ve eksiltmeler yapıldıktan sonra ortaya çıkacak sonuç gün sayısı ile bir gün karşılığı aynı kanunun 52.

maddesi uyarınca, 20-100 TL arasında takdir olunacak miktarın çarpılması neticesinde sonuç adli para cezası belirlenecektir. Bu açıklama kapsamında sonuç adli para cezası belirlenmesi gerekirken, yazılı şekilde nitelikli dolandırıcılık suçundan, 5275 Sayılı Kanun’un 106. maddesinde öngörülen adli para cezası yerine çektirilecek hapis cezası süresinin belirlenmesi açısından, infazda tereddüt oluşturacak şekilde doğrudan, elde olunan haksız yararın iki katı esas alınmak suretiyle ceza tayini, SONUÇ : Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün, bu sebepten dolayı 5320 Sayılı Kanun’un 8 /1.maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 Sayılı CMUK’nın 321.

maddesi uyarınca BOZULMASINA, ancak yeniden duruşma yapılmasını gerektirmeyen bu hususun aynı kanunun 322. maddesi uyarınca düzeltilmesi mümkün bulunduğundan, TCK’nın 158/1-f-son, 62. maddeleri gereğince adli para cezasının uygulanmasına dair kısımdan sırasıyla “10000 TL” ve “8333 TL”, adli para cezası terimlerinin çıkarılarak, yerlerine sırasıyla “500 gün” ve “416 gün” adli para cezası ibaresinin ve 62.

See also:  Ey Iman Edenler Içki Kumar Dikili Taşlar Ve Fal Okları?

Maddenin uygulanmasına dair kısımdan sonra gelmek üzere “Sanık hakkında hükmolunan 416 gün adli para cezasının TCK’nın 52/2. maddesi gereğince günlüğü 20 TL’den paraya çevrilerek 8320 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına” ibaresinin eklenmesi suretiyle sair yönleri usul ve yasaya uygun bulunan hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 23.05.2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

YARGITAY 19. CEZA DAİRESİ Esas: 2015/34165 Karar: 2016/15929 Tarih: 19.04.2016

TCK 52. Madde Adlî Para Cezası

I- )Sanık ‘ın temyiz talebi yönünden yapılan incelemede, Temyiz isteğinin reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi. Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede; Yükletilen suçun sanık tarafından işlendiğinin kanuna uygun olarak yürütülen duruşma sonucu saptandığı, bütün kanıtlarla aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların temyiz denetimini sağlayacak biçimde ve eksiksiz sergilendiği, özleri değiştirilmeksizin tartışıldığı, vicdani kanının kesin, tutarlı ve çelişmeyen verilere dayandırıldığı, Eylemin doğru olarak nitelendirildiği ve Kanun’da öngörülen suç tipine uyduğu, Anlaşılmış ve ileri sürülen başkaca temyiz nedenleri yerinde görülmediği gibi hükmü etkileyecek oranda hukuka aykırılığa da rastlanmamıştır.

Ancak, a- )‘in 6 aylık süre geçtikten sonra hak sahipliği belgelerini sunduğu,, ve ise hak sahipliklerine dair belgeleri sunmadıkları gözetilmeden katılan olarak kabul edilerek lehlerine dilekçe yazım ücreti tayin edilmesi, b- )Kasıtlı suçtan hapis cezasına mahkumiyetin kanuni sonucu olarak sanık hakkında 5237 Sayılı TCK’nın 53.

maddesi uyarınca hak yoksunluklarına hükmedilmiş ise de, 24.11.2015 tarih ve 29542 Sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Anayasa Mahkemesi’nin 08.10.2015 tarih ve 2014/140 esas ve 2015/85 Sayılı kararı ile anılan maddenin bazı hükümlerinin iptal edilmiş olması sebebiyle yeniden değerlendirme yapılması zorunluluğu, Bozmayı gerektirmiş ve sanığın temyiz nedenleri bu itibarla yerinde görüldüğünden hükmün BOZULMASINA, bu aykırılık yeniden yargılama yapılmasına gerek olmaksızın düzeltilebilir nitelikte olduğundan, 5320 Sayılı Kanun’un 8/1.

maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 Sayılı CMUK’nın 322. maddesi uyarınca, hükümden dilekçe yazım ücretine dair fıkranın çıkartılması ile TCK’nın 53. maddesinin uygulanmasına dair bölümün çıkartılıp, yerine ‘‘24.11.2015 tarih ve 29542 Sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Anayasa Mahkemesi’nin 08.10.2015 tarih ve 2014/140 esas ve 2015/85 Sayılı iptal kararı da gözetilerek,kasıtlı suçtan hapis cezasına mahkumiyetin kanuni sonucu olarak, TCK’nın 53.

maddesinin uygulanmasına,” ibaresi yazılmak suretiyle, başkaca yönleri kanuna uygun bulunan hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA, II- )Sanık ‘nin temyiz talebine gelince, Temyiz isteğinin reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi. Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede, başkaca nedenler yerinde görülmemiştir.

Ancak; a- )Takdiri indirimde 10 ay yerine 1 yıl 8 ay hapis cezası tayin edilmesi, b- )Adli para cezasına esas gün üzerinden arttırım ve indirim yapıldıktan sonra TCK’nın 52/2. maddesi uyarınca 1 gün karşılığı tayin olunacak miktarla çarpılarak sonuç ceza belirlenmesi gerektiği gözetilmeden yazılı biçimde uygulama yapılarak fazla ceza tayini, c- )5271 Sayılı CMK’nın 231.

maddesinde düzenlenen “suçun işlenmesiyle mağdurun veya kamunun uğradığı zararı aynen iade, suçtan önceki hale getirme veya tazmin suretiyle tamamen giderilmesi” ve diğer objektif ve subjektif koşulların varlığı halinde, CMK’nın 231/5. madde ve fıkrası gereğince, sanık hakkında aynı Kanun’un 231/6-c maddesi de değerlendirilerek tespit edilen söz konusu zararın giderilmesi durumunda hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilebileceği anlaşılmaktadır.

Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 03.02.2009 tarih ve 2008/11-250 Esas, 2009/13 Karar sayılı kararında; “hükmün açıklanmasının geri bırakılmasının objektif koşullarından biri olan zarardan kast edilen maddi zarar olup, bu zararın belirlenmesinde teknik bilgiye ihtiyaç duyulmayan hallerde hakim, kanaat verici basit bir araştırma yaparak zararı belirlemelidir.” denilmektedir.

Bu ilkeler çerçevesinde her olaya özgü ayrı değerlendirme yapılarak, maddi zararın kanaat verici basit bir araştırma ile tespit edilebilmesi gerekir. Somut olayda, dosyaya yansıyan maddi bir zararın bulunmadığı gözetilmeden, mahkemece zarar giderilmediğinden bahisle hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına yer olmadığına karar verilmesi, d- )‘in 6 aylık süre geçtikten sonra hak sahipliği belgelerini sunduğu,, ve ise hak sahipliklerine dair belgeleri sunmadıkları gözetilmeden katılan olarak kabul edilerek lehlerine dilekçe yazım ücreti tayin edilmesi ve hak sahipliği belgelerini sunmayan diğer şirketlerin gerekçeli karar başlığında katılan ve şikayetçi olarak gösterilmesi, SONUÇ : Kanuna aykırı ve sanığın temyiz nedenleri bu itibarla yerinde görüldüğünden, tebliğnameye uygun olarak HÜKMÜN 5320 Sayılı Kanun’un 8/1.

TCK 52. Madde Adlî Para Cezası

Suç eşyasının satın alınması veya kabul edilmesi suçundan hükümlü ‘ın, TCK’nın 165/1, 62, 52/2. maddeleri uyarınca 5 ay hapis ve 200,00 TL adli para cezası ile ayrı ayrı cezalandırılmasına dair Kayseri 5. Asliye Ceza Mahkemesi’nin 04.06.2015 tarih ve 2014/778 Esas, 2015/633 Karar sayılı ilamı temyiz incelemesinde geçmeksizin kesinleşmiştir.

Bu karara karşı Adalet Bakanlığı’nın 03.12.2015 gün ve 2015/25324/79658 sayılı; Dosya kapsamına göre; “5237 Sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 165. maddesinde “Bir suçun işlenmesiyle elde edilen eşyayı veya diğer malvarlığı değerini, bu suçun işlenmesine iştirak etmeksizin, satan, devreden, satın alan veya kabul eden kişi, altı aydan üç yıla kadar hapis ve onbin güne kadar adlî para cezası ile cezalandırılır” ile 5237 Sayılı Kanun’un 52/1- 2.

fıkrasında ise, “Adlî para cezası, beş günden az ve kanunda aksine hüküm bulunmayan hâllerde yediyüzotuz günden fazla olmamak üzere belirlenen tam gün sayısının, bir gün karşılığı olarak takdir edilen miktar ile çarpılması suretiyle hesaplanan meblağın hükümlü tarafından Devlet Hâzinesine ödenmesinden ibarettir.

En az yirmi ve en fazla yüz Türk lirası olan bir gün karşılığı adlî para cezasının miktarı, kişinin ekonomik ve diğer şahsi hâlleri göz önünde bulundurularak takdir edilir.” hükümlerinin yer alması karşısında, sanık hakkında hapis cezası alt sınırdan tayin edildiği halde, herhangi bir teşdit sebebi ve farklı uygulamanın gerekçesi gösterilmeden adlî para cezasının alt sınırın üzerinde belirlenmesinde isabet görülmemiştir” gerekçesini içeren kanun yararına bozma istemi Yargıtay Başsavcılığı’nın 23.12.2015 tarih ve 2015/399219 Sayılı ihbarnamesi ile Dairemiz Başkanlığına sunulmuştur.

Dairemizin 20.01.2016 tarih ve 2016/31 Esas, 2016/684 Karar sayılı kararıyla Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’nın düzenlediği tebliğnamedeki düşünce yerinde görülmediğinden, 309. maddesi uyarınca kanun yararına bozma isteminin REDDİNE karar verilmiştir.

Dairemizin kararına karşı, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’nın 15.03.2016 tarih ve KYB-2015/399219 İTİRAZ sayılı yazısı ile “İtiraz konusunu oluşturan uyuşmazlık, mahkemenin “takdiren asgari had üzerinden denmek suretiyle “sanık hakkında hapis cezasını alt sınırdan (6 ay olarak) tayin ettiği halde herhangi bir teşdit sebebi ve farklı uygulama gerekçesi gösterilmeden adlî para cezasını alt sınırın üzerinde (12 gün) karşılığı olarak belirlediği takdirde, bu hususun kanun yararına bozma konusu yapılıp yapılmayacağı hususunun belirlenmesine ilişkindir.5237 Sayılı Türk Ceza Kanun’un 165.

maddesinde5237 Sayılı Türk Ceza Kanun’un 165. maddesinde “Bir suçun işlenmesiyle elde edilen eşyayı veya diğer mal varlığı değerini, bu suçun işlenmesine iştirak etmeksizin, satan, devreden, satınalan veya kabul eden kişi, altı aydan üç yıla kadar hapis ve onbin güne kadar adli para cezası ile cezalandırılır.” şeklinde düzenlendiği, Yine aynı Kanun’un 52/1.

maddesinde; adlî para cezası, beş günden az ve kanunda aksine hüküm bulunmayan hâllerde yediyüz otuz günden fazla olmamak üzere belirlenen tam gün sayısının, bir gün karşılığı olarak takdir edilen miktar ile çarpılması suretiyle hesaplanan meblağın hükümlü tarafından Devlet Hâzinesine ödenmesinden ibarettir.” şeklinde düzenlendiği anlaşılmıştır.Sanık hakkında, suç eşyasının satın alınması veya kabul edilmesi suçundan TCK’nın 165.

maddesi uyarınca ceza tayin edilirken hapis cezası alt sınırdan (6 ay olarak) tayin edildiği halde, adli para cezasının alt sınırdan uzaklaşılarak (5 gün yerine 12 gün karşılığı olarak) belirlenmesi suretiyle hükümde açıkça çelişki oluşturulduğu anlaşılmıştır.

Mahkemenin hapis cezasını alt sınırdan hükmetmesine rağmen, adli para cezasına alt sınırın üzerinde hükmetmesi nedeniyle, dosyamızdaki bu hukuka aykırılık halinin ciddi boyutlara ulaştığı, gösterilen sebebin kanun delil takdirine ve mahkemenin takdirine dair bir husus olmaması sebebiyle kanun yararına bozma yoluyla incelemeyi gerektirecek nitelikte olduğunun kabul edilmesi gerektiği değerlendirilmiştir.

Dolayısıyla, yerel mahkemece hapis cezasına alt sınırdan hükmedilmesi nedeniyle, adli para cezasına da alt sınırdan hükmedilmesi gerekirken, çelişki oluşturacak şekilde adli para cezasının alt sınırın üzerinde (12 gün karşılığı) hükmedilerek sanık aleyhine yazılı biçimde fazla ceza verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğu değerlendirilmiştir.

Bu nedenle, Dairenizin 20.01.2016 gün, 2016/31 Esas ve 2016/684 Karar sayılı, kanun yararına bozma isteğinin REDDİNE dair ilamına karşı sanık lehine itiraz yoluna gitmek zorunluluğu doğmuştur.” denilerek itirazın kabulüyle Dairemizin 20.01.2016 gün, 2016/31 Esas ve 2016/684 Karar sayılı kararının düzeltilmesi, kanun yararına bozma talebinin kabulüyle yerel mahkeme hükmünün adli para cezasının alt sınırdan verilmesi gerekirken, alt sınırın üzerinde hüküm verilmesi sebebiyle kanun yararına bozma talebinin kabul edilerek hükmün CMK’nın 309/4-d maddesi uyarınca BOZULMASI, hukuka aykırılığın CMK’nın 309/4-d maddesi kapsamında olması sebebiyle hükmün Dairenizce kurulması, itiraz kabul edilmediği takdirde dosyanın itiraz incelemesi yapılmak üzere Yargıtay Yüksek Ceza Genel Kurulu Başkanlığı’na tevdii yönünde Dairemiz Başkanlığına itiraz talebinde bulunulması üzerine, 6352 Sayılı Kanun’un 99, 101.

maddeleri uyarınca itirazla ilgili yeniden değerlendirme yapılmak üzere dosya, Daireye gönderilmekle okunarak gereği görüşülüp düşünüldü: KARAR : Dosya kapsamından, sanığın denetim süresi içinde yeniden suç işlemesi sebebiyle 04.06.2015 tarihinde açıklanan 19.04.2012 tarihli kararın gerekçe bölümünde ve hüküm fıkrasında sebepleri ortaya konularak, sanığın şahsi durumu ve TCK’nın 61.

  1. Maddesi gözetilerek hapis ve adli para cezasından oluşan temel cezanın takdir hakkı kapsamında tayin edildiği, TCK’nın 49.
  2. Maddesinde tanımlanan süreli hapis cezası ile 52.
  3. Maddesinde düzenlenen adli para cezasının suçun özelliği ve failin (maddenin gerekçesinde de vurgulanan şekilde elde ettiği kazanç ile ekonomik konumu dahil) durumu dikkate alınarak uygulanan ve 1.

maddesinde gösterilen suçun önlenmesi amacına hizmet eden birbirlerinden farklı yaptırımlar oldukları, bu yüzden her iki yaptırımın tıpatıp aynı şekilde uygulanamayacakları, kaldı ki suçun karşılığı olan 165. maddesinde uygulanabilecek üst sınırın (alt sınır gösterilmeksizin) on bin gün olarak belirlendiği, dolayısıyla mahkemenin temel adli para cezasını (52.

  1. Maddede beş gün olarak gösterilen alt sınır yerine) on iki gün olarak belirlemesinin anılan maddeler gözetildiğinde bütünüyle takdir hakkı kapsamında kaldığı T.C.
  2. Anayasası’nın 138/1.
  3. Maddesinde aranan şekilde hukuki ve vicdani kanaate göre verilen hükmün çelişki içermediği bu sebeple Dairemizin anılan ilamında, usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmaması sebebiyle, SONUÇ : Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’nın 15.03.2016 tarih ve KYB-2015/399219 Sayılı itiraz istemi yerinde görülmemiş olduğundan itirazın REDDİNE, 5271 sayyılı CMK’nın 308/2., 3.

fıkraları uyarınca Dairemizin 20.01.2016 gün, 2016/31 Esas ve 2016/684 Karar sayılı RED ilamı ile ilgili itirazı incelemek üzere Yargıtay Yüksek Ceza Genel Kurulu Başkanlığı’na GÖNDERİLMESİNE, 14.04.2016 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi. MUHALEFET ŞERHİ : Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’nın 2015/399219 Sayılı Kanun Yararına Bozma talebinin reddine dair Dairemizin kararına karşı yapılan itirazın reddi kararına muhalefet şerhim; Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’nın itiraz kararında belirtildiği üzere,Asliye Ceza Mahkemesi’nin 04.06.2015 tarih ve 2014/778 Esas, 2015/633 Karar sayılı temyiz incelemesinden geçmeksizin kesinleşen ilamında sanık hakkında 165.

  1. Maddesi uyarınca alt sınırdan 6 ay hapis ve 12 gün karşılığı adli para cezasına hükmedilmiştir.
  2. İtiraza konu kararda da muhalif kaldığım üzere Daire ile Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı arasında TCK’nın 165.
  3. Maddesinde belirtilen ‘‘.6 aydan 3 yıla kadar hapis ve on bin güne kadar adli para cezası ile cezalandırılır.” hükmü karşısında ve mahkeme HAGB kararında açıkça ‘‘takdiren ve asgari had üzerinden” denilmek suretiyle hapis cezasını 6 ay olarak asgari hadden vermesine rağmen herhangi bir gerekçe göstermeksizin adli para cezasını alt sınırdan uzaklaşarak (12 gün olarak) belirleyip belirleyemeyeceği noktasında toplanmaktadır.

Sanık hakkında hüküm kurulan TCK’nın 165. maddesinde hapis cezası ile birlikte adli para cezası da öngörülmektedir. Mahkeme bu suçtan hüküm kurarken TCK’nın 61. maddesinde belirtilen cezanın belirlenmesi ve bireyselleştirilmesi kuralları ile bağlıdır. Bu madde de ‘‘ suçun işleniş biçimi suçun konusunun önem ve değerinin meydana gelen zarar veya tehlikenin ağırlığını failin kastı.

failin güttüğü amaç ve saiki” göz önünde bulundurularak Yasa’da belirlenen sınırlar arasında bir ceza belirlenir. Sanık hakkında hüküm kurulan TCK’nın 165. maddesinde hapis cezası ile birlikte adli para cezası da öngörüldüğünden alt sınırdan uzaklaşılacaksa her iki ceza açısından da uzaklaşılması gerektiği, sanığın suçtan elde ettiği kazanç ve sanığın ekonomik durumu 52.

maddesinde sanık hakkında gün olarak belirlenen adli para cezasının sanığın ekonomik durumuna göre 20,00 TL ile 100,00 TL arasında bir miktar üzerinden paraya çevirme imkanı mahkemeye vererek, hapis cezası ile adli para cezasını alt sınırdan belirledikten sonra sanığın ekonomik durumuna göre 52.

Maddesi uyarınca para miktarını alt sınırdan uzaklaşmak suretiyle belirleme (ve bireyselleştirme) imkanı verdiğinden, mahkemenin hapis cezasının alt sınırdan belirleyip farklı bir gerekçe göstermeden aynı Yasa’dan kaynaklı adli para cezasındaki gün sayısında alt sınırdan uzaklaşmasını Yasa’ya aykırı bulduğumdan sayın çoğunluğa katılmıyorum.

YARGITAY 4. CEZA DAİRESİ Esas: 2016/850 Karar: 2016/5951 Tarih: 30.03.2016

TCK 52. Madde Adlî Para Cezası

Temyiz isteğinin reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi. Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede, Sanığa yükletilen tehdit eylemiyle ulaşılan çözümü haklı kılıcı zorunlu öğelerinin ve bu eylemin sanık tarafından işlendiğinin Kanuna uygun olarak yürütülen duruşma sonucu saptandığı, bütün kanıtlarla aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların temyiz denetimini sağlayacak biçimde ve eksiksiz sergilendiği, özleri değiştirilmeksizin tartışıldığı, vicdani kanının kesin, tutarlı ve çelişmeyen verilere dayandırıldığı, Eylemin doğru olarak nitelendirildiği ve Kanunda öngörülen suç tipine uyduğu, Anlaşılmış ve ileri sürülen başkaca temyiz nedenleri yerinde görülmediği gibi hükmü etkileyecek oranda hukuka aykırılığa da rastlanmamıştır.

Ancak, 1- )Mahkemece, sanığın mağdurlara yönelik silahla tehdit eyleminden verilen 25.04.2007 tarih 2006/588 Esas 2007/220 Karar sayılı ilamına konu 7 ay 15 gün hapis cezasının TCK’nın 50/1-a, 52/2-4 maddeleri gereğince 4.500,TL adli para cezasına çevrilmesine dair hükmün, sanık müdafiinin temyizi üzerine, Yargıtay 4.

Ceza Dairesinin 12.11.2009 tarihli ilamı ile hükmün açıklanmasının geri bırakılması kurumunun uygulama olanağının tartışılması yönünden sanık lehine bozulmasına karar verildiği; bozmaya uyularak 23.02.2010 tarihli hükümle CMK’nın 231. maddesi gereğince sanık hakkındaki 7 ay 15 gün hapis cezasına dair hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildiği ve bu kararın 02.03.2010 tarihinde kesinleştiği, sanığın denetim süresi içerisinde suç işlemesi sebebiyle yapılan ihbar üzerine dosyanın yeniden ele alınması sonrasında 1412 Sayılı CMUK’nın 326 /son maddesi gereğince kazanılmış hak gözetilmeyerek sanığa verilen 7 ay 15 gün hapis cezasının, 50/1-a, 52/2-4 maddeleri gereğince adli para cezasına çevrilmemesi, 2- )Anayasa Mahkemesi’nin hükümden sonra 24.11.2015 gün ve 29542 Sayılı Resmi Gazetede yayımlanan 08.10.2015 gün ve 2014/140 esas, 2015/85 Sayılı kararı ile TCK’nın 53.

maddesinin ( 1 ) numaralı fıkrasının ( b ) bendinde yer alan “ve diğer siyasi hakları kullanmaktan” ibaresinin iptaline karar verilmiş, ayrıca aynı bentte yer alan “seçme ve seçilme” ehliyetleri ile ilgili olarak da, hükümlünün, hapis cezasına mahkumiyetin kanuni sonucu olarak bu hak ve ehliyetlerden yoksun bırakılması uygulamasını engelleyici nitelikte iptal kararları verilmiş olması ve doğan boşluk sebebiyle bu hususta yeni bir yasal düzenleme yapılması ihtiyacının ortaya çıkması karşısında, yerel mahkeme hükmünde bu hak ve ehliyetlerden yoksun bırakmaya dair uygulamanın dayanaksız kalması, SONUÇ : Bozmayı gerektirmiş ve sanık ‘un temyiz iddiaları bu sebeple yerinde ise de, bu aykırılık, yeniden duruşma yapılmasına gerek olmaksızın düzeltilebilir nitelikte bir yanılgı olduğundan, temyiz edilen kararın açıklanan noktası tebliğnameye aykırı olarak, hükme TCK’nın 50/1-a maddesi uyarınca sanığa verilen hapis cezasının, günlüğü 20.00 TL’den 52/2-4 maddeleri uyarınca 4.500 TL adli para cezasına çevrilmesi cümlesinin eklenmesi ve hükümde TCK’nın 53.

maddesinin uygulanmasına dair kısımdan ( b ) ibaresinin çıkartılarak DÜZELTİLMEK ve başkaca yönleri Kanuna uygun bulunan hüküm, bu bağlamda ONANMAK suretiyle 5320 Sayılı Kanun’un 8/1. madde ve fıkrası aracılığıyla 1412 Sayılı CMUK’nın 322. maddesi uyarınca davanın esasına, 30.03.2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

TCK 52. Madde Adlî Para Cezası

Anayasa Mahkemesi’nin, TCK’nın 53. maddesindeki hak yoksunluklarına ilişkin 24.11.2015 günlü Resmi Gazete’de yayımlanan 08.10.2015 tarihli ve 2014/140 Esas, 2015/85 Karar sayılı iptal kararının infaz aşamasında gözetilebileceği değerlendirilerek yapılan incelemede; KARAR : Sanıklar hakkında tayin edilen 3 yıl 10 ay hapis cezasından 5237 sayılı TCK’nın 62/1 maddesi gereğince 1/6 oranında indirim yapıldıktan sonra, 3 yıl 2 ay 10 gün hapis cezası yerine, hesap hatası sonucu 3 yıl 2 ay hapis cezasına hükmolunması, aleyhe temyiz olmadığından bozma nedeni yapılmamıştır.

Sanıklar hakkında tayin edilen adli para cezasının taksitle tahsiline karar verilirken, 5237 sayılı TCK’nın 52/4 maddesi hükmüne aykırı olarak ve infazda tereddüt oluşturacak şekilde taksit aralığının karar yerinde gösterilmemesi, SONUÇ : Yasaya aykırı, sanıkların temyiz itirazları bu nedenle yerinde görüldüğünden ve bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden, 5320 sayılı Yasa’nın 8/1 maddesi gereğince yürürlükte bulunan 1412 sayılı CMUK’nun 322.

maddesi gereğince taksitlendirmeye ilişkin fıkralara, “24 aylık” ifadesinden önce gelmek üzere “birer ay ara ile” ibaresinin eklenmesi ve diğer hususların aynen bırakılması suretiyle hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 18.01.2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

TCK 52. Madde Adlî Para Cezası

TCK’nın 52/4. maddesinde yer alan adli para cezasının ödenmesi hususunda mehil verme ya da cezanın belirli taksitler halinde ödenmesine karar verilmesi durumunun birbirlerine seçenek olanaklar olduğu, bu suretle bunlardan sadece birine karar verilebileceği gözetilmeden, hükmolunan adli para cezasının ödenmesi için 1 yıl süre ile mehil verilmesine ve 10 eşit taksitte alınmasına karar verilmesi, aleyhe temyiz bulunmadığından bozma nedeni sayılmamış, ölen N.Ş.

  • Gerekçeli karar başlığına yazılmamış ise de; bu husus mahallinde ilavesi mümkün bir eksiklik olarak kabul edilmiştir.
  • Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanık müdafiinin kusura ilişkin sair temyiz itirazlarının reddine, ancak; 1-Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 07/07/2009 tarih 2009/9-62-191 sayılı kararında da vurgulandığı üzere, taksirli suçlar açısından temel cezanın belirlenmesinde TCK’nın 61/1.

maddesinin (g) bendinde yer alan “failin güttüğü amaç ve saik” gerekçesine dayanılamayacağının gözetilmemesi, 2- Hükmün esasını teşkil eden kısa kararda ve gerekçeli kararın hüküm kısmında, sanığa hükmolunan hapis cezasının adli para cezasına çevrilmesine karar verilirken, uygulama maddesinin gösterilmemesi suretiyle CMK’nın 232/6.

  • Maddesine aykırı hareket edilmesi, 3-Sanık hakkında tayin edilen adli para cezasının taksitlendirilmesi sırasında taksit aralığının gösterilmemesi, Sonuç: Kanuna aykırı olup, hükmün bu nedenlerle 5320 sayılı Kanunun 8.
  • Maddesi gereğince halen uygulanmakta olan 1412 sayılı 321.
  • Maddesi uyarınca BOZULMASINA, ancak yeniden yargılamayı gerektirmeyen bu konularda, aynı Kanunun 322.

maddesi gereğince karar verilmesi mümkün bulunduğundan, aynı maddenin verdiği yetkiye istinaden hükmün C-1. bendinde yer alan, “amaç ve saiki” ibaresinin hükümden çıkartılması, hükmün C-3. paragrafına “TCK’nın 50/1-a maddesi atfıyla 50/4. maddesi” ibaresinin eklenmesi hüküm fıkrasının C-5.

TCK 52. Madde Adlî Para Cezası

Yapılan yargılamaya, dosya içeriğine, toplanıp karar yerinde gösterilen ve değerlendirilen delillere, oluşa ve mahkemenin soruşturma sonucunda oluşan inanç ve takdirine, suçun oluşumuna ve niteliğine uygun kabul ve uygulamasına, hukuka uygun, yasal ve yeterli olarak açıklanan gerekçeye göre sanık müdafinin, suçun sübutuna, sanık lehine hükümlerin uygulanmadığına ve hukuka aykırı olarak karar verildiğine yönelik temyiz itirazlarının reddine, ancak: 1- Sanık hakkında temel hapis cezası alt sınırdan tayin edildiği halde, aynı gerekçelerle adli para cezasına esas birim gün sayısının alt sınırın üstünde belirlenmesi suretiyle hükümde çelişkiye neden olunması, 2- Sanık hakkında adli para cezasına esas alınan birim gün sayısı ile bir gün karşılığı takdir olunan 20 liranın çarpılması sırasında yasal dayanak olan 52/1-2.

  1. Maddesi yerine aynı maddenin ının gösterilmesi, Yasaya aykırı ise de, yeniden yargılama yapılmasını gerektirmeyen bu hususların, 5320 sayılı Yasanın 8/1.
  2. Maddesi uyarınca uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK.nun 322.
  3. Maddesi gereğince düzeltilmesi mümkün bulunduğundan, sanık hakkında 228/1.
  4. Madde uyarınca hapis cezası yanında tayin olunan adli para cezasına esas alınan 30 birim gün sayısının 5 güne, hükmün 4.

fıkrasında yer alan doğrudan adli para cezasının hesaplanmasına ilişkin “52/4.” ibaresinin çıkartılarak yerine 52/1-2″ ibaresi eklenmesi ve aynı fıkrada hesaplanan 600,00 Türk Lirası adli para cezasının 100,00 Türk Lirasına indirilmesi suretiyle sair yönleri usul ve yasaya uygun olan hükmün düzeltilerek onanmasına, 16.11.2015 gününde oybirliği ile, karar verildi.

TCK 52. Madde Adlî Para Cezası

Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır.

Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.

Bilişim sistemlerinin, banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık suçu, TCK’nın düzenlenmiştir. Maddenin gerekçesinde de; “Dolandırıcılık suçunun, bilişim sistemlerinin, banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanılması suretiyle işlenmesi de, birinci fıkranın (f) bendinde bu suçun bir nitelikli unsuru olarak kabul edilmiştir.

Bilişim sistemlerinin, banka veya kredi kurumlarının, özellikle bu kurum ve kuruluşları temsil edenlerin, kurum ve kuruluşları adına hareket eden kişilerin, başkalarını kolaylıkla aldatabilmeleri bir güven kurumu olan bu kuruma güvenin sarsılması bu kurumların araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık suçunu, nitelikli hâl saymıştır.

Bilişim sisteminin aldatılmasından söz edilemeyeceği için, ancak bu sistemin araç olarak kullanılarak bir insanın aldatılması yani dolandırılması halinde bu bendin uygulanması mümkündür. Aksi halde yani sisteme girilerek bir kişi aldatılmayıp sistemden yararlanılarak çıkar sağlanmışsa bilişim suçu veya bilişim sistemi kullanılmak suretiyle hırsızlık suçunun oluşması söz konusu olacaktır.

Bilişim sisteminden maksat, verileri toplayıp, yerleştirdikten sonra bunları otomatik işlemlere tâbi tutma olanağını veren manyetik sistemlerdir. Günümüzde bilişim sistemleri ile sesli-görüntülü haberleşme, elektronik imzanın kabulü, yeni ticari ilişkiler, internet bankacılığı hizmeti ile para transferleri ve bunlar gibi pek çok yenilik toplumsal hayata girmiş, bilişim gerek iş gerekse günlük hayatta vazgeçilemeyecek kadar önemli bir noktaya ulaşmış, bilişim teknolojileri daha hızlı ve ucuz bir nitelik arz etmesi nedeniyle, klasik yöntemlere nazaran daha fazla tercih edilir duruma gelmiştir.

Bu sistemlerin güvenle kullanılması, aynı anda hızlı ve kolayca birçok kişi tarafından ulaşılması ve diğer taraftaki failin kontrol imkanını azaltması nedeniyle nitelikli hal sayılmıştır. Banka ya da kredi kurumlarının araç olarak kullanıldığından söz edilebilmesi için, dolandırıcılık fiili gerçekleştirilirken bankaların olağan faaliyetlerinden ya da bu faaliyeti yürüten sujelerden hileli araçlar kullanılarak yararlanılması veya banka ve kredi kurumlarının olağan faaliyetleri nedeniyle üretmiş oldukları maddi varlıkların suçta araç olarak kullanılarak haksız çıkarın elde edilmesi gerekir.

  • Bankaların, ödeme aracı olarak kullanılması halinde bu fıkra uygulanamayacaktır.
  • Sanıkların bir şekilde telefon numarasını tespit ettikleri katılanı arayıp bir takım yalanlar uydurarak kendilerini polis olarak tanıttıkları, katılanın,
  • Ile ilişkisinin olup olmadığına yönelik sorular sordukları,,
  • Üyesi bir şahsın suç üstü yakalanması için sanık A.B.

adına bir miktar para yatırmasını talep ettikleri, inandırıcı olmak amacıyla sanıkların katılanın eşini de tele-konferans yöntemiyle müşteki ile kısa süreliğine görüştürdükleri, kandırılan katılanın temin ettiği 22160 TL parayı şüpheli A.B. adınaBankası şubesine havale ettiği, söz konusu havale edilen parayı sahte olarak düzenlenen nüfus cüzdanı ile sanık,’un Bankası şubesine bizzat başvurarak parayı çektiği, parayı çektiği sırada sanıklardan M.İ.’in şube içerisinde müşteri kılığında bir süre beklediği, herhangi bir işlem yapmadan,

  1. Ile birlikte çıktığı iddia olunan olayda; I-Sanık A.B.
  2. Hakkında nitelikli dolandırıcılık, resmi belgede sahtecilik suçlarından verilen beraat, sanık F.K.
  3. Hakkında resmi belgede sahtecilik suçundan verilen mahkumiyet kararlarının temyiz incelemesinde; Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, o yer Cumhuriyet savcısı, sanık F.K.’nın yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle, hükmün onanmasına, II-Sanık F.K.

hakkında nitelikli dolandırıcılık suçundan verilen mahkumiyet, sanık M.İ. hakkında nitelikli dolandırıcılık, resmi belgede sahtecilik suçlarından beraat kararlarının temyiz incelemesinde; 1-Sanık M.İ. hakkında nitelikli dolandırıcılık, resmi belgede sahtecilik suçlarından verilen beraat kararları yönünden; Bankanın ödeme aracı olması nedeniyle TCK’nın 158/1-f maddesinde belirtilen suçun yasal unsurlarının oluşmadığı, eylemde nüfus cüzdanın kullanılması ve kamu kurumu olan nüfus müdürlüğünü aracı kılmış olması nedeniyle, suçun TCK’nın 158/1-d maddesinde öngörülen nitelikli dolandırıcılık suçunu oluşturduğu gözetilmeden, suçun vasıf ve nitelendirmesinde hataya düşerek yazılı şekilde hüküm kurulması, 2-Sanık F.K.

Hakkında nitelikli dolandırıcılık suçundan verilen mahkumiyet kararları yönünden; Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, o yer Cumhuriyet savcısı ve sanığın yerinde görülmeyen temyiz sair itirazlarının reddine, ancak; a- Sanık M.İ.’in dosya içerisinde mevcut kamera görüntüleri ve olay tarihinde bankada başka bir işlem nedeniyle bulunduğuna ilişkin tevilli savunması ve tüm dosya kapsamından resmi belgede sahtecilik ve nitelikli dolandırıcılık suçlarına iştirak ettiği gözetilmeden delillerin taktirinde yanılgıya düşülmesi suretiyle sanığın mahkumiyeti yerine yazılı şekilde beraatine karar verilmesi, b-Kabule göre de; 5237 sayılı TCK’nın 158.

maddesinin5237 sayılı TCK’nın 158. maddesinin 1. fıkrasının (e), (f) (i) ve (k )bentlerinde sayılan hallerde adli para cezasının tayininde tespit olunacak temel gün, suçtan elde olunan haksız menfaatin iki katından az olmayacak şekilde asgari ve bu miktara yükseltilerek belirlenecek gün sayısı üzerinden arttırma ve eksiltmeler yapıldıktan sonra ortaya çıkacak sonuç gün sayısı ile bir gün karşılığı aynı kanunun 52.

maddesi uyarınca, 20-100 TL arasında takdir olunacak miktarın çarpılması neticesinde sonuç adli para cezasının belirlenmesi gerektiği gözetilmeksizin yazılı şekilde hüküm kurulması, Bozmayı gerektirmiş, o yer Cumhuriyet savcısı, sanık ‘nın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün bu nedenlerle, 5320 sayılı Kanun’un 8/1.

maddesine istinaden uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321. maddesi uyarınca bozulmasına, 11.11.2015 tarihinde oybirliği ile, karar verildi. YARGITAY 16. CEZA DAİRESİ Esas: 2015/5737 Karar: 2015/3933 Tarih: 11.11.2015

TCK 52. Madde Adlî Para Cezası

Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre sanık müdafiinin diğer temyiz itirazlarının reddine, Ancak; 1-) Mahkemece cezanın asgari hadden tayin edileceğinin kabul edilmesine rağmen hükmedilen temel adli para cezasının TCK’nın 52/1.

  • Maddesi uyarınca 5 gün yerine 90 gün olarak fazla tayini, 2-) 28.06.2014 tarihinde yürürlüğe giren 6545 Sayılı Kanun’un 81.
  • Maddesiyle değişik 106/3.
  • Maddesi uyarınca adli para cezalarının ödenmemesi halinde kamuya yararlı bir işte çalışma kararı verileceği de gözetilerek, hükümde infaz yetkisini kısıtlayacak şekilde hapisten çevrilen adli para cezasının ödenmemesi halinde 5237 Sayılı TCK’nın 50/6.

maddesi uyarınca kısa süreli hapis cezasının tamamen veya kısmen infaz edileceğinin sanığa ihtar edilmesine karar verilmesi, SONUÇ : Kanuna aykırı olup, hükmün bu sebeplerle BOZULMASINA, bu hususların yeniden yargılama yapılmaksızın CMUK’nın 322. maddesine göre düzeltilmesi mümkün bulunduğundan sanığa verilen cezalardan gün adli para cezasının 5 gün olarak belirlenerek, TCK’nın 289/1.

maddesi gereğince tayin olunan 3 ay hapis ve 5 gün karşılığı adli para cezasının aynı kanunun 289/1. maddesi 2. cümlesi gereğince 1/2 oranında indirilerek 1 ay 15 gün hapis ve 2 gün karşılığı adli para cezasına, 62. maddesiyle de 1/6 oranında indirim yapılarak cezanın 1 ay 7 gün hapis ve 1 gün adli para cezasına, sonuç kısa süreli hapis cezasının TCK’nın 50/1-a maddesi uyarınca bir gün karşılığı 20 TL’den hesap edilerek 740 TL adli para cezasına ve 1 gün adli para cezasının da TCK’nın 52/2.

maddesi uyarınca bir gün karşılığı 20 TL’den hesap edilerek 20 TL adli para cezasına indirilmesi ve hükmün nun 52/4. maddesine dair 8. fıkrasındaki “taksitlerden birisinin zamanında ödenmemesi halinde geri kalan miktarın tamamının tahsiline ve ödenmeyen adli para cezasının hapse çevrilmesine” dair bölümün karardan çıkartılması suretiyle hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 11.11.2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

TCK 52. Madde Adlî Para Cezası

Şikayetçinin, sanığa verdiği hatır senedi üzerinde; sanığın tahrifat yaparak meblağı artırmak ve vade tarihini erken bir tarih olarak yazmak suretiyle senedi takibe koyduğu ve şikayetçiden haksız menfaat temin etmeye teşebbüs ettiği iddia edilen olayda, 1)Nitelikli dolandırıcılığa teşebbüs suçuna dair temyiz taleplerinin incelenmesinde; Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanık müdafiinin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddine, ancak, Tayin olunan gün para cezasının TCK’nın 52/4 uyarınca taksitlendirilmesi sırasında ‘‘on eşit taksitle ödenmesine” karar verilmesine rağmen, taksit aralığının açık bir şekilde gösterilmemiş olması, Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün bu nedenle, 5320 sayılı Kanun’un istinaden uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321.

maddesi uyarınca bozulmasına, ancak yeniden duruşma yapılmasını gerektirmeyen bu hususun aynı Kanun’un 322. maddesi uyarınca düzeltilmesi mümkün bulunduğundan, hükmün adli para cezasının taksitlendirilmesine ilişkin kısma ‘‘birer ay arayla” ibaresi eklenmek suretiyle sair yönleri usul ve yasaya uygun bulunan hükmün düzeltilerek onanmasına, 2)Resmi Belgede Sahtecilik suçuna dair temyiz taleplerinin incelenmesinde; Sanık müdafiinin yerinde görülmeyen diğer temyiz itirazlarının reddine ancak; Suça konu bono ile ilgili mevcut bilirkişi raporlarına göre tahrifat yapıldığının sabit olmasına rağmen sahteciliğin iğfal kabiliyetini haiz olup olmadığının bilirkişi raporu ve mahkeme gözlemi ile tespit edilmemiş olması ve sahtecilik suçlarında aldatma yeteneğinin bulunup bulunmadığının takdir ve tayininin hakime ait olduğu da dikkate alınarak, söz konusu senedin duruşmada incelenip, özellikleri zapta geçirilerek, iğfal kabiliyeti bulunup bulunmadığının tespit edilmesi gerektiği gözetilmeden eksik inceleme ile yazılı şekilde karar verilmesi, Sonuç: Bozmayı gerektirmiş, sanık müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebepten dolayı 5320 sayılı Kanun’un 8/1.

maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321. maddesi uyarınca bozulmasına, 10.11.2015 tarihinde oybirliği ile, karar verildi. YARGITAY 8. CEZA DAİRESİ Esas: 2015/14174 Karar: 2015/23787 Tarih: 02.11.2015

TCK 52. Madde Adlî Para Cezası

Kumar oynanması için yer ve imkân sağlama suçundan sanık O.G.’nun, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 228/1, 62, 52. maddesi uyarınca 25 gün hapis ve 80,00 Türk lirası adli para cezası ile cezalandırılmasına, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 231/5.

maddesi gereğince hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına, sanığın 5 yıl süre ile denetime tabi tutulmasına dair, Kaş Sulh Ceza Mahkemesinin 22.06.2011 tarihli ve 2011/193 esas, 2011/353 sayılı kararının kesinleşmesini müteakip, sanığın deneme süresi içerisinde suç işlediğinden bahisle 5271 sayılı Kanun’un 231/11.

maddesi uyarınca hakkında verilen hükmün açıklanmasına, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 228/1, 62, 52. maddeleri uyarınca 25 gün hapis ve 80,00 Türk lirası adli para cezası ile cezalandırılmasına ilişkin (KAŞ) Asliye Ceza Mahkeme- sinin 28.04.2015 tarihli ve 2015/142 esas, 2015/450 sayılı kararını kapsayan dosyasıyla ilgili olarak; Dosya kapsamına göre, evvelce hapis cezasına ilişkin hükümlülüğü bulunmayan sanık hakkında tayin olunan kısa süreli hapis cezasının, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 50/3.

maddesindeki “Daha önce hapis cezasına mahkûm edilmemiş olmak koşuluyla, mahkûm olunan otuz gün ve daha az süreli hapis cezası ile fiili işlediği tarihte onsekiz yaşını doldurmamış veya altmışbeş yaşını bitirmiş bulunanların mahkûm edildiği bir yıl veya daha az süreli hapis cezası, birinci fıkrada yazılı seçenek yaptırımlardan birine çevrilir” hükmü uyarınca anılan maddenin 1.

fıkrası bentlerindeki seçenek yaptırımlardan birine çevrilmesinin zorunlu olduğu gözetilmeden, yazılı şekilde karar verilmiş bulunulmasında isabet görülmediğinden bahisle 5271 sayılı CMK.nun 309. maddesi uyarınca anılan kararın bozulması lüzumu Yüksek Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğünün 03.09.2015 gün ve 58311 sayılı Kanun Yararına Bozma istemine atfen Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 21.09.2015 gün ve KYB/2015-308965 sayılı ihbarnamesi ile dairemize tevdii kılınmakla incelendi.

  1. TÜRK MİLLETİ ADINA Gereği görüşülüp düşünüldü: Daha önce hapis cezasına mahkum edilmemiş olan hükümlü hakkında, 5237 sayılı TCK.nun 228/1.
  2. Maddesi uyarınca hükmedilen 25 gün hapis cezasının, 50/3.
  3. Maddesi uyarınca, 50/1.
  4. Maddesinde belirtilen seçenek yaptırımlardan birine çevrilmesi zorunluluğunun gözetilmemesi, Sonuç: Yasaya aykırı ve Adalet Bakanlığı’nın Kanun Yararına Bozma istemine dayalı Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının ihbarname içeriği bu itibarla yerinde görüldüğünden Kaş Asliye Ceza Mahkemesinin 28.04.2015 gün, 2015/142 esas, 2015/450 sayılı kararının 309.

maddesi uyarınca BOZULMASINA, hükümlü hakkında 5237 sayılı TCK.nun 228/1, 62. maddeleri uyarınca tayin edilen 25 gün hapis cezasının, 5237 sayılı TCK.nun 50/3. madde ve fıkrası yollamasıyla aynı yasanın 50/1. maddesi uyarınca suçlunun kişiliği, şahsi ve ekonomik durumu gözetilerek, 52/2.

Maddesi gereğince günlüğü 20 TL’den 500 TL adli para cezasına çevrilmesine, adli para cezasının ödenmemesi halinde 5275 sayılı Yasanın 106/3 maddesi uyarınca işlem yapılmasına, infazın bu şekilde yapılmasına, dosyanın Adalet Bakanlığına gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına tevdiine, 02.11.2015 gününde oybirliği ile, karar verildi.

YARGITAY 15. CEZA DAİRESİ Esas: 2013/10401 Karar: 2015/23052 Tarih: 06.04.2015

TCK 52. Madde Adlî Para Cezası

Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; Failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır.

  • Ullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır.
  • Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.

Sanığın, katılanla aynı otobüste seyahat ettikten sonra katılanların göz hastanesine gideceğini öğrenmesi nedeniyle, söz konusu hastanede çalıştığını, oradaki doktorları tanıdığını, kendisini ücretsiz tedavi ettirebileceğini söyleyerek katılanla sohbetini geliştirdiği, birlikte bir kafeye gittikleri, sanığın bir yerlerle telefon görüşmesi yaptığı ve çok az bir paraya ihtiyacı olduğunu söylediği, katılanın da sanığa inanarak elindeki 500 TL parayı vermesinden sonra sanığın, bir yerden bir şey alıp geleceğini ve kendisini beklemesini söyleyerek katılanı orda bırakıp ortadan kaybolduğu ve bir daha geri dönmediği, böylece sanığın hileli hareketler yaparak katılan aleyhine haksız menfaat temin etmek suretiyle nitelikli dolandırıcılık suçunu işlediğinin iddia edildiği olayda, sanık ve katılan beyanları, teşhis tutanağı ile tüm dosya kapsamına göre, suçun sanık tarafından işlendiği sabit olmakla bu gerekçelere dayanan mahkemenin kabulünde bir isabetsizlik bulunmamıştır.

Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre sanığın yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine, ancak; 1- Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 18/06/2013 tarih ve 2012/15-1351 Esas ve 2013/328 Karar sayılı kararında da vurgulandığı üzere, kanun koyucu, cezanın kişiselleştirilmesinin sağlanması bakımından hakime somut olayın özellikleri ve işlenen fiilin ağırlığıyla orantılı bir şekilde gerekçesini de göstererek iki sınır arasında temel cezayı belirleme yetki ve görevini yüklemiştir.

Ancak, hakimin temel cezayı belirlerken dayandığı gerekçe, bu düzenlemelere uygun olarak; suçun işleniş biçimi, suçun işlenmesinde kullanılan araçlar, suçun işlendiği zaman ve yer, suç konusunun önem ve değeri, meydana gelen zarar veya tehlikenin ağırlığı, failin kast veya taksire dayalı kusurunun ağırlığı, güttüğü amaç ve saik ile dosya içeriğine yansıyan bilgi ve belgelerin isabetli biçimde değerlendirildiğini gösterir biçimde yasal ve yeterli olmalıdır.

Somut olay bu açıklamalar ışığında değerlendirildiğinde; haksız menfaat miktarının 500 TL olduğu olayda, TCK’nın 3/1. maddesi uyarınca işlenen fiilin ağırlığıyla orantılı olacak şekilde takdirin kullanılarak alt ve üst sınırlar arasında bir belirleme yapılması gerekirken, sanık hakkında, bir yıldan beş yıla kadar hapis ve adli para cezasını gerektiren dolandırıcılık suçundan, 5237 sayılı TCK’nın 61.

maddesinde sayılan cezanın bireyselleştirilmesindeki ölçütler somutlaştırılmadan ve bu kriterler esas alınmadan, hak ve nesafet kuralları ile orantılılık ilkesine aykırı olarak hapis cezasının üst sınırdan tayin edilerek fazla ceza tayini, 2- 5237 sayılı TCK’nın 53.

  • Maddesinin 1. fıkras 1.
  • Fıkrasının c bendinde yer alan haklardan, sadece kendi alt soyu üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlığa ait bir hizmetten bulunmaktan yoksun bırakılmaya ilişkin hak yoksunluğunun aynı maddenin 3.
  • Fıkrasına göre koşullu salıverilme tarihinden itibaren uygulanmayacağı gözetilmeden, alt soyu dışındaki kişileri de kapsayacak şekilde 53/1-c maddesi gereğince güvenlik tedbirlerinin uygulanmasına hükmedilmesi, 3- Tekerrüre esas mahkumiyeti bulunan sanık hakkında 5237 sayılı nın 58/6.
See also:  Serdar Ortaç Kumar Borcu Ne Kadar?

maddesi uyarınca mükerrirlere özgü infaz rejiminin uygulanmasına karar verilmemesi, 4- Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 11/02/2014 tarih ve 2013/12-70 Esas ve 2014/57 Karar sayılı kararında da vurgulandığı üzere basit hesap hatası veya maddi hata yapılması durumunda sanık açısından kazanılmış hak oluşturmayacağı dikkate alınarak, sanık hakkında belirlenen 5.000 gün adli para cezasının TCK’nın 52/2.

Maddesi gereğince günlüğü 20 TL’den paraya çevrilmesi sonucunda 100.000 TL adli para cezası yerine hesap hatası yapılarak 10.000 TL adli para cezası verilmek suretiyle eksik ceza tayini, Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün bu nedenlerle, 5320 sayılı Kanun’un 8/1.

maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, aynı Kanun’un 326/son maddesi uyarınca tekerrür hükümlerinin uygulanması açısından sanığın kazanılmış haklarının saklı tutulmasına, 06.04.2015 tarihinde oybirliği ile, karar verildi.

TCK 52. Madde Adlî Para Cezası

Kasten yaralama suçundan sanık O.K.’nın, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 86/2, 86/3-e, 29, 62 ve 52/2. (3’er kez) maddeleri gereğince 3 defa 2.240 Türk Lirası adli para cezası ile cezalandırılmasına dair Sivas 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 25/11/2013 tarihli ve 2013/363 Esas, 2013/730 sayılı Kararına karşı Adalet Bakanlığı’nın 04.02.2015 tarih ve 2014/2968 – 8453 sayılı yazısıyla kanun yararına bozma isteminde bulunulduğundan bu işe ait dava dosyası Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’nın 23.02.2015 tarih ve 2015/54257 sayılı tebliğnamesi ile Dairemize gönderilmekle incelendi.

Mezkur ihbarnamede; Dosya kapsamına, suçun işlendiği 16/07/2006 tarihine ve mahkemece temel cezanın alt sınırdan belirlenmiş olmasına göre, sanığın kasten yaralama olarak belirlenen eylemini cezai yaptırıma bağlayan 5237 sayılı Kanun’un 86/2. maddesinde seçimlik ceza olarak öngörülen gün adli para cezasının alt sınırının aynı Kanun’un 52/1.

maddesi uyarınca 5 gün olduğu gözetilmeden, suç tarihinden sonra 19/12/2006 tarihli ve 26381 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girin 5560 sayılı Çeşitli Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına İlişkin Kanun ile değişik 5237 sayılı Kanun’un 61/9.

maddesine eklenen “Adli para cezasının seçimlik ceza olarak öngörüldüğü suçlarda bu cezaya ilişkin gün biriminin alt sınırı, o suç tanımındaki hapis cezasının alt sınırından az; üst sınırı da, hapis cezasının üst sınırından fazla olamaz.” hükmü nazara alınarak temel cezanın 5 gün yerine, 120 gün adli para cezası olarak belirlenmek suretiyle fazla ceza tayininde; isabet görülmediğinden bahisle, 5271 sayılı CMK’nin 309.

maddesi gereğince anılan kararın bozulması lüzumunun ihbar olunduğu anlaşıldı. Gereği görüşülüp düşünüldü: Sonuç: Adalet Bakanlığı’nın kanun yararına bozma isteyen yazısına dayanan tebliğnamede ileri sürülen düşünce yerinde görüldüğünden; Sivas 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 25/11/2013 tarihli ve 2013/363 Esas, 2013/730 sayılı Kararının 5271 sayılı CMK’nin 309/4.

  1. Maddesinin (d) bendi gereğince kanun yararına BOZULMASINA; sanığın 5237 sayılı TCK’nin 86/2.
  2. Maddesi gereğince 3 kez takdiren 5 gün adli para cezası ile cezalandırılmasına, sanığın cezasında 86/3-e maddesi uyarınca ½ oranında artırım yapılarak 3 kez 7 gün adli para cezasıyla cezalandırılmasına, sanığın cezası aynı kanunun 62/1.

maddesi gereğince takdiren 1/6 oranında indirilerek 3 kez 5 gün adli para cezası ile cezalandırılmasına, sanığın 5237 sayılı TCK’nin 52/2. maddesi gereğince günlüğü takdiren 20 Türk Lirasından 3 kez 100 Türk Lirası adli para cezası ile cezalandırılmasına, infazın bu miktar üzerinden yapılmasına, hükmün diğer kısımlarının aynen korunmasına, dosyanın Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE; 01.04.2015 gününde oybirliğiyle, karar verildi.

UYARI Web sitemizdeki tüm makale ve içeriklerin telif hakkı Av. Baran Doğan’a aittir. Tüm makaleler hak sahipliğinin tescili amacıyla elektronik imzalı zaman damgalıdır. Sitemizdeki makalelerin kopyalanarak veya özetlenerek izinsiz bir şekilde başka web sitelerinde yayınlanması halinde hukuki ve cezai işlem yapılacaktır.

Avukat meslektaşların makale içeriklerini dava dilekçelerinde kullanması serbesttir. Makale Yazarlığı İçin Avukat veya akademisyenler hukuk makalelerini özgeçmişleri ile birlikte yayımlanmak üzere [email protected] adresine gönderebilirler. Makale yazımında konu sınırlaması yoktur.

Internet üzerinden kumar oynamak suç mu?

KABAHATLER KANUNU – Kumar MADDE 34.- Kumar oynayan kişiye, yüz Türk Lirası idarî para cezası verilir. Ayrıca, kumardan elde edilen gelire elkonularak mülkiyetin kamuya geçirilmesine karar verilir. Bu kabahat dolayısıyla idarî para cezasına ve elkoymaya kolluk görevlileri, mülkiyetin kamuya geçirilmesine mülkî amir karar verir.

Sanal ortama da oynatılan kumar: Online kumar, e-kumar, internette kumar, online Casino veya sanal kumar gibi değişik ifadeler ile adlandırılmaktadır. Sanal kumarın hukuki olarak bir tanımı yapılmamıştır. Ancak bir tanım yapmak gerekirse : Bilişim ortamlarında, şansa ve beceriye dayanan, oyun araç ve gereçleri ile veya bir kasaya karşı para veya benzeri maddi değerler karşılığı oynatılan oyunlardır.

Tanımda, bilişim ortamları terimiyle anlatılmaya çalışılan : İnternet, İnteraktif televizyon ve artık günümüz teknolojileri ile cep telefonlarıdır. İlk Türkçe kumar sitesini, 2000 yılında, Türklerin sanal kumara ilgisini fark eden Anthony Mataye adlı bir Amerikalı tarafından kurulmuştur.

Birinin kumar oynadığını nasıl anlarız?

Patolojik Kumarbaz Olduğu Nasıl Anlaşılır; –

Sürekli kumarla meşguliyet Arzulanan heyecanı duymak için artan miktarlarda para ile kumar oynama gereksinimi Kumar oynamayı kontrol altına alma, azaltma ya da bırakma yönünde başarısız çabalar Kumar oynamayı azaltma ya da bırakma girişimlerinde huzursuzluk ya da irritabilite Sorunlarından kaçmak için ya da disforik bir duygu durumundan kurtulmak için kumar oynama Parayla kumar oynayıp kaybetmenin ardından bir başka gün kaybettiklerini yerine koymak için çoğu kez geri gelme (kişinin kaybettiklerini “kovalaması”) Ne denli kumar oynadığını saklamak için aile üyelerine, terapistine ya da başkalarına yalan söyleme Kumar oynamak için gereken parayı sağlamak üzere çeşitli yasa dışı eylemlerde bulunma Kumar oynama yüzünden önemli bir ilişkisini, işini ya da eğitiminde/ mesleğinde başarı kazanması ile ilgili bir fırsatı tehlikeye atma ya da kaybetme Kumar oynama nedeniyle içine düştüğü çaresiz parasal durumdan kurtulmak için para sağlamak üzere başkalarına güvenme

Yapılan araştırmalar kumar oynayan kişilerde alkol ya da uyuşturucu bağımlılığının da eşlik edebildiğini göstermiştir. Patolojik kumar oynama bozukluğunun madde bağımlılıkları ile benzer özellikleri dikkat çekmektedir. Bazı araştırmalar patolojik kumarbazların yaklaşık yarısının alkol ya da başka bir maddeye bağımlı olduklarını ileri sürmektedir.

Kumar oynatan kişiye ne denir?

Vikipedi, özgür ansiklopedi Kumar, ortaya para koyarak oynanan talih oyunudur. Birden fazla kişi arasında rekabete dayalı bir şekilde oynanabildiği gibi, bir kişi tarafından bir oyun makinasına karşı da oynanabilir. Bir oyunda şahsi maddi varlıklarını (genellikle para ) risk etmeye kumar oynamak denir.

Bir insan neden kumar oynar?

İnsanlar sadece kazanma umuduyla kumar oynamaz. Kumar alışkanlığı olanlar kaybetse de kumar masasına geri döner ve bundan zevk alırlar. Öyle ki Wall Street finans merkezinde bir yönetici, kumar için aile ve arkadaş çevresini 100 milyon dolar dolandırmıştı.

Peki nasıl oluyor da bu insanlar bu alışkanlıkları için parasını, işini, evini kaybetmeyi göze alıyor? Öncelikle şunu belirtmek gerekir: İnsanlar sadece kazanma umuduyla kumar oynamaz. Psikolog Mark Griffiths kumarbazların bu alışkanlıklarının arkasında çok çeşitli motivasyonlar olduğunu söylüyor. PARA, EĞLENCE, HEYECAN 5500 kumarbaz ile yapılan bir araştırmada en büyük motivasyonun “çok para kazanmak” olduğu görülmüştü.

Ancak bunun hemen ardından “eğlence” ve “heyecan” faktörleri dile getiriliyordu. Kumarbazların bu alışkanlıklarının arkasında para kazanmak, eğlence ve heyecan gibi motivasyonlar vardır. Griffiths, “Kumarda kaybederken bile vücudunuz hala adrenalin ve endorfin hormonlarını üreterek” heyecan yaşamanızı sağladığını, insanların bir tür “parayla eğlence satın aldığını” söylüyor.2009’da Stanford Üniversitesi’nin yaptığı bir araştırmada, insanların yüzde 92’sinin “kaybetme eşiği” olduğunu ve bunun ötesine geçmeyeceği, ancak kumarda para kaybetmelerinin eğlenmeleri üzerinde fazla bir etkisi olmadığı görüldü.

Kumar kaç yıl hapis?

İnternet Üzerinden Kumar Oynatma Suçu – İnternet üzerinden kumar oynatma gün geçtikçe yaygınlık kazanmaktadır. Özellikle bahis siteleri ve canlı kumar sitelerinin kullanımı artmaktadır. İnternet üzerinden kumar oynatmak kumar oynanması için yer ve imkan sağlama suçunu ortaya çıkarır.

Kumarda kazanılan para ne yapılmalı?

Kumardan kazanılan para ne yapılmalıdır? 436) Kumardan Kazanılan Para Ne Yapılmalıdır? Bismillah Elhamdülillah, vessalatu vesselamu alâ Resûlillah Kumar bütün çeşitleriyle, piyango biletleri de kumar olmak üzere Allah’ın en büyük haramlarındandır. Ateştir olduğu gibi, olduğu gibi ateştir.

  1. Dolayısıyla kumar günahına bulaşan tövbe edecek, istiğfar edecek.
  2. Elindeki kumardan elde ettiği şeyleri de sahipleri varsa onlara iade edecek.
  3. Piyango gibi vesaire gibi karma bir sahibi var veya sahibini bulamıyorsa o parayı elinden çıkaracak.
  4. Bir vakfa, bir fakire götürüp verecek; tövbe edecek.
  5. Çünkü kumar haramdır, kumarla yenen bir lokma da ateştir.

Velhamdülillahi Rabb’il âlemîn. : Kumardan kazanılan para ne yapılmalıdır?

1 yıl 8 ay hapis cezası paraya çevrilir mi?

Doğrudan Hükmedilen ve Hapis Cezasından Çevrilen Adli Para Cezası Kararda İçtima Edilemez – 6136 sayılı Yasanın 13/1, TCK.nun 62, 52/2. maddeleri gereğince, sanığın hapis cezasından çevrilen 6000 TL ve doğrudan hükmedilen 500 TL adli para cezası olmak üzere toplam 6.500.-TL adli para cezasına mahkumiyetine karar verilmiştir.5237 sayılı TCK’da cezaların içtimaına dair bir düzenleme bulunmadığı gözetilmeden, 6136 sayılı Yasaya aykırılık suçundan hüküm kurulurken hürriyeti bağlayıcı cezadan çevrilme adli para cezası ile doğrudan verilen adli para cezasının toplanmasına karar verilmesi hukuka aykırı olup, hükmün bozulmasına; bozma gerekçesine göre yeniden yargılama yapılması gerekmediğinden, 6136 sayılı Yasaya aykırılık suçundan kurulan hükmün TCK’nun 52/4.

  • Maddesinin uygulandığı bölümde yer alan “toplam 6.500,00 TL” ibaresinin çıkartılarak yerine “6.000,00 TL ve 500,00 TL” ibaresinin yazılmasına, hükmün bu şekilde düzeltilerek onanmasına karar verilmiştir (Yargıtay 1.Ceza Dairesi – Karar:2017/835).
  • Sanığa verilen hapisten çevrilme ve doğrudan adli para cezalarının hükümde ayrı ayrı gösterilmesi gerektiği gözetilmeden, içtimasına karar verilmesi, kanuna aykırı ve sanığın temyiz iddiaları bu nedenle yerinde görülmüş ise de, bu aykırılık yeniden yargılamayı gerektirmediğinden, temyiz edilen kararın açıklanan noktası, sanık hakkındaki sonuç adli para cezalarının 3.000 TL ve 80 TL olarak ayrı ayrı belirlenmesi suretiyle, 5320 sayılı Kanunun 8/1.

madde ve fıkrası aracılığıyla 1412 sayılı CMUK’nın 322. maddesi uyarınca HÜKMÜN DÜZELTİLEREK ONANMASINA karar verilmiştir (Yargıtay 18.Ceza Dairesi – Karar:2016/13172).5237 sayılı TCK, cezaların içtimaına dair bir düzenleme içermediğinden, hapisten çevrilen para cezası ile doğrudan verilen para cezasının toplanması hukuka aykırı olup hükümde ayrı ayrı gösterilmeleri gerekir (Yargıtay 8.Ceza Dairesi – Karar:2016/7238).5237 sayılı Türk Ceza Kanununda para cezalarının içtimasının düzenlenmediği gibi doğrudan verilen adli para cezası ile hapisten çevrilen para cezalarının infaz rejiminin farklı olduğu gözetilmeden hapisten çevrilen 180 gün karşılığı adli para cezası ile doğrudan verilen 25 gün karşılığı adli para cezasının toplanarak yazılı şekilde karar verilmesi hukuka aykırıdır (Yargıtay 8.Ceza Dairesi – Karar:2016/7024).

Doğrudan hükmedilen adli para cezası ile hapis cezasından çevrilen adli para cezalarının infaz rejimlerinin farklı olması nedeniyle içtima edileceğine ilişkin TCK’da hüküm bulunmadığı gözetilmeden farklı nitelikteki adli para cezalarının toplanmasına karar verilmesi; doğrudan hükmedilen adli para cezasının taksitlendirilmesine yer olmadığına karar verildiği halde, hapis cezasından çevrilen adli para cezası ile içtima ettirildikten sonra tamamımın taksitlendirilmesine karar verilerek hükümde çelişkiye neden olunması nedeniyle hükmün bozulmasına karar verilmiştir (Yargıtay 2.Ceza Dairesi – Karar:2016/10232).

Sanık hakkında verilen 10 ay hapis cezasının ve 4 birim gün karşılığı adli para cezasının adli para cezasına çevrilme işlemlerinin ayrı ayrı yapılması ve içtima edilmemesi gerektiği halde hüküm fıkrasında cezaların içtima edilmesi hukuka aykırıdır (Yargıtay 23.Ceza Dairesi – Karar:2016/10310).

1 gün adli para cezası ne kadar?

Adli Para Cezası Nedir? Nasıl Hesaplanır? Adli Para Cezası Nedir? Nasıl Hesaplanır? 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nda iki farklı ceza yaptırımı mevcuttur. Bunlar hapis cezası ve adli para cezası olarak iki başlıkta toplanır. Hapis cezasının ne olduğunu hepimiz gayet iyi biliyoruz. Adli para cezası için ise hükümlünün mahkeme tarafından hükmedilen bir miktar parayı devlet hazinesi’ne aktarması olarak görebiliriz.

  • Bu noktada en sık karıştırılan noktalardan bir diğeri de adli para cezası ile idari para cezasının birbirinden karıştırılması olarak ortaya çıkar.
  • Hemen belirtmekte fayda var ki; adli para cezaları yalnızca mahkemeler tarafında hükümlüye verilen cezalardır.
  • İdari para cezaları ise diğer devlet kurumlarının kişilere yönelik verdiği para cezalarıdır.

İdari para cezaları hukuki anlamda bir cezai yaptırıma tabii olmadığı için hapis cezasına da çevrilemez. Adli Para Cezasının Çeşitleri

Doğrudan Verilen Adli Para Cezası : 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nda bir suçun cezai yaptırımının karşılığı şayet adli para cezası ise, mahkeme başkanı hükümlüye hapis cezası veremez. Bu konuya taksirle çevreyi kirleten bir kişinin cezasının adli para cezası olduğu ve karşılığında hapis cezası verilemeyeceği kesindir. Seçimlik Olarak Verilen Adli Para Cezası : Hukuki kapsamda bir ceza’nın karşılığı hem adli para cezası hem de hapis cezası olarak görülüyorsa ve hakim hükümlünün cezası olarak adli para cezasına hükmediyorsa burada seçimlik olarak verilmiş olan adli para cezası ortaya çıkmış demektir. Hapis Cezasından Çevrilen Para Cezası : Ceza Kanunu’nda kasten işlenmiş olarak suçlarda 1 yıl altındaki hapis cezaları adli para cezasına çevrilebilir. Taksirle işlenen suçlarda ise ceza sınırı göz önünde bulundurulmaksızın adli para cezası uygulanabilir. Hapis Cezası ile Verilen Adli Para Cezası : Ceza Kanunu’nda bazı suçlar için cezai yaptırım hem adli para cezası ile hapis cezası birlikte ön görülmüştür. Hükümlü hem adli para cezasını ödeyecek hem de hapis cezası alacaktır.

Hapis Cezası Nasıl Adli Para Cezası’na Çevrilebilir? Hapis cezasının adli para cezasına çevrilmesinde birkaç önemli etken gözümüze çarpmaktadır. Bunlardan ilki hükümlünün sosyo-ekonomik durumu olarak ortaya çıkmaktadır. Bundan sonraki aşamada ise suçun nasıl işlendiği, özellikleri, hükümlünün duruşma sırasındaki hal ve tutumları göz önünde bulundurulmaktadır.

Hapis cezasının adli para cezasına çevrilmesinde hükümlünün aldığı hapis cezası süresinin 1 yıl’ın altında olması da cezanın paraya çevrilmesi kapsamında büyük bir etken olarak ortaya çıkmaktadır. Taksirle işlenen suçlarda herhangi bir ceza sınırı yoktur. Gerçekleşen suç her ne olursa olsun, suç para adli para cezasına çevrilebilir.

Bu anlattıklarımız tamamen hakimin takdir yetkisine bırakılmıştır. Bazı durumlarda ise yasalar, cezai yaptırımları hakim takdirine bırakmadan uygulamaya koyar. Örnek vermek gerekirse ; hükmolunan ceza 30 günden daha az süreli bir hapis cezası ise bu hapis cezası kişiye uygulanmadan direkt olarak adli para cezasına çevrilir.

Ayrıca hükümlü kişinin yaşı 18’den küçük ya da 65’den büyük ise ve karar sonucu hükümlü 1 yıl ceza almışsa, bu ceza adli para cezasına çevrilir. Hakkında daha önceden bir adli soruşturma olmayan kişiler için de aldığı cezanın miktarına göre, suçun niteliğine göre vb. birçok duruma göre de hapis cezası yine adli para cezasına çevrilebilir.

Adli Para Cezası Nasıl Hesaplanır? Türk Ceza Kanunu’nda belirtilen adli para cezası minimum 5 günden maksimum 730 gün arası olmak üzere ceza yaptırımı bulunan günlüğü en az 20 tl’den en fazla 100 tl’ye kadar hesaplanır. Bu konu yine suçun unsuruna, niteliğine ve birçok durumuna göre hakimin takdir yetkisine bırakılmıştır.

Adli Para Cezası Ertelenebilir Mi? Hapis cezaları için bulunan erteleme durumu, adli para cezaları için geçerli değildir. Hatta hapis cezasından adli para cezasına çevrilen cezalar için ise herhangi bir erteleme söz konusu değildir. Adli Para Cezası Sicile İşler Mi? Adli para cezası sicil kaydı’na işlenir.

Cezanın peşin olarak yatırılması ya da taksitli olarak ödenmesi durumunda taksidin yatırıldığı son gün ceza infaz edilmiş sayılır ve ceza sicil kaydından kendiliğinden silinir. Ceza Mahkemeleri tarafından adli para cezasına çarptırılmış bir kişi alanında uzman ve deneyimli bir ceza avukatı ile görüşerek konu hakkında yardım ve daha detaylı bilgi alabilir.

3 yıl hapis cezası paraya çevrilir mi?

Hangi Cezalar Paraya Çevrilir? – Her hapis cezası dönüştürülmemektedir. Hapis cezalarının dönüştürülebilmesi için belli başlı şartlar bulunmaktadır.

Suçun cezasının bir yıldan az olan hapis cezaları çevrilebilmektedir. Kasıtlı olarak işlenmemiş ve taksirle işlenmiş olan suçlar adına hükmedilen hapis cezasının adli para cezasına çevrilmesi adına herhangi bir süre sınırı tanınmamıştır. Ancak bilinçli taksirle işlenen suçlarda süre sınırı bulunmaktadır. Bilinçli taksirle işlenen suçlarda, hapis cezasının çevrilebilmesi için bir yıldan daha az süre ile hapis cezasına hükmedilmelidir. Bilinçli taksir olarak nitelendirilen suç sonucunun öngörülmesine rağmen istenilmeyen suçlar için geçerlidir.

Telefonda kumar oynanır mı?

Kumar oyunlarını telefonda ya da bilgisayarda oynamak günah mı? Şans oyunlarını telefonda ya da bilgisayarda oynamanın hükmü nedir? Para karşılığı değil de zevkine kumar oynanır mı? Para karşılığı değil de zevkine oynanan kumar günah mı? İşte kumar oynamaya ilişkin haberin detayları.

  1. Yasak ve günah olması bakımından içki ile kumar arasında hiç bir fark yoktur.
  2. Allah Teala her ikisini de, aynı âyet-i kerime ile haram kılmıştır.
  3. Yüce Allah Kur’an-ı Kerimde kumar konusunda şöyle buyurulur.
  4. Aranızda mallarınızı haksız sebeplerle ve batıl yollarla yemeyin” (el-Bakara, 2/188; en-Nisâ, 4/29).

“Ey inananlar, içki, kumar, putlar ve fal okları şüphesiz şeytan işi pisliklerdir. Bunlardan kaçının ki kurtuluşa eresiniz. Şüphesiz şeytan içki ve kumar yüzünden aranıza düşmanlık ve kin sokmak ve sizi Allah’ı anmaktan, namazdan alıkoymak ister (el-Mâide, 5/90, 91; İbn Abidin Reddû’l Muhtar, İstanbul 1307, V, s.355; Hamdi Yazır, Hak Dini Kur’an Dini, İstanbul 1960, II, s.766).

  • Aslı kumar olarak bilinen oyunları telefonda ya da bilgisayarda oynamak günah mı? Sorusuna cevap Fatih Kalendar Hoca’dan geldi.
  • Fatih Kalendar Hoca, “Bir oyun hangi mahiyette olursa olsun maddi anlamda kazanan ve kaybeden varsa velev ki meşru çerçevede yapılsa bile bu klasik kumardır.
  • Örneğin musabaka İslam’da var olan bir yarışmadır ve caizdir.

Ama tarafların ortaya para koyması ve kazanan hepsini alacak şeklinde olması velev ki meşru oyunda bile olsa bu kumardır ve caiz değildir. Bir de şans oyunları vardır ki kazanma ve kaybetme şeklinde olsa caiz olmayacağı aşikardır. Böyle olmasa bile zevkine zararlı bir oyun veya kumar oynayalım kaybetmek ve kazanmak olmasın şeklinde bile kumar aleti olması hasebiyle oynamak fıkhen caiz değildir.

Fiziksel oynamak caiz olmadığı gibi ekran üzerinden oynamak da caiz değildir ve aralarında hiçbir fark yoktur. Netice itibariyle kumar aletleriyle oynanan bir oyundur. Hanefi mezhebi oyun konusunda ciddi anlamda meseleyi daraltıyor. Dolasıyla bu gibi şeylerden mutlak anlamda kaçınmak en güzel olanıdır.

Özellikle kumar için vazedilmişse bundan kaçınmak elzemdir.” dedi. : Kumar oyunlarını telefonda ya da bilgisayarda oynamak günah mı?

Kaçak bahis sitelerinde oynayanlar ceza alır mı?

Bahis Oynama Kabahati (Suçu) – Yasadışı bahis oynama suçu, 7258 sayılı Kanun’da mevcut değildir. Bahis oynamak, suç değil kabahat olarak düzenlenmiştir. Bu nedenle yasadışı bahis oynama idari para cezası yaptırımını gerektirmektedir. Adli para cezası, idari para cezasından farklı olarak ödenmediğinde hapis cezası ile sonuçlanabilecek bir yaptırım türüdür.

Bahis cezası ne kadar?

Yasadışı Bahis Oynama Suçunun Cezası – Türkiye’de bu konuda yasal olarak faaliyet gösteren Bilyoner, Nesine, Misli, Oley, Tuttur ve Birebin gibi siteler “İddaa” adlı bahis oyununun resmi bahis siteleridir. Bu yasal bahis siteleri “İddaa” adlı oyunu oynatan bayiler ile aynı maç bülteni, bahis oran ve bilgileri ile internet üzerinden bahis yapılması şansı sunmaktadır.

Adı geçen siteler Spor Toto Teşkilat Başkanlığı’nın yetki verdiği lisanslı sitelerdir. Bunlar dışında yurtiçi/yurtdışı fark etmeksizin; bahis oynatan, oynanmasına yer ve imkan sağlayan, para nakline aracılık eden ve oynayanlar hem 7258 Sayılı Kanun’un 5.maddesinde hem de 5237 sayılı TCK’nın 228, maddesinde yer alan hükümlerle ağır yaptırımlara bağlanmıştır.

Yasadışı bahis oynamanın cezası 2020; ” Madde 5 – (Değişik: 12/7/2013-6495/3 md.) Kanunun verdiği yetkiye dayalı olmaksızın ; a) Spor müsabakalarına dayalı sabit ihtimalli ve müşterek bahis veya şans oyunlarını oynatanlar ya da oynanmasına yer veya imkân sağlayanlar üç yıldan beş yıla kadar hapis ve on bin güne kadar adli para cezasıyla cezalandırılır,

B) Yurt dışında oynatılan spor müsabakalarına dayalı sabit ihtimalli veya müşterek bahis ya da şans oyunlarının internet yoluyla ve sair suretle erişim sağlayarak Türkiye’den oynanmasına imkân sağlayan kişiler, dört yıldan altı yıla kadar hapis cezasıyla cezalandırılır. c) Spor müsabakalarına dayalı sabit ihtimalli veya müşterek bahis ya da şans oyunlarıyla bağlantılı olarak para nakline aracılık eden kişiler, üç yıldan beş yıla kadar hapis ve beş bin güne kadar adli para cezasıyla cezalandırılır.

ç) Kişileri reklam vermek ve sair surette spor müsabakalarına dayalı sabit ihtimalli veya müşterek bahis ya da şans oyunlarını oynamaya teşvik edenler, bir yıldan üç yıla kadar hapis ve üç bin güne kadar adli para cezasıyla cezalandırılır. d) Spor müsabakalarına dayalı sabit ihtimalli veya müşterek bahis veya şans oyunlarını oynayanlar mahallin en büyük mülki idare amiri tarafından beş bin liradan yirmi bin liraya kadar idari para cezası ile cezalandırılır.

Bu madde kapsamına giren suçlarla bağlantılı olarak, spor müsabakalarına dayalı sabit ihtimalli veya müşterek bahis veya şans oyunlarının oynanmasına tahsis edilen veya oynanmasında kullanılan ya da suçun konusunu oluşturan eşya ile bu oyunların oynanması için ortaya konulan veya oynanması suretiyle elde edilen her türlü mal varlığı değeri, 26/9/2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun eşya ve kazanç müsaderesine ilişkin hükümlerine göre müsadere edilir.

Bu madde kapsamına giren suçlardan dolayı, tüzel kişiler hakkında bunlara özgü güvenlik tedbirlerine hükmolunur. ” ” Madde 228 – “Kumar Oynanması İçin Yer Ve İmkan Sağlama” (1) Kumar oynanması için yer ve imkan sağlayan kişi, bir yıldan üç yıla kadar hapis ve iki yüz günden aşağı olmamak üzere adlî para cezası ile cezalandırılır.

  • 2) Çocukların kumar oynaması için yer ve imkan sağlanması halinde, verilecek ceza bir katı oranında artırılır.
  • 3) Bu suçtan dolayı, tüzel kişiler hakkında bunlara özgü güvenlik tedbirlerine hükmolunur.
  • 4) Ceza Kanununun uygulanmasında kumar, kazanç amacıyla icra edilen ve kar ve zararın talihe bağlı olduğu oyunlardır.

” SONUÇ OLARAK; Yasa Dışı Bahis Suçuna İlişkin Eylemler;

Yasa dışı yollarla bahis oynatılması,Oynanmasına yer ve imkan sağlanması,Yasa dışı bahis sitelerine internet aracılığıyla erişim sağlanmasına aracılık edilmesi,Söz konusu sitelerin bahis oyunlarındaki para nakline aracılık edilmesi,Reklam yayınlamak suretiyle yasa dışı bahsin teşvik edilmesi.

Kumar bağımlılığı biter mi?

Tedavi için – Toplumları derinden sarsan ve toplumun temeli olan aileyi yıkan bu kötü alışkanlığın etkisi kişiyle sınırlı olmadığından bu patolojik bağımlılığı bir halk sağlığı sorunu olarak ele almak gerekir. Bu rahatsızlığın tedavisi mümkündür. Patolojik kumar bağımlılığının tedavisinde sıklıkla madde bağımlılığı tedavisi modeli uygulandığından bu kişiler madde bağımlılığı tedavi bölümlerine yönlendirilmelidir.

Kumar genetik mi?

‘ Kumar bağımlılığı genetik midir?’ sorusu sıkça sorulsa da çalışmalar kumar bağımlılığının genetik olmadığını ortaya koymuştur.

Kumar bağımlılığı hangi ilaç kullanılır?

Kumar Bağımlılığı (Patolojik kumar oynama) Kumar oyunlarına ilgi gösterme ve oynama oldukça yaygın bir davranıştır. Yıllar içinde oynanan oyunların türü değişkenlik gösterse de dürtü kontrolüyle ilgili bir zorluk olan kumar bağımlılığı her dönem varlığını sürdürmektedir.

Kumar bağımlılığına sahip birey; – kumar oy nama üzerine aşırı kafa yorar ( örn eğin, ge çmişteki kumar oynama yaşantılarını yeniden yaşamak, bir sonraki oyunu engellemek ya da tasarlamak ya da kumar oynamak üzere para sağlamanın yollarını düşünmek), – istediği heyecanı duymak için giderek artan miktarlarda parayla kumar oynama gereksinimi duyar, – birçok kez başarısızlıkla sonuçlanan, kumar oynamayı kontrol altına alma, azaltma ya da bırakma çabası olmuştur, – kumar oynamayı azaltma ya da bırakma girişimlerinde bulun urken huzursuzdur, – sorunlar ından kaçmak için ya da olumsuz bir duygudurumdan ( örn eğin, ç aresizlik,suçluluk,anksiyete,depresyon duyguları ) kurtulmak için kumar oynar, – parayla kumar oynayıp kaybetmesinin ardından bir başka gün kaybettiklerini yerine koymak için çoğu kez geri gelir ( kişin in kaybettiklerini “kovalaması” ), – ne denli kumar oynadığını saklamak için aile üyelerine, terapistine ya da başkalarına yalan söyler, – kumar oynamak için gereken parayı sağlamak üzere, sahtekarlık,dolandırıcılık,hırsızlık,zimmetine para geçirme g ibi yasa dışı eylemlerde bulunabilir, – kumar oynama yüzünden önemli bir ilişkisini, işini ya da eğitimiyle ya da mesleğinden ya da mesleğinde başarı kazanması ile ilgili bir fırsatı tehlikeye atar ya da kaybeder,

Bu bozukluğun tedavisinde dürtü denetimi sağlamak üzere antidepresan, antikonvülzanve antipsikotik ilaçlar kullanılır. Bilişsel davranışçı terapi en çok yararlanılan terapi yöntemidir. Bunun dışında çevresel düzenlemeler, altta yatan olası diğer ruhsal bozukluğa yönelik tedaviler ve ailenin ele alınması diğer yaklaşımlardır. : Kumar Bağımlılığı (Patolojik kumar oynama)

Kumar bağımlılığı nasıl biter?

Kumar Bağımlılığı Nasıl Tedavi Edilir? – Kumar bağımlılığı, tedavisi mümkün olan bir rahatsızlıktır. Öncelikle bu tedavi belirli bir süreci gerektirir. Kişi ilk önce bağımlı olduğunu kabul etmelidir. Daha sonra kişi ailesinden ve uzman bir hekimden destek almalıdır.

  • Tutum ve davranışlarını kontrol etmekte güçlük çeken kişinin içinde bulunduğu durum ailenin yardımıyla kontrol edilebilir.
  • Aile, bağımlı kişinin maddi ilişkilerini kontrol altında tutmaya çalışır.
  • Işinin kumar bağımlılığından kurtulması için gerekli desteği sağlar.
  • Patolojik olarak görülen kumar bağımlılığının tedavisinde genellikle madde bağımlılığı tedavi modeli uygulanmaktadır.

Bu yüzden kumar bağımlısı hastalar madde bağımlılığı tedavi bölümlerine yönlendirilmelidir. Kişiye göre düzenlenen program ile bu bağımlılıktan kurtulmak mümkün hale gelebilir.

Kumar parası haram mı?

İslâm, birçok oyun ve eğlence çeşidini helâl, bunun yanında kumar bulaşığı olan her türlü oyunu da haram kılmıştır. Kur’ân-ı Kerîm’de, ‘Ey iman edenler! Şarap, kumar, dikili taşlar (putlar) ve şans okları birer şeytan işi pisliktir. Onlardan uzak durun ki, kurtuluşa eresiniz.

Kumar kim icat etti?

Kumarhanelerin tarihi – Kumarın kesin kökeni bilinmemektedir. kumarın tarihteki ilk kaydını M.Ö.2300’de defterlere girmiş olsalar da, kumarın tarihteki hemen her toplumda çeşitli şekillerde görüldüğü tahmin edilmektedir. Eski Yunan’dan Roma’ya, Napolyon’un Fransası’ndan Elizabethli İngiltere’ye, tarihin büyük kısmı şans oyunlarıyla ilgili hikâyelerle doludur.

  1. Bilinen ilk Avrupa kumarhanesi, İtalya’nın kentinde 1638 yılında karnaval sezonu boyunca kontrollü kumar ortamı sağlamak amacıyla kurulmuş olan ‘dur.
  2. İşletme 1770’te, şehirdeki soylu ve zenginlerin sayısındaki azalma nedeniyle kapatılmıştır.
  3. Türkiye’de kumarhaneler 1978 – 1980 arası yaşanan döviz krizi sonrası büyük bir rağbet görmüştür.

Ülkeye dış piyasalardan döviz girişini artırmak için yapılan bu hareketlilik petrol krizi ile devam etti. İngilizce adı casino ve canlı casino dediğimiz kumarhaneler “Turist döviz getirir, ahlak götürür” sloganıyla radikal değişikliklere uğradı.1996 yılında yapılan bir yasa değişikliği ile kumarhaneler kapatıldı.

1 gün adli para cezası ne kadar?

Adli Para Cezası Nedir? Nasıl Hesaplanır? Adli Para Cezası Nedir? Nasıl Hesaplanır? 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nda iki farklı ceza yaptırımı mevcuttur. Bunlar hapis cezası ve adli para cezası olarak iki başlıkta toplanır. Hapis cezasının ne olduğunu hepimiz gayet iyi biliyoruz. Adli para cezası için ise hükümlünün mahkeme tarafından hükmedilen bir miktar parayı devlet hazinesi’ne aktarması olarak görebiliriz.

  • Bu noktada en sık karıştırılan noktalardan bir diğeri de adli para cezası ile idari para cezasının birbirinden karıştırılması olarak ortaya çıkar.
  • Hemen belirtmekte fayda var ki; adli para cezaları yalnızca mahkemeler tarafında hükümlüye verilen cezalardır.
  • İdari para cezaları ise diğer devlet kurumlarının kişilere yönelik verdiği para cezalarıdır.

İdari para cezaları hukuki anlamda bir cezai yaptırıma tabii olmadığı için hapis cezasına da çevrilemez. Adli Para Cezasının Çeşitleri

Doğrudan Verilen Adli Para Cezası : 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nda bir suçun cezai yaptırımının karşılığı şayet adli para cezası ise, mahkeme başkanı hükümlüye hapis cezası veremez. Bu konuya taksirle çevreyi kirleten bir kişinin cezasının adli para cezası olduğu ve karşılığında hapis cezası verilemeyeceği kesindir. Seçimlik Olarak Verilen Adli Para Cezası : Hukuki kapsamda bir ceza’nın karşılığı hem adli para cezası hem de hapis cezası olarak görülüyorsa ve hakim hükümlünün cezası olarak adli para cezasına hükmediyorsa burada seçimlik olarak verilmiş olan adli para cezası ortaya çıkmış demektir. Hapis Cezasından Çevrilen Para Cezası : Ceza Kanunu’nda kasten işlenmiş olarak suçlarda 1 yıl altındaki hapis cezaları adli para cezasına çevrilebilir. Taksirle işlenen suçlarda ise ceza sınırı göz önünde bulundurulmaksızın adli para cezası uygulanabilir. Hapis Cezası ile Verilen Adli Para Cezası : Ceza Kanunu’nda bazı suçlar için cezai yaptırım hem adli para cezası ile hapis cezası birlikte ön görülmüştür. Hükümlü hem adli para cezasını ödeyecek hem de hapis cezası alacaktır.

Hapis Cezası Nasıl Adli Para Cezası’na Çevrilebilir? Hapis cezasının adli para cezasına çevrilmesinde birkaç önemli etken gözümüze çarpmaktadır. Bunlardan ilki hükümlünün sosyo-ekonomik durumu olarak ortaya çıkmaktadır. Bundan sonraki aşamada ise suçun nasıl işlendiği, özellikleri, hükümlünün duruşma sırasındaki hal ve tutumları göz önünde bulundurulmaktadır.

Hapis cezasının adli para cezasına çevrilmesinde hükümlünün aldığı hapis cezası süresinin 1 yıl’ın altında olması da cezanın paraya çevrilmesi kapsamında büyük bir etken olarak ortaya çıkmaktadır. Taksirle işlenen suçlarda herhangi bir ceza sınırı yoktur. Gerçekleşen suç her ne olursa olsun, suç para adli para cezasına çevrilebilir.

Bu anlattıklarımız tamamen hakimin takdir yetkisine bırakılmıştır. Bazı durumlarda ise yasalar, cezai yaptırımları hakim takdirine bırakmadan uygulamaya koyar. Örnek vermek gerekirse ; hükmolunan ceza 30 günden daha az süreli bir hapis cezası ise bu hapis cezası kişiye uygulanmadan direkt olarak adli para cezasına çevrilir.

  1. Ayrıca hükümlü kişinin yaşı 18’den küçük ya da 65’den büyük ise ve karar sonucu hükümlü 1 yıl ceza almışsa, bu ceza adli para cezasına çevrilir.
  2. Hakkında daha önceden bir adli soruşturma olmayan kişiler için de aldığı cezanın miktarına göre, suçun niteliğine göre vb.
  3. Birçok duruma göre de hapis cezası yine adli para cezasına çevrilebilir.

Adli Para Cezası Nasıl Hesaplanır? Türk Ceza Kanunu’nda belirtilen adli para cezası minimum 5 günden maksimum 730 gün arası olmak üzere ceza yaptırımı bulunan günlüğü en az 20 tl’den en fazla 100 tl’ye kadar hesaplanır. Bu konu yine suçun unsuruna, niteliğine ve birçok durumuna göre hakimin takdir yetkisine bırakılmıştır.

Adli Para Cezası Ertelenebilir Mi? Hapis cezaları için bulunan erteleme durumu, adli para cezaları için geçerli değildir. Hatta hapis cezasından adli para cezasına çevrilen cezalar için ise herhangi bir erteleme söz konusu değildir. Adli Para Cezası Sicile İşler Mi? Adli para cezası sicil kaydı’na işlenir.

Cezanın peşin olarak yatırılması ya da taksitli olarak ödenmesi durumunda taksidin yatırıldığı son gün ceza infaz edilmiş sayılır ve ceza sicil kaydından kendiliğinden silinir. Ceza Mahkemeleri tarafından adli para cezasına çarptırılmış bir kişi alanında uzman ve deneyimli bir ceza avukatı ile görüşerek konu hakkında yardım ve daha detaylı bilgi alabilir.

Yasa dışı bahis cezası ne kadar?

Yasadışı Bahis Oynatma Suçu ve Cezası – 7258 sayılı Kanuna göre, spor müsabakalarına dayalı sabit ihtimalli ve müşterek bahis veya şans oyunları oynatmak suç olarak düzenlenmiştir. Yasadışı bahis oynatma suçunun oluşması için, yasadışı bahis oynatan kişinin menfaat temin etmesi şartı aranmaz.

Yani, hiçbir menfaati olmasa dahi yasadışı bahis oynatanlar kanun hükümleri gereği cezalandırılacaktır. Suç genel kastla işlenebilen bir suçtur. Türkiye’de spor müsabakalarına dayalı sabit ihtimalli ve müşterek bahis veya şans oyunları oynatma yetkisine Spor Toto Teşkliat Başkanlığı veya başkanlığın yetki verdiği gerçek ve özel hukuk tüzel kişileri sahiptir.

Spor Toto Teşkilat Başkanlığı, sabit ihtimalli ve müşterek bahis oyunlarını oynatmak üzere “sabit bayi” veya internet üzerinden oynatmak için “sanal ortam bayii” ruhsatı vererek gerçek veya özel hukuk tüzel kişilerine izin verebilir. Spor Toto Teşkilat Başkanlığı’nın verdiği ruhsatlar dışında, izinsiz bahis oynatmak 7258 sayılı Kanuna göre cezalandırılan bir suçtur.

Spor Müsabakası: Yurt içinde ve yurt dışında ilgili kurum ve kuruluşlarca tertiplenen resmi, özel, temsili, ulusal veya uluslar arası spor karşılaşmalarını ifade etmektedir. (Bahis Oyunları Uygulama Yönetmeliği m.4/a). Örneğin, ulusal futbol, basketbol maçları. Müşterek bahis oyunları: Yurt içinde ve yurt dışında tertiplenen spor müsabakalarına ait sonuçların tahmin edilmesi üzerine oynatılan, hâsılatın önceden belirlenen ikramiye yüzdesinin, doğru sonucu tahmin eden iştirakçiler arasında paylaştırıldığı bahis oyunlarını ifade etmektedir (Bahis Oyunları Uygulama Yönetmeliği m.4/ö). Sabit ihtimalli bahis oyunları: Yurt içinde ve yurt dışında tertiplenen spor müsabakalarına ait sonuçların veya etkinliklerin tahmin edilmesi esasına göre oynatılan ve iştirak edenler arasından doğru tahmin edenlere, önceden belirlenen bahis oranlarıyla ikramiye kazandıran oyunları ifade etmektedir. (Bahis Oyunları Uygulama Yönetmeliği m.4/u)

Yasadışı bahis oynatma suçlarına ilişkin soruşturmalarda şüphelilerin zilyetliğindeki yerlerde arama işlemi yapılmakta, arama neticesinde suçta kullanıldığı şüphesiyle elde edilen materyallere el konulmaktadır. Şüpheli veya sanığa ait bilgisayar, cep telefonu, tablet vb.

araçlara el konulduğunda mutlaka uzman bir bilirkişi marifetiyle incelenmek suretiyle rapor hazırlanmalıdır: Sanığın sahibi olduğu işyerinde bulunan ve dava konusu olay sebebiyle el konulan bilgisayarın, konusunda uzman bilirkişiye tevdi edilerek, sanığın; internet yoluyla ve sair suretle erişim sağlayarak kanunun verdiği yetkiye dayalı olmaksızın spor müsabakaları ile ilişkili olarak sabit ihtimalli veya müşterek bahis oynatıp oynatmadığı, oynanmasına yer veya imkân sağlayıp sağlamadığı ya da yurt dışında oynatılan her çeşit bahis veya şans oyunlarının Türkiye’den oynanmasına imkan sağlayıp sağlamadığı hususlarında rapor alındıktan sonra, hukuki durumunun tayin ve takdiri gerekirken hiçbir teknik inceleme yaptırmadan eksik araştırma ve kovuşturma ile yasadışı bahsin yurtdışından oynandığına ilişkin kabülün hangi sebebe dayandığı hususunun tartışılmadığı yetersiz gerekçe ile yazılı şekilde hüküm kurulması (Y19CD-K.2018/2249).

Yasadışı bahis oynatma suçunun cezası, üç yıldan beş yıla kadar hapis ve on bin güne kadar adli para cezasıdır.

Kumar cezası ödenmezse ne olur?

Yasa Dışı Bahis Para Cezası Ödenmezse Ne Olur? – Hakkında adli para cezasına hükmedilen kimseye, bir adli para cezası ödeme emri tebliğ edilir. Ödeme emrini tebliğ alan hükümlü, belirli süre içinde adli para cezasını ödemeli aksi takdirde kamuya yararlı bir işte çalışmayı kabul ettiğini beyan etmelidir.

  1. Adli para cezasını ödemeyen veya kamuya yararlı bir işte çalışma isteminde bulunmayan hükümlü hakkında, cumhuriyet savcısının kararı ile cezanın ödenmeyen kısmı için hapis cezası kararı verilir.
  2. Ödenmeyen adli para cezasının hapis cezasına çevrilmesi sonucunda hükümlü tüm haklarını kaybetmez.
  3. Hükümlü, her zaman adli para cezasını ödemek suretiyle hapis cezasından kurtulabilir.18 yaşından küçük çocuklara verilen adli para cezasının ödenmemesi halinde hapis cezasına çevrilmez.

Ancak 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun ile öngörülen prosedür uyarınca ödenmeyen adli para cezası takibe konu yapılır. Buna göre yasadışı bahis oynatma suçu için öngörülen adli para cezasının ödenmemesi halinde hükümlünün cezası hapis cezasına çevrilir.

Kumar Makinesi cezası ne kadar?

1072 sayılı kanunda hangi aletlerin kumar amaçlı olduğu belirtilerek Türk Ceza Kanunu Madde 228 e atıf yapılmıştır. Madde 228 – (1) Kumar oynanması için yer ve imkan sağlayan kişi, bir yıldan üç yıla kadar hapis ve iki yüz günden aşağı olmamak üzere adlî para cezası ile cezalandırılır.

Adblock
detector